Güncel

Nasıl resim yapıyorum?

Muzaffer Oruçoğlu kullanıcısının resmi

Dünya yine malum boğazlaşmasını sürdürüyor. İnsan, bahtına düşmüş dünyanın, ama dünya bahtsız. Dünya kaynıyor, dünya kanıyor. Bu boğazlaşmaları durmaksızın çözümlemek, buna yazı yetiştirmek sabır işi. Şu anda bundan söz etmeyeceğim. Uğraşılarımdan birini, resim maceramı, daha doğrusu nasıl resim yaptığımı anlatmaya çalışacağım.

BABAM KİTAP EKERDİ…

Mehlika Tatar Turgut kullanıcısının resmi

 

İki katlı bir evimiz var, babam bıkmadan usanmadan o evin çatısıyla uğraşıyor, işi zor oraya da bir şeyler ekiyor. Sonra bir gün bahçeye, çatıya domates, biber değil kalın poşetlere sarılmış kitaplar ektiklerini görüyorum. Kitap büyür mü hiç? Okunduğunda okuyanı büyütür ama dikilen kitap bir ağaç gibi meyve vererek büyüyebilir mi? Babamınki beyhude bir çaba gibi geliyor bana, sonucu bekleyip görmeye karar veriyorum.

İBRAHİM KAYPAKKAYA OKULDAN DAĞA

Muzaffer Oruçoğlu kullanıcısının resmi

Teoriye ve pratiğe yönelik, ikiz bir ilgiye sahipti. Varlığının ya da bilgi dağarcığının yerinde sürekli bir bilgi boşluğunu duyumsuyormuşçasına okuyordu. Devlet tarafından "oku" diye dayatılan ders kitaplarının dışında tüm kitaplara ilgi duyuyordu. Okuduğu bir şiiri, bir makaleyi veya kitabı çevresiyle tartışmayı seviyordu.

KALKTIM

Muzaffer Oruçoğlu kullanıcısının resmi

Her zaman olduğu gibi bakışlarım duvardaki resimlere takılıyor; yarattıkları olayların kahramanı ve kurbanı olan kalabalıklara. Islıkla hareket eden bu tip kalabalıkların hepsinin bir geçmişi var; var ama nakledenleri olmadığı için hiçbirinin geleceği yok. Yekiniyorum. Her geçen gün ağırlaşıyor kalkışım. Aşık kemiğim sızlıyor. İçimde, sır küpü bir ağırlık. Çelişik, çifte bir devinim. Zaman ötesi bir aşkınlık. Birbirlerinin içinde kutup yaratan kutuplar .. Çözemiyorum. Çözsem ne olacak sanki. Sonsuzu haddinden fazla sıkıştıran bir hırs.

BABALAR GÜNÜ: AZAD'IN BABASINA

Ahmet Bakır kullanıcısının resmi

 
Artık kâbusunu bile seviyordu gecenin, günün aydınlığına ve arkadaş seslerinin sokaklardaki kalabalığına yeğliyordu.
Bir de, her sabah yastığındaki ıslaklığı annesinden saklamayı, diğer yastıkların ıslaklığını görünce terk etmişti.
Köylülere dışkı yedirildiği, satırlarla gün ortasında insanların doğrandığı zamanlarda, babasını da almışlardı beyaz renkli "Reno"ya bir akşamüstü. Azad henüz yoktu.
Haftalarca haber alınmamıştı babadan, neden sonra görkemini yitirmiş içi boş bir kesekâğıdı gibi fırlatmış atmışlardı evlerinin sokağına, aynı arabadan.

SADIK DEDE ŞENLİĞİ

Ali Rıza Aksın kullanıcısının resmi

Güneş batmaya doğru geleneksel Sadık Dede Şenliği’nin yapılacağı, Erdmannhausen köyüne doğru yola çıktık. Erdmanhausen, şehrin dışında, ekin ve çayırlarla kaplı, yemyeşil bir yerde. Etrafı ağaçlarla kaplı daracık köy yolları, tektük çiftlik evleri, öbek öbek köy benzeri yerleşim birimleri... Kampa yetiştiğimizde kuzenim Sinan’ın doğum gününü kutlamış olan küçük bir kalabalık dağılmak üzereydi.

LİCELİ ANNENİN BİLGELİĞİ VE BİR ALBAY!

Ahmet Bakır kullanıcısının resmi

Bir gün okul müdürü ve diğer hocalarla birlikte Cerrah'ta girdi sınıfa.

"herkes ellerini başının üstüne kaldırsın, arama var!" dediklerinde rahattım. Zira sigarayı teneffüste bir ağacın dalları arasına saklamıştık.

Cerrah koşar adım yanıma geldi, kitaplarımın sayfalarını karıştırdı ve bağırdı "buldum, buldum!" diyerek.

Afallamıştım. Ne bulmuştu acaba? Neden sonra elindeki "Deniz Gezmiş'in babasına yazdığı mektup"u görünce kızdım kendime.

Unutmuşum yıllar öncesinde kesip saklamıştım bir dergiden.

---

Tanrı suskunsa ben ağlarım

Şakir Kadan kullanıcısının resmi

Ancak bu coğrafya üzerinde yaşayan insanlar din ve milliyet zırhıyla zehirli bir fanusun içinde tutsak. Bu fanustan çıkması elbette kolay olmayacak, çıkabilecek mi? Emin değilim. Bu nedenle Ortadoğu’da yaşam hem zahmetlidir hem meşakkatlidir hem de hazin doludur. Ortadoğu insanının çektiği sefalet ve yaşanan vahşet ciğerimi parçalar ve öyle parçalar ki yaşanılan gerçek cehennem gibi gelir bana.

Güneşi Saracağız Yaralarımıza

Ahmet Bakır kullanıcısının resmi

Tanıdık gözlere rastlıyoruz, bulutları dağılmış parlak bir gökyüzüne benzeyen gözlere.
Yüzlerini bezlerle maskelemişler çünkü.
Adresimizi sakladığımız günleri anımsıyoruz.
Arkada bıraktıklarımızın endişeleri bile bizi ısıtırdı çünkü o illegal zamanlarda.
Ellerinde yüreğe benzeyen bir şeyler var. Tutup fırlatacaklar caddenin ortasına.
"Örgütlü halk yenilmez" pankartı heyecanlandırıyor en çok beni.
Ve en çok direnen, polisin soluğunu kesen, hırçınlaştıran bu pankartın arkasında duranlar oluyor.

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...
Güncel beslemesine abone olun.