Ağ Günlükleri

Nihat Tuna ve Tarık Akan'a,

Haydar Karataş kullanıcısının resmi

Öğle yemeğindeydi, "Kanserim Haydar'ım, yeni romanını gönder de okuyayım..."  Çok duygulandım.
Nihat Tuna ordudan atılma eski bir subaydı. Özel hayatını pek bilmezdim, ama her daim güzel şeyler yazarak beni destekledi. Hep yalnızlığımın yanında oldu. Gurbet kültür çölüdür, Edward Said'in deyimiyle nefret yüklüdür. Bu çölde hayal kurarak yurt edinmemde Nihat Tuna'nın büyük katkısı oldu.
İletişim Yayınlarından çıkan Dersim ile ilgili neredeyse bütün dosyalarda emeği oldu.
Ona,

Karar Verin: “Sizin Muhammed Ali’niz Hangisi?”[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

bir abartıydı.[1]
 
Eski dünya ağırsıklet boks şampiyonunu 3 Haziran’da 74 yaşında kaybettik. Epeydir Parkinson’dan mustaripti. Konuşma dahil pek çok yeteneğini yitirmişti. Eşi Lonnie’nin deyişiyle “İnsanlarla gözleriyle, kalbiyle konuşmaktaydı”...

Ön Ren kaynağı

İsmail Güner kullanıcısının resmi

Erkenden kalkıp sırt çantamı hazırlamış, yağmur ihtimaline karşı şemsiyemi de yanıma almıştım. Telefonumun şarjı biter diye şarj aletini de almayı unutmuyorum bu arada. “Zamanında varabilir miyim?” endişeyle yola koyuluyorum.
      Tren hareket etti. İsviçre'nin güzel bir yanı da en çetin yerlerine bile yol yapılmış, her tarafa ulaşım sağlanıyor.

Giden(lerin) İki(sin)den Kalanlar)[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

hatırlanması o insanı ölümsüz kılar.”[1]
 
13 Nisan 2015 günü, dünyanın iki ayrı köşesinden iki yazarı aldı götürdü. İki çok yönlü entelektüel, Uruguaylı Eduardo Galeano ile Almanyalı Günter Grass, artık yoklar. Onlar art arda hayatlarını kaybederken; John Berger’ın Galeano için dediği gibi, Onlar yalanların, kayıtsızlığın, unutkanlığın düşmanlarıydılar.

Başyapıt ‘GABO’nun Kendisiydi, Hayatıydı[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

onu yaşadığın için gülümse.”[1]
 
87 yaşındayken biz(ler)i bırakıp gitti Gabriela García Márquez…
“Öldü” denilen  ‘Gabo’, “Ben ölümden korkmuyorum, sadece ölüme karşı bir kızgınlık hissediyorum”… “Bir sona geldiğin için ağlama, onu yaşadığın için gülümse”… “Kişi ölmesi gerektiğinde değil, ölebildiğinde ölür,” derken; ‘Kolera Günlerinde Aşk’ta da ekliyordu: “Hiçbir şey insana, kendi ölümü kadar benzeyemez…”

İsviçre Alplerinden doğan Ren Nehri

İsmail Güner kullanıcısının resmi

Biletçi:
       "İsterseniz size her yaz sezonu yarı fiyatına BÜGA hazırlayıp vereyim, "dedi.
      "Yo, yo, istemiyorum” dedim ona. “Ben Igis'den Chur kent merkezine; işe gidip gelmek için aylık abone istiyorum." 
      Biletçi yüzüme bakıp, "Bununla kantonun her tarafına bir ay boyunca seyahat edebilirsiniz ama.” diyor.

Dutlar kızarmadan evvel...

H.Gürer kullanıcısının resmi

Bedenine sığmayan rahatsız edici sıkıntıdan eser kalmamıştı. Uykusuz ve yorgundu ama huzurluydu. 

 Ektiği bu bereketli bostandan mahallede faydalanmayan yoktu. Dalında henüz tam kararmamış kara dut’tan alıp tadına baktı. Böğürtlen tadındaydı, ekşi ama suluydu. Kara dut’u sevmeyen yoktu. En çok da oğlu Sinan, “en güzel meyvedir dut, dalındayken yemezsen intihar ederler” der, kelebek larvası misali dut ağacında yaşam bulurcasına etrafında dolaşır, sonra parmaklarını ve dudaklarını yalayarak doyumsuzca yerdi. 

 

Yazmak Eyleminin Kadınları

Temel Demirer kullanıcısının resmi

güneşi pencerene çizebilmek.”[1]
 
Alexandre Dumas’nın tabiriyle, “Gecenin karanlığında güneşi pencerene çizebilmek,” dik durabilen özgür insanlara özgü bir haslettir…
Eğer bir özgür toplum yaratılacaksa, bu ancak dik durabilen özgür insanların ısrarıyla yani Paul Goodman’ın, “Özgür bir toplum, eski düzenin yerini ‘yeni düzen’in alması olamaz. Özgür bir toplum, özgür eylem alanlarının toplumsal yaşamın çoğunu oluşturuncaya dek yayılmasıdır,” diye formüle ettiği yoldan gerçekleştirilebilecektir.

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...
RSS - ağ günlükleri beslemesine abone olun.