
Gelenler, hatırımız için geldiklerini beyan ediyorlardı...
Kısa süre içerisinde bütün komşularımızın etrafımızda kümelendiklerini gördük ve bizleri, oldukça sevindirmişti. Bazıları çaktırmadan oturdukları yerden birbirlerine sırtlarını dönmüş vaziyete oldukları gözlerden kaçmıyordu...
Bahçede hummalı bir çalışma devam ediyordu... Kısa süre içerisinde güzel şeyler başarılıyordu! Sayı olarak azda olsalar misafirperverlikleri ön plandaydı... Köyümüzün gençleri uzaktan gelen biz misafirlerine hizmet etmek için birbirleriyle adeta yarışıyorlardı...
Bahçeye masa ve sandalyeler yerleştirilmiş hep birlikte oturduk.
Komşu köylerden gelen misafirlerimiz de vardı.
Gittiğimizin ikinci gününde bütün köylülerimiz ile komşu köylerden gelen dostlarımızı etrafımızda görmek olumlu bir gelişmeyle birlikte bizleri oldukça memnun etmişti...
İkram edilecek çaylar demlenmiş ateşin közünde hazırda bekletiliyordu...
Kürtlerin mesken tutukları alanlar dağlarıdır... Köyümüz Merkezi yerleşim bölgelerinden uzak yaşam ve ulaşım koşullarının güç olan bir yerleşim yeridir...
Böylesi yerleri seçmelerindeki amaçları varlıklarını koruyabilmek içindir... Köyümüz; Kısır dağının eteklerinde kurulmuş küçük ve şirin bir köydür...
Günümüzde ulaşımın kolay hale getirilmesi çokta işe yaradığı söylenemez... Çünkü nüfusun ezici çoğunluğu göç etmiş durumda…
Köyün temiz ve berrak havası altında sıcak çaylar ikram edildi ve köylülerimizle birlikte koyu bir sohbete daldık...
Bir sıkıntılarının olduğunu gözlemledim ve o sıkıntıları gözlerden kaçmıyordu...
Acaba nedir diye düşünmeden kendimi alamıyordum... Yanımda oturan amcam kulağıma bir şeyler fısıldadı
"Ben dâhil olmak üzere hepimiz sana karşı çok mahcubuz" Hayırdır neden diye sormamı tamamlamadan... "Nedenimi kaldı uzun yılardır çektiğin bunca esaret ve sürgünden sonra köyüne sağ salim döndüğün için bizleri şereflendirdin... Bizler, senin gelişini nasıl karşıladık... Ne yaptık?
Bir kurban bile kesemedik ve bir şey yapamadığımızın derin Suçluluğu ile ezikliğini hepimiz yaşıyoruz"... dedi.
O Konuda rahat olmalarını ve gönüllerini hoş tutmalarını söyledim... İnsanlarımızın gönüllerini almasını becerirsen sohbetleri hoştur.
Besledikleri hayvanları hiç pahasına sattıkları halde yine de, alıcısı yok derecede olmamasından dert yakınıyorlardı...
Dışarıdan getirilen ithal hayvanlar piyasayı düşürmüştü...
Sahipsiz ve biçare kaldıklarını dile getiriyorlardı... Böyle devam ederse kalan yaşlıların dışındakilerde göç edeceklerini söylüyorlardı...
Cılavuz'un Mamaş köyünden gelen misafirlerimiz anlatıyorlardı.!!!
"Susuz ilçe olmaktan çıkarılmış belde konumuna düşürülmüştü"
Devamında ekliyorlardı "Biz köylülere; bundan böyle köy meralarını otarmama yönünden resmi yollardan yazılı uyarı geldi ve bu sene hayvanlarımızı dışarı salmadık perişan durumundayız... Ne yapacağımızı bilmiyoruz... Devlet; Meralarımıza yasak getirdi... Devlet bununla yetinse sorun değildir. Peyderpey bütün her şeyimize el koyacak."
Konuyu biraz daha açık ve anlaşılır duruma getirmek için ve yine gündemleştirmek açısından başından sonuna kadar neler olup bitiğini sorup anlatmasını söyledim!!!
Asıl can alıcı nokta şudur;
Şehirlere göç edenlerin dikkatine?
"Göle ovası kimsesiz ve kan ağlıyor; Büyük firmalara pazarlanıyor bugün yarın satılacak. Halk deyimi ile (Göle çayırı )O çayırda büyük hayvan çiftlikleri kurulacakmış... Yetiştirilecek olan hayvanların geniş otlaklara ihtiyacı vardır...
Dolayısıyla merkezi yer Göle olmak üzere, Susuz’ un büyük kısımı ile Hoçvan'ın büyük bölümü O iş için şimdiden seçilmiş durumda...
Köylerinden göç edenlerin arazileri cazip fiyatlarla ellerinden alınacak ve büyük firmalara devredilecek... Merkezi köy sistemine geçilecek meralarımıza bu plan dâhilinde yasak getirilmiş durumda, bununla yetinseler dünden razıyız. Köylerden göç edenlerin arazileri ellerinden alındıktan sonra hiç bir şeyin tadı tuzu kalmaz... Bizim gibi küçük üreticiler iflas edecektir" dedi.
Göle’nin merkezinde oturan akrabamıza misafir olduk...Hal hatır sorulduktan sonra çay kahve ikramına geçildi ve o arada genel gidişatla ilgili durumlarını sorduk sorduğumuza pişman olduk!!!
85 Yaşında ki akrabamızın anlatımları? "Sahipsiz kaldık! Haklarımızı dile getirip savunan hiç kimsemiz yok... İçim yanıyor 85 yaşındayım bu yaşımdan sonra nereye gidebilirim ki? Toprağımda ölmek istiyorum beni toprağıma gömün; Göle’nin çayırı satılıyormuş bugün yarın satılacakmış hayvansal ürünlerin mamul hale getiren entegre tesisler kurulacakmış. Büyük hayvan çiftlikleri kurulacakmış Meralarımız elden gidiyor, peki biz ne olacağız. Bizim buralar İstanbul'da pazarlanıyor. Çayırın satıldığından kimin haberi vardır?"
Herkes suskun neden?