Doğumum/ Nesrin Özyaycı
Ne koklayabilirsin
Ne dokunabilirsin
Ne de elini sürebilirsin
O kadar ince, dikenler içinde
Fırtınalar götürdü onu
İnce yaprakları titrek
Etrafına zevk veren, neşe veren
Umut veren
Bir dağ gelinciği O
Ne koklayabilirsin
Ne dokunabilirsin
Ne de elini sürebilirsin
O kadar ince, dikenler içinde
Fırtınalar götürdü onu
İnce yaprakları titrek
Etrafına zevk veren, neşe veren
Umut veren
Bir dağ gelinciği O
Ekim’in Lenin’i, Lenin’in Ekim’i insan(lık) tarihini var eden destanların en önemlilerindedir.
Farsça “daistan” sözcüğünden türetilen; kadim Yunan’da “epos”, batı edebiyatında “epope” adı verilen destan, “gerçeküstü” denilenin gerçeğe, “ütopya” denilenin tarihe tahvil edildiği insan(lık)ı yeniden yaratan devrimci praksisin kaldıraçlarındandır…
Destan(lar), cüretkâr insan(lar)ın “olağan”a başkaldırıp, “Vurun ulan vurun, ben kolay ölmem” diye haykırdığı olağanüstü yaratıcılıktır.
Gereklidir; vazgeçilemezdir…
1992 doğumluyum. Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde doğdum. Aslen Zaza’yım. Mezun olduğum yıl üniversitemden 3 ödül aldım. İnsan emek verince ve emeğinin karşılığını alınca hoş oluyor. Türkiye’nin farklı internet sitelerinde köse yazarlığı yapıyorum (Webunya, sosyetealemi.com, sendika org, edebiyatbahcesi.net). Bitlis Eren Üniversitesi Tarih bolumu mezunuyum. Ayni yıl Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nde pedagojik formasyon alarak Tarih Öğretmenliği unvanı da aldım.
Bilmeyen yok: Sürdürülemez kapitalizm krizde… Dahası krizden çıkmak için attığı her adım, her debelenişi, onu içine düştüğü girdabın daha derinlerine doğru çekiyor.
Evet Gülücük,
Bütün kadınlar sende toplanmış...
Mısır'da ki aşk tanrıçası Afrodit'den tut da,
Arizona da ki savaşçı Lozen 'e kadar.
Sanki her birinin kaderini sana bağlamışçasına,
Her kim yaşamışsa güzel, cesur, iyi, merhametlicesine.
Emek emek, ördün bu aileyi, ilmik ilmik.
Koca adam ettin, şu ele avuça sığmaz küçük haylazı.
Üstüne bi de sevdin,
Daha ne olsun!..
Yüksel Kurtul 1938’de mübadele ile Bulgaristan’dan gelen ve mecburi iskân sebebi ile Diyarbakır’a yerleşen bir ailenin 1959 doğumlu çocuğu. Serde şairlik de vardır. İlk şiir kitabı “Aslı Gibi” Ozan Yayıncılık’a bağlı Babıali Kitaplığı’ndan çıktı.
Yüksel’i iyi tanırım; sevda yürekli bir insandır. Gözleri çakmak çakmaktır. İzmir'de aynı mahallede büyüdük, isyankârdır benim gibi. İsyanını şiir ve öykülerinde görebilirsiniz. İnişli-çıkışlı yaşamına karşın o hep umutludur, gözleri ışıl ışıldır.
“Ay gız biz bu FETO’NUN bir terör örgütü olduğunu nasılda bilemedik.”, “Yav bu FETO nasılda bize kendini yutturmuş!” diyenler sanki her şeyin farkında olan insanlardı da, birden “Aman şükürler olsun uykudan uyandık” edasına giriyorlar. Onlar bu koyu tartışmalarla gün geçirirken, yeni bir uykuya hazırlamak için FETO muhabbetini bir ninni gibi uzatıp giden dev babalarının farkındalar mı?
I.1) OLAN(’IN HİKÂYESİ) NE?
I.2) SORULAR, SORUNLAR
I.3) KİMİ SAPTAMALAR
I.4) 15 TEMMUZ BAĞLAMI
I.5) “HİZMET” (GÜLEN) HAREKETİ
I.6) ABD FAKTÖRÜ
II. AYRIM VEYA POLİTİK ÇERÇEVE:
DARBE GİRİŞİMİ
II.1) DARBE SONRASI DURUM
II.2) ERDOĞAN (AKP) HAYRANLIĞI
II.3) ORTAKLIK(LARI)
Fırtınalar kopsa, zindanlar doldurulsa
İşkence tezgahları aralıksız çalışsa,
Kor ateşlere atılsa da canlarımız/
Kınalı keklik ihanetleri kol gezse..
Dolansa da akbabalar tepelerde,
Başka yolu yok - her gecenin sabahı var! …
Her inişin çıkışı - her vadinin zirvesi var..
Yeter ki, sakın unutmayın /
Eylül
Ne o?
Kıpkızıl yanan
Sarı saçlarıyla ağaçlar.
Eylülde mi başladı?
Tasını tarağını toplamaya.
Bilmeliydi şair!
Her aşkın bir acıya,
Bir eylüle
Çalan kuş sesi olduğunu.
Üzülme, acı duymayan
Sadece ölülerdir dedi
Ve gitti.