Güncel

İktidarın “Kayıkçı Dövüşü”: İstanbul Sözleşmesi[*]

Sibel Özbudun kullanıcısının resmi

yeryüzüyle gökyüzün aracısı olarak
bulutu haraca kestiğiniz yerde?”[1]
 
AKP’nin ayağı İstanbul Sözleşmesi’ne fena dolandı. İktidarının henüz “demokrasiyle barışık”, “AB hedefinden kopmamış”, seçmen desteğinin yüzde 50’lerde seyrettiği günlerde hazırlanmasına nezaret edip Türkiye’nin ilk imzacısı olmasını sağladığı “İstanbul Sözleşmesi”ne karşı parti çeperlerinden kopan “Kabakçı Mustafa İsyanı” ile karşı karşıya.

15-16 Haziran İşçi Sınıfınındır; Öğreten Tarihimizdir[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

yetmişbin dev işçim kalktı yürüdü.
kokuşmuş düzene sahip çıkanın
alnın çatına baktı yürüdü yürüdü yürüdü.”[1]
 
Karl Marx ile Friedrich Engels’in, “Gerçek hareketin her adımı, bir düzine programdan daha önemlidir,”[2] saptamasıyla betimlenen 15-16 Haziran 1970 işçi sınıfınındır; öğreten tarihimizdir hâlâ ve her zaman.

Suruç’un 33’leri ve Onların Çağdaş Aydın’ı

Temel Demirer kullanıcısının resmi

Katliam ve “Neden”i
Devlet(İle Marifetleri)!
Şaşırtıcı Değildi; Çünkü!
Tanıklıklar/ Taraflıklar
Trajedi(leri)nin Devamı
33’lerin Çağdaş Aydın’ı
Onları Anlamak
Hayal (Ya Da Düş Gücü)
Umut
Ölümsüzlük
Nihayet
 
“ve kuytularda, dağlarda, alanlarda
akıtılan ve akıp gelen kanlarda

Kadınlar “Savaş Ganimeti” mi?[*]

Sibel Özbudun kullanıcısının resmi

her zaman tehdit altındadır.
Mutlak belirlilik, her defasında da,
özgürlük yoksunluğudur.”[1]
 
Tesadüf olamaz… Önce muhalif kadın gazetecileri, CHP’li kadın siyasetçileri vb. aralarında “paylaştılar”! İslâmî savaş kurallarına göre öyledir ya: Düşmanın kadınları “savaş ganimeti” sayılır ve evli olanlar dâhil, Müslüman savaşçıya helâldir!

Sosyal Bilimlerde “Evrim” Düşüncesi[1]

Sibel Özbudun kullanıcısının resmi

ona inansın inanmasın,
gerçek değişmez.”[2]
 
Kaçırmış olabilirsiniz. Reuters’ın 22 Ocak 2020 tarihinde Brezilya’dan geçtiği haber şöyleydi: “Brezilya’nın 200 yerli kabilesini temsil eden ana örgüt ABIP, yerli halkın ‘evrildiğini’ ve daha fazla insanlaştığını söyleyen aşırı sağcı Devlet Başkanı Jair Bolsonaro’ya karşı dava açacağını duyurdu.”[3]

Pandemiyle Gelen(ler): Distopya Mı, Ütopya Mı?[*]

Sibel Özbudun Temel Demirer kullanıcısının resmi

sıra öfkenin”[1]
 
Bugün(ümüz)de geleceğ(imiz)i biçimlendirmek için Covid-19 pandemisi kadar, -hatta onun da ötesinde!- birlikte getirdikleri, kilit önemi haiz.
Çünkü coronavirüsün iyice açığa çıkardığı geçiş dönemi, “fetret devri” olarak nitelenebilecek bir “Yaklaşan Felaket” (tehdit + imkân) sanki.

“Dinen Bir Fırtına”yı Anla(t)mak[1]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

Aldatmak mühim bir azap.”[2]
“Aykırı” -olarak nitelenen- kafalardan biriydi.
13 Mart 1910-21 Nisan 1973 kesitinde yaşamış romancı, yazar, düşünür, senaryocuydu; hayatının önemli kısmını Çankırı, Çorum, Kırşehir, Malatya hapishanelerinde geçirmişti.
Yazınımızda tarihsel roman, Cumhuriyet dönemi öncesi [Osmanlı] ve sonrası [TC] denince, akla gelen, gözlemci-araştırmacıydı.
Marksistti. Aziz Nesin ve Dr. Hikmet Kıvılcımlı’nın yakın arkadaşı. Harp Okulu Olayında, Nâzım Hikmet’le beraber 15 yıla mahkûm edilmişti.[3]

Gezi/ Haziran Hakikâti[*]

Sibel Özbudun Temel Demirer kullanıcısının resmi

Görüp de görmezlenerek?
Cevabı dostum esen yeldedir
Cevabı esen yeldedir.”[1]
 
 “Zaman kıyısı olmayan bir nehirdir,” der Marc Chagall; hiçbir şeyin “mutlak” olmadığının altını çizerek.
Siz bakmayın Coronavirüslü bugünlere; O(nlar) da Deniz’lere, Gezi Park(lar)ına, Haziran(lar)ına gebedir.
Boşuna mı demiş, “Günün her doğuşu yepyeni ayrı bir gün getirir,” diye Ernest Hemingway.

“Modayı Bilip de Ona Kapılmayan”dı Ahmet Oktay[1]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

;ölüme yargılı insan doğumda;
yeraltı mı daha korkunç bilmiyorum,
dünya mı? Yaşadım yaşadığımca.”[2]
 
Şair, yazar, sanat-edebiyat eleştirmeni ve gazeteci Ahmet Oktay Börtecene, 3 Mart 2016’da 83 yaşında hayata gözlerini yumdu. Edebiyatın en üretken kalemlerinden şair, yazar, gazeteci ve eleştirmenlerindendi.
21 Ocak 1933’te Ankara’da doğan Ahmet Oktay’ın şiire olan tutkusu erken yaşta başladı.

Bir Sevdadır Tiyatro[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

Tiyatro bir sevdadır; ben de sevdalılarındanım.
“Tiyatro” deyince…
‘Bir Delinin Hatıra Defteri’nde Nikolay Vasilyeviç Gogol’ün, “Bu dünyada hiçbir şey kalıcı değildir”…
‘Keşanlı Ali Destanı’nında Haldun Taner’in, “İnsanın eski huyu/ Kendine hep bir put yapar/ Oldum bittim böyle bu/ Kendi yapar kendi tapar”…
‘Macbeth’de William Shakespeare’in, “Balık yemek isteyen ancak ayaklarını ıslatmaktan korkan zavallı kedi gibi isteği korkuya köle mi etmek istiyorsun?”

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...
Güncel beslemesine abone olun.