Anılar

Buca Cezaevi

Necmettin Yalçınkaya kullanıcısının resmi

"şuradan bir pide ya da lah­macun yaptıralım. Siz de yiyin."
"Hayır, olmaz" diyor, yanımızda oturan.
"Aslında fena da olmazdı" diyor arabayı kullanan. "Komü­nistlerin çayı da içilir, yemeği de yenir" deyip pis pis sırıtıyor.
"Söz, siz tahliye olun pideler benden" diyor yanımızda otu­ran, "tahliye olabilirseniz şayet."
Başlıyor kıkır kıkır gülmeye.
İçimden küfrediyorum.

Hastane Önünde İncir Ağacı

Nural Yılmaz kullanıcısının resmi

Oda arkadaşım 36 yaşında Uşaklı Nuriye. Sessiz sakin bir kadın. Cam kenarındaki yatağı o kapmış, benimkisi banyoya daha yakın.
Akşam yemeği geldi. Gayet iyi. Çarşaflar tertemiz. Oda sıcacık. Bundan iyisi Şam'da kayısı misali. 
Tanımadığım biriyle aynı odada uyumak epeyce zor bir durum olsa da,  iki aya yakın bir süre hiçbir ödeme yapmadan bu hizmeti almanın tek bedeli odayı biriyle paylaşmak. Mecburen paylaşacağız!

Kömürcü

Necmettin Yalçınkaya kullanıcısının resmi

Kamyonetin sürücüsü bizi kapı önüne sıralanmış, kalabalık bir hâlde görünce az ilerdeki sokağa sapmaktan vazgeçip geri geri geldi, durdu sessizce. Camdan başını yana uzatıp gülümsedi. “Kıymet Abla” dedi anneme, “çok güzel odunumuz, kömürümüz var. Hem fiyatları uygun hem de altı taksitle”
Annem fiyatını sordu. Aldığı yanıt karşısında: “Fiyatı uygunmuş” dedi.
Kamyonetin sürücüsü: “İsterseniz sizi kömür deposuna götürebilirim” dedi.

Senin Adın Ne?

Nural Yılmaz kullanıcısının resmi

Hoş; otuz beş yıl sonra şimdilerde bile, onca yeni ulaşım alternatifine rağmen süre halâ aynı ya, hadi neyse!
 
Binersin kırmızı belediye otobüsüne, ayakta itiş kakış, kıçına el atacaklar için yakada hazır bekleyen toplu iğneyle aşk yaşayarak, ter kokuları arasında varırsın okula.
 
Biz yine iyiymişiz aslında. Sadece kıçımıza el atardı it kopuk takımı. Onun da bir toplu iğneyle icabına bakardık.
Şimdilerde kıçının ellenmesine razı olacak nerdeyse kızlar. Tecavüzler, boğazını kesip canına kast etmeler!
 
Her neyse derin mevzular bunlar!
 

HEP BÖYLE KAL!

Nural Yılmaz kullanıcısının resmi

Müjde Ar'ın parladığı yıllarda herkes beni ona benzetirdi. Bu benzetilme çok da hoşuma giderdi. Bir şampuan reklamına çıkardı televizyonda.  Saçlarını havuzda özgürce sallayıp arkaya attığı bir reklamdı TV'de.
Yirmili yaşlardaydım. Saçlarım çok güzeldi. Hala güzel. Ben de saçımı sallayıp arkaya doğru atarmışım. Hem o halimi hem de yüzümü çok benzetirlerdi ona. Unutmamış Emel bunu.
 

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

80’LİK DULLAR-1/ Sedat ÖNCER
Çünkü nüfusu orta yaşın da çok ötesinde insanlardan kuruluydu. Beldenin tek camisinden gün yoktu ki bir sela sesi duyulmasın… Emeklilerin tercih...
ZİNE/ Nazir Atila
Zine birden telaşlandı. İçini derin bir üzüntü kapladı. Yüreği korkuyla karışık bir heyecanla atmaya başladı. “Korkma Zine, okulun reviri var,...
"BİZ BAŞKA TÜRLÜ SEVERDİK BİRBİRİMİ...
Derken, Galata Yokuşu'nun oralarda, yeni kurulmuş bir ajansta iş buldum. Burada getir götür işlerine bakacak ve Tünel'den başlayıp, Levent'e...
Anılar beslemesine abone olun.