Anılar

Hiçbir şey eskisi değil!

Nural Yılmaz kullanıcısının resmi

 
Kapkaranlık bir yerdeyim. Hiçbir şey gözükmüyor. Sadece yanımda duran uzun boylu, iri yapılı  bir adamın aniden  yere yığıldığını görüyorum. Elleriyle gözlerini kapamış çığlık atıyor. Gözlerinden tazyikle kan fışkırıyor. Yerde can çekişircesine debeleniyor adam. Her yer kan içinde kalıyor anında! Yardım istiyor benden. "Nural, doktorumu ara, doktorumu ara" diyerek inliyor. Ben onu tanımıyorum ama o benim adımı biliyor. Kim ki bu?
 

Buca Cezaevi

Necmettin Yalçınkaya kullanıcısının resmi

"şuradan bir pide ya da lah­macun yaptıralım. Siz de yiyin."
"Hayır, olmaz" diyor, yanımızda oturan.
"Aslında fena da olmazdı" diyor arabayı kullanan. "Komü­nistlerin çayı da içilir, yemeği de yenir" deyip pis pis sırıtıyor.
"Söz, siz tahliye olun pideler benden" diyor yanımızda otu­ran, "tahliye olabilirseniz şayet."
Başlıyor kıkır kıkır gülmeye.
İçimden küfrediyorum.

Hastane Önünde İncir Ağacı

Nural Yılmaz kullanıcısının resmi

Oda arkadaşım 36 yaşında Uşaklı Nuriye. Sessiz sakin bir kadın. Cam kenarındaki yatağı o kapmış, benimkisi banyoya daha yakın.
Akşam yemeği geldi. Gayet iyi. Çarşaflar tertemiz. Oda sıcacık. Bundan iyisi Şam'da kayısı misali. 
Tanımadığım biriyle aynı odada uyumak epeyce zor bir durum olsa da,  iki aya yakın bir süre hiçbir ödeme yapmadan bu hizmeti almanın tek bedeli odayı biriyle paylaşmak. Mecburen paylaşacağız!

Kömürcü

Necmettin Yalçınkaya kullanıcısının resmi

Kamyonetin sürücüsü bizi kapı önüne sıralanmış, kalabalık bir hâlde görünce az ilerdeki sokağa sapmaktan vazgeçip geri geri geldi, durdu sessizce. Camdan başını yana uzatıp gülümsedi. “Kıymet Abla” dedi anneme, “çok güzel odunumuz, kömürümüz var. Hem fiyatları uygun hem de altı taksitle”
Annem fiyatını sordu. Aldığı yanıt karşısında: “Fiyatı uygunmuş” dedi.
Kamyonetin sürücüsü: “İsterseniz sizi kömür deposuna götürebilirim” dedi.

Senin Adın Ne?

Nural Yılmaz kullanıcısının resmi

Hoş; otuz beş yıl sonra şimdilerde bile, onca yeni ulaşım alternatifine rağmen süre halâ aynı ya, hadi neyse!
 
Binersin kırmızı belediye otobüsüne, ayakta itiş kakış, kıçına el atacaklar için yakada hazır bekleyen toplu iğneyle aşk yaşayarak, ter kokuları arasında varırsın okula.
 
Biz yine iyiymişiz aslında. Sadece kıçımıza el atardı it kopuk takımı. Onun da bir toplu iğneyle icabına bakardık.
Şimdilerde kıçının ellenmesine razı olacak nerdeyse kızlar. Tecavüzler, boğazını kesip canına kast etmeler!
 
Her neyse derin mevzular bunlar!
 

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...
Anılar beslemesine abone olun.