Müslüm Aslan ağ günlüğü
Kirpiklerimdeki Gece
Sesinin ılıklığı dalgınlığımı ıslatırken
Anahtarı kayıp kalbin
Uzarmış menzili umuda
Hani ellerin bir mendil gibi düşerse yanıbaşıma
Yalın ayak düşerim sokağa
Ne kör vakitlere aldırış ederim
Nede o üryan sabahlara
Koşarım çıldırasıya
Kanayan yaradan gelişin tomurcuklanır belki
Gülüşün ve sesin keşfederken beni
Şu kalabalık yalnızlık düşer kimliğimden
Sefaletin Borcu
düşlerim kimliğim kadar tehdit yayılımında
üşüyor adımlarım inlerken ardımdaki izler
yanlışların kararsızlığında cehennem tomurcuklanıyor
cebimde iki alev parçası katlanırken buruşan
ve ben sefaletin burslarıyla yaşıyorum
hiçbir tadın şifresi açmıyor kilidini sevincin
artık yıllar israf
silik ve solgun
Bilemediler İşte
Sonra üzerine kelimelerden iki avuç toprak
Çığlıklardan yeminler serptiler
Yüzünü gökyüzüyle yıkadılar
Bilemediler işte
Bizden susarak gitmedigini
Kalpte kızılca bir nefes
Ve umutta mavi günlere döndüğünü
Bilemediler işte...
O
Söyleyin
Ve var mıdır acının yüreği
Sessiz Voltam
Sende
Her sözünde saçılan kalbim
Kekeme şaşkınlık
Kaskatı bir suskunluk
Sende kalırdı adım
Rüzgarına savrulurken kalbim
Nergis beyazı bir acıyla
Kilitlerken özlem
Üşürken kaç zaman kaç şehire sarıldım
Ne ismim vardı nede ben
Seni sayıklayıp tükenirken






