Anılar

İÇİMDEKİ HASRET/ Saadet Erdoğan

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

İhtiyaçlarımızı gördükten sonra tekrar yola koyulduk. Yol boyunca Aşık Mahsuni Şerif‘i dinledik. Elbistan’a yolculuk yapılır da Mahsuni dinlenilmez mi? Yolculuğumuz rahattı, Elbistan’ın girişinde telefon çaldı; arayan kaynımdı. “Kahvaltı hazır, sizi bekliyoruz” dedi.  Birkaç kez aramış, ulaşamamış, merak etmiş işte. “Yakınız” dedik. Doğruca çarşıya gittik. Alış veriş yaptık, bazı siparişler verip ayrıldık.

‘Annemin gerçek adını bile bilmiyordum’

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Varter Tumacanyan, 1915’in savurduğu hayatlardan biri. 1900’lerin başında Dersim’de başlayan bu hayat, 1982 yılında Kayseri’nin Sarız köyünde sonlandı. Sürgün başladığında genç kızlığa adım atmak üzere bir çocuk olan Varter Tumacanyan, hayatta kalmayı başaranlardan biriydi. Sürgünden hemen sonra bir Alevi gençle evlenen ve hayatı ailesine hizmet etmekle geçen 11 çocuk annesi Varter, hikâyesini anlatamadan gitti öte dünyaya. Kara kefenle gömülen, derdi kendinden büyük bu Ermeni kadının yaşamından kesitler, şimdi en küçük kızı Şirin Tan’ın anlatımlarıyla yaşıyor.

Gejo

Erdinç Şener kullanıcısının resmi

Adını kimse bilmezdi belki. Küçücük bir kulübede dört adımlık bir yerde oturur gün boyu gazete ve dergi taşırdı. Onu ilk gördüğümde yarım yamalak Türkçesi ile yüzümüze bakıp konuşan bu adam içimi ısıtmıştı. Kısa boyu ve kara kuru suratıyla, Dağ Kapı meydanında baraka-büfe karışımı yerde otururdu. Elinde bozuk paraları ile oynar meydandan gelip geçen kızlara kaş altından gizli gizli bakardı.

Bahattin Abi

Necmettin Yalçınkaya kullanıcısının resmi

"Emekli olup da ne yapayım?” dedi, “kahve köşelerinde, Şirinyer Hipodromunda ömür törpülemek istemiyorum"
Ardından sırıtarak otuz iki dişini gösterdi. “Hem ben emekli olmak istesem de kadınlar, genç kızlar bırakmıyor ki yakamı, emekli olayım!" dedi.
Şaşırmıştım. Kadınların ve genç kızların onun emekli olmamasıyla ne ilgisi olabilir diye geçiriyordum içimden. Dayanamadım sordum: “Ne alakası var ki?” diye sordum.

DENİZ

Muzaffer Oruçoğlu kullanıcısının resmi

 Alpaslan Türkeş’in CKMP'sinden, CHP ve TİP'e kadar uzayan geniş bir siyasal yelpazenin gençlik örgütleri, Grivas, Makarios, Yunanistan ve Amerika aleyhtarı sloganlarla Beyazıt’tan Taksime kadar yürümüşlerdi. Ben yürüyüşe, Türkiye İşçi Partisinin bir üyesi olarak katılmıştım. Deniz 'in çevresinde, kendisi gibi TİP'li bir grup genç vardı ve tüm TİP'lilere "Yanki go home" gibi anti-emperyalist sloganlar attırıyordu. Türkeşçiler ise "Kıbrıs Türk’tür Türk kalacaktır," "Ordu Kıbrıs’a" diye bağırıyorlardı.

80 Yılı Aylardan Mayıs'tı

Suat Gerçek kullanıcısının resmi

Hafta sonu yoldaşlar gelecekmiş Kalamaki’ye. İçimizden biri: "Biz de gidelim" dedi. Karşı çıkan da olmamıştı. Oysa ''kaçak'' onca insana görünür müydü hiç?

Kuşadası Kültür Merkezi başkanıydı bizi saklayan. Listemde şuan. İsterse kendini açıklar.
Bir tekne buldu. Elimde şarap, şarap şişesi de denizde. Soğuması için tutuyorum. Tekne kıyı'yı takip ediyor Kalamaki'ye gitmek için. 45 dakika sürüyor tekne yolculuğu. Yürüsek belki 20 dakikada varırız…

GÜLÜŞÜN DURUYOR BENDE.

Ahmet Bakır kullanıcısının resmi

Bir an evvel Alibeyköy mezarlığına gitmek, o yiğit devrimcilere karşı son görevimi yapmak istiyordum. Üstelik işkencede katledilenlerden Orhan, kasabamın çocuğuydu.

Yol boyu birçok yerde belediye otobüsleri dâhil durdurulup, polisin hoşuna gitmeyenler ya gözaltına alınıyordu, ya da geri çevriliyordu.

Biz zor bela gitmiştik Alibeyköy’e, mezar uzağımızdaydı ve bir fırsatını bulup fırlayarak mezara doğru koşmayı planlıyorduk.

Birden seni gördüm Metin. Gülümsedik birbirimize ve selamlaştık.

Sessizce giderler, anıları kalır...

Suat Gerçek kullanıcısının resmi

“Bitli'sinizdir içeri bulaşmasın” derken, bir yandan da takılıyor bize. ''Bit yiğitte, pire itte olur'' diyor Mustafa.
Uşak Dev-yol davasında yargılanıyor. Koğuşta İgd'li yok, bu nedenle bize onlar yardımcı oluyorlar.
 
Hüseyin Taner Oltulu, Nihat Aydın... Hüseyin geçen yıl, Nihat geçen gün ayrıldı aramızdan... onlar da karşılama komitesindeler!
Her şeyin yasak olduğu günler. İğne bile yok içerde, alıyor dikiyor geri veriyoruz, ipliği bile yasak. Diğer koğuşlarla iletişim kurmamızı istemiyorlar. İpliğe not bağlar, diğer koğuşlara göndeririz diye.

SİS, YANGIN, GECE VE HÜZÜN

Ahmet Bakır kullanıcısının resmi

Elindeki elişine ömrünü verirken annemiz, arada bizlerin mızmız isteklerini yerine getirmek için yerinden kalkardı.
Soluk bir ışık, sararmış hatıralar gibi tepemizde sallanırken, o eski radyodan da dünyanın sonsuzluğu şarkı olur akardı yüreğimizin pembesine.
Şimdi usul usul bizi terk ederken o hatıralar, bizle birlikte büyüyor yalnızlığımız da.
Bir telkari, bir oya, bir örtüydü o eski zamanlar.

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...
Anılar beslemesine abone olun.