Düş Kızım Tomris ve Ben

Serkan Engin kullanıcısının resmi
Benim de bir kızım var siz görmesiniz de, yıllardır benimle her nereye gitsem, adı Tomris. Düş kızım, hasret kızım, yok kızım Tomris. Beraber okuldan kaçar lunaparka gideriz, akşam düş annemiz fırçalar bizi, beraber tek ayak üstünde bekleriz. İstediği saatte yatar benim kızım, canı isterse ödev yapar, ders çalışır, canı isterse gece yarılarına kadar bilgisayar oyunu oynar, çizgi film izler, çocuk romanları/şiirleri okur. İstediği kadar sınıfta kalır benim kızım, fiyakalı diploma sahibi olması, ille de üniversite bitirmesi gerekmez, at yarışı gibi sınavlarla boğuşup çocukluğu/ilk gençliği harcanmaz. Her çocuk gibi tek asli görevi vardır Tomris'in: Oyun oynamak ve çocukluğunun tadını çıkarmak...

 
İleride her ne meslek sahibi olmak isterse o mesleği kendi seçer; ister terzi ister genetik mühendisi, ister heykeltıraş ister fabrika işçisi, ister marangoz ister bankacı.
 
Kendi hayatını nasıl yaşayacağını kendi seçer Tomris, ben değil, düş annesi değil, akrabalar, mahalleli, konu komşu, komşunun çocuklarının seçtikleri meslekler falan değil.
 
Bahsederken "benim" dediğime bakmayın, o bana "ait" bir varlık değildir, benim ve düş annesinin genlerinin birleşiminden doğmuşsa da, o sadece kendine aittir, her birey, her insan gibi. Üstünde mülkiyet hakkım yoktur, tıpkı "benim yarim/eşim" dediğim düş annesinin üzerinde ve "benim" dediğim düş kedimizin üzerinde mülkiyet hakkım olmadığı gibi. Herkes sadece kendisine aittir.
 
Tomris, her kim ve ne olmak isterse o olur, benim seçtiklerim değil. Benim gibi ateist olmak zorunda da değildir, solcu olmak da. İster subay olur ister anti-militarist, ister agnostik olur ister Müslüman-Budist veya Hıristiyan, ister liberal olur ister sosyalist ister faşist.
 
Benim bu bağlamdaki tek bir görevim var; önüne okuyup öğrenip içlerinden kendi seçimlerini yapabileceği ideolojik ve dinsel alternatifleri koymak, ama zerre kadar hakkım yok küçücük yaşta "zafer işareti" pozları ile fotoğrafını çekmeye veya Tomris'i minicik yaşta siyasi mitinglere götürmeye. Bunun küçücük yaşta başına türban bağlayıp camiye götürmekten hiç farkı yok. Çocuğum kendimin devamı değil, apayrı ve özgür bir bireydir çünkü, benim egolarımın, içimde kalmış uktelerin tatmin aracı veya gerçekleştiremediğim politik hedeflerime ulaşmanın aracı-aleti değildir.
 
Kazandırmak istediğim güzel alışkanlıklar (kitap okumak, hem kendine hem de diğer insanlara karşı saygılı, hoş görülü, dürüst, adil olmak, hayvanları-çiçekleri-doğayı sevmek ve bu sevginin gerektirdiği emeği, özveriyi, sabrı sarf etmek, vs. gibi) bağlamındaki görevim ise bizzat bunları yapmak, daha ötesi Tomris ile beraber yapmaktır.
 
Aşık olduğunda sevgilisini benimle tanıştırabilecek Tomris. Bekaret baskısıyla yetişmeyecek. Ben ve düş annesi, O'na sadece, cinselliğin aşk içre yaşandığında en erdemli halde olacağını anlatacağız ve "cinselliğin Afrikası" Türkiye'deki cinsel taciz tehlikeleri ile etini sömürmek için "seviyormuş" ayaklarına yatacak çakallara karşı bilinç kazandıracağız; gerisi Tomris'in tercihi, "kendi bedeni kendi kararı", kendi hayatı.
 
Benim de bir kızım var, siz görmeseniz de, düş kızım Tomris. Kimse gelmese bile mezarıma, zaman zaman uğrayıp bana, termos içinde çay getirip toprağıma dökecek, oyuncak bir palyaçoyu mezarımın üstüne bırakacak...
 
Serkan Engin
11 Ekim 2017

Kategori: