Müslümanlaşarak Türkleşenlerin Kimlik ve Ulus Nitelikleri -2-
Anadolu Selçuklu Devleti'nin Kimliksel Sosyolojisi
Anadolu Selçuklu Devleti'nin Kimliksel Sosyolojisi
Büyük Selçuklu'nun Kimliksel Sosyolojisi
Arap ülkeleri ile Türkiye'nin basit ticareti dışında kültürel bağı olmadığı halde, Türkiye'nin İslam yozluğuna sarılıp her türlü ağır bedeller ödemesi, zeka ve akıl tutulmasının bir sonucudur. Bunlar siyasi, askeri, ekonomik ve kültürel her alanda yaşanmaya devam ediyor. Peki neden devlet ve toplum olarak öz değerini inkar edip, hiçbir faydası olmayan İslam bataklığının arkasından gidiliyor? Sorunun doğru cevabı insan, zeka, akıl ve öz kültürün diyalektik bağı incelenerek verilebilir.
Özenti, saplantı, ukala, ırkçı, doyumsuz ve çeşitli kutsallıklarla eğitilen her insan, gerçek adaleti kaldıracak karaktere sahip değildir. Çünkü gerçek adalet; bilgi, sınır, ölçü, ciddiyet, samimiyet, eşitlik ve yüksek ahlak ister. Bu da sorgulayan düşünce, kültür, doğruluk ve dürüstlük demektir. Sıralanan insani ölçüler, hükmetmek isteyen ve yetersiz kişilere ağır geldiğinden, karakterlerindeki hazır negatif egoist fahişeliği tercih ederek yaşarlar. Ve dinle devletin yol göstericiliğine sığınılıp, kullanılmak vatan severlik olarak görülmekte.
Uşaklık ve barbarlık gibi kişilik bozukluğunu var eden yapılardan birisi, insanın düşünce sorgulama mantığını durduran tanrısal korkudur. Diğeriyse her şeye ahlaksızca sahip olma düşüncesinin, resmi devlet politikası olarak yaşatılması. Her iki insanlık dışı bu davranışları özet olarak şu şekilde ifade edebiliriz.
Her türlü resmiyete sahip İslam yozlaştığına göre, Aleviler mevcut resmiyetin içerisinde İslam'dan daha beter yozlaşacaktır. Hangi koşul ve şartlarda olunursa olunsun, tüm din ve inançlar özerk yaşatılmalıdır. Özerk olmayan her yapı, devletin çirkin emellerinin maşası olmaktan asla kurtulamaz.
diğer taraftan gösteriş, şatafat içerisinde yaşamak, dünyanın en büyük onursuzluğudur.
Bu makaleyi yayınlayan ve okuyan herkes bizi maruz görsün. Bir toplum ve ülkede kadınların öldürülmesi demek, ilk düşünceyi icat eden insanın yok olması anlama geldiğinden ötürü yüreğimiz kan ağlıyor. Biliyorum yayın ilkelerini ve insani kuralları biraz zorlayan bir dille yazdım. Çünkü kadın ve insanlık düşmanı alçaklar başka türlü anlamıyorlar!
Önceki bölümlerde ifade edildiği gibi dünyaya din ve etnik ırkçılığı tek tanrılı dinler icat ettiler. Bizler Anadolu ve Mezopotamya'da yaşayanlar olarak, Arap İslam etnik ve inanç ırkçılığından her zaman rahatsız olmuşuz. Bunun nedeni, İslam ortaya çıktığı günden bu zamana, gerici faşist anlayışını sürekli kutsamasıdır. Yahudilik ve Hıristiyanlık laik - seküler demokrasiyi kabul ettiklerinden olumsuzlukları ciddi anlamda sınırlanmış oldu. Araplar; Hac vb.
İlk tek tanrılı İbrani etnik ve Yahudi ırkçı egemenlik, her tarafa kendi bağnazlığını yayıyordu. Bunu kabul etmeyen insan topluluklarının bazıları köleleştirilirken, köleliği kabul etmeyenlerin bir kısmı öldürülüp diğerleri verimli alanlardan çöl ve kırsal bölgelere sürülüyordu. Bölgenin kırsal, dağlık ve çöllerinde yaşayanlar zaten her gün hastalık ve de açlıktan can veriyordu. Bunu bilen yoksul topluluklar ya mevcut tanrı ve dine inanıp tamamen kendilerini inkâr ederek yaşayacaklardı veya savaşıp onları devirmeliydiler. Çoğu zaman isyan etmekte işe yaramıyordu.