Ağ Günlükleri
DEVRİMCİ BİR GELENEK: AST[*]
Sabahattin Kudret Aksal’ın, “Tiyatro, sanatın tümü gibi bir okuldur. Eğitir, geliştirir insanı, dünyasının sınırlarını genişletir”; Genco Erkal’ın, “Tiyatro insandan insana bir iletişimdir. Araya elektronik ya da mekanik bir aygıt girmeden yapılan bir iletişim,” vurgularını önemsediğim için “Tiyatro kutsal amaçlardan gittikçe uzaklaşıyor,”[2] saptaması üzerine bir de 2000’lerde kafa yormakta yarar olduğunu düşünüyorum.
DUVAR YAZISI EDEBİYAT KAYINTISI XXXIII
DUVAR YAZISI EDEBİYAT KAYINTISI
XXXIII
Madde 321: Sema Kaygusuz’un “Yüzünde Bir Yer” romanında şöyle bir pasaj yer alır:
“Bir dağ yamacındaki gümüş kırı kayaçların gözüyle bakıyordun olan bitene. Bir mekândın orada. Mekâna yayılan tinsellik sen içre kalıcı bir ruh haliydi. O gün hem kendini yanan alev, hem de ateşte ısınan insandın.” Farklı bir mekân ve bununla ilintili olarak zamandan bahseder Kaygusuz.
Diyanetin bu mu dünya
Tabii o zamanlar Sivas’ın dört tarafı sularla çevrili. Şimdi sular çekildi cıs çıplak ortada kaldı. Zaten başlıca geçim kaynağımız da karides, kalamar, deniz anası, midye gibi deniz ürünleriydi. Kangal’da mesela eskiden Kangal köpeği falan yoktu, Kangal lüferi vardı. Sekiz on lüfer beş yüz koyunu götürür getirirdi.
Ayla
İnsan, Güven, Güvensizlik ve Yaşam
Asırlardır güvensizliğin tamamen dibe vurduğu toplumlarsa din, ırk kutsallığına sarılıp, namusu kadın şahsında gören teokratik anlayışlardır. Bu toplumlar olaylar karşısında profesyonel timsah gözyaşı dökerken, samimi olanlara taş çıkartırlar. Diğer modern timsah gözyaşıysa, Avrupa ve Amerika’nın, Rusya ile Ukrayna’yı savaştırıp, Ukraynalılara döktükleri gözyaşları, insanlık kırıntısını da yok etmiştir. Timsah gözyaşı politikası dünya toplumlarına o kadar derinlemesine nüfuz etti ki iki kardeş, akraba, aynı siyasi ve kültürden olanlarda dahi duygu, dostluk, güven bırakmadı.
DUVAR YAZISI EDEBİYAT KAYINTISI XXXII
Madde 311: Hayatın her safhasında olmazsa olmaz duygulanımlardan biri de utançtır. Utanç duygusunu yaşamayanlar insanlığından çok şey yitirmiş olur. İnsani-toplumsal bir duygudur utanmak. Aksi halde ar damarı çatladı derler bunu hissetmeyenlere. Kötücüllüklerinin tescili utanmayı bilmemektir.
Nietzsche, “Böyle Buyurdu Zerdüşt”te, Zerdüşt’ü şöyle konuşturur: “Şöyle der gören kişi, utanç, utanç, utanç. İnsanın tarihi budur.”
Onun için utananlara ne mutlu demek lazım…
Madde 312: Gülten Akın’ın “Utanç” adlı şiirinden:
AŞKIN’IN AŞK’I SORGULAMASINA DAİR ÜÇ BEŞ KELAM
AŞKIN’IN AŞK’I SORGULAMASINA DAİR ÜÇ BEŞ KELAM
İKTİDARA ADIM ADIM ADLI KİTABA DAİR BİRKAÇ SÖZ…
FIDEL CASTRO İKTİDARA ADIM ADIM
ADLI KİTABA DAİR BİRKAÇ SÖZ…
Derleyen Çeviren: Zeynep Türkmen
Yayınevi: Yeni Dönem Yayıncılık
"ÖZGÜRLÜĞÜN SESİ” MANNHEİM’DE
"Bu çalışmanın amacı içeridekilere moral vermekten çok, dışarısı ve içerisi arasındaki politik sürekliliği göstermek. İçeridekilerin hürriyet mücadelesinin dışarıdakilere gündelik hayatlarında yaşadıkları “denetimli serbestliği” hatırlatmış olması. Bir not düşmek isterim. Şimdiye kadar sanat alanında bu kadar çok gezilen bir sergi görmedim. İnanılmaz bir izleyici ilgisi var. Bu ilgi, konunun ne kadar çok insanın hayatına dokunduğunu kanıtlıyor. İnsanlar bir duygu yoğunluğu ile sanki sözcüklerin arasında yakınlarını arar gibi geziyorlar sergiyi.






