Öykü

RENKLERDE SEVDA

Hasan Sağlam kullanıcısının resmi

Yakılan her ağacın ormanında bıraktığı devasa boşluğu, saçında sakalında en derin ve köklü haliyle hissediyordu.

Gülizar; kederin nasıl bir renk olduğunu bilmeden sevdanın yedi rengine dolanmış ve sırasıyla bu renklerin sınırsızlığında dolanıyordu…

Rengin biri siyahtı, yasakti; gelenekler vardı. Aşiretler vardı, herkes sevdiğini alamazdı…

ZALXE

Ali Rıza Aksın kullanıcısının resmi

Sonra da kız ve erkek öğrencilerin karışık oturmalarını sağlamalıydım. Bu işimin en zor yanıydı. Dikenli'de, hatta ilçede devrim niteliğinde bir işti. Tepkisi, istismarı da o denli büyük olacaktı. Şeriatçıların pıtrak gibi bittiği, her şeyi ayetlerle açıklamaya çalıştıkları şu sıralar daha da zordu. Sonra İlçe Milli eğitim Müdürü, Müdür Şeref ve köylülerle takışacağım kesindi. Ama yapacaktım. Üçüncüsü, ''Öğretmenim, babam bize bakmıyor, annem odun sökemiyor'' diyerek hıçkıra hıçkıra ağlayan öğrencimden başlayarak köyü tanımaya çıkacaktım. Zaten sıkılıyordum, öyle de yaptım.

Gezi Parkı Bizimdir; Vermeyiz!

Necmettin Yalçınkaya kullanıcısının resmi

Evden çıkmak istemeyen kararsız genç erkek, “Nereye, tabakhaneye mi yetişeceğiz?”
“Yok, yok Taksim’e… Gezi Parkına”
“Evde oturalım aşkım, film izleriz”
Genç kız bakışlarını genç erkeğin üzerine dikti;
“Başka zaman oturur film izleriz. Şimdi sırası değil” dedi ve ekledi. “Aşkım, hani Gezi Parkında kocaman bir ağaç vardı ya”
“Evet, vardı, ne olmuş o ağaca? Diye sözünü kesti genç kızın. “Yoksa yıldırım mı düştü üzerine?”
“Yıldırım düşse iyi... Daha beteri oldu/oluyor.”
“Aşkım neler oluyor! Söyle de meraktan çıldırtma insanı”

300 Hırsız

Şenol Durmuş kullanıcısının resmi

Otorite ve uygulayıcıları bu yüz kızartıcı suçu işleyenleri yüz metre karelik iki katlı bu koğuşa istifliyordu. Gardiyanlar, jandarmalar, hatta diğer suçlardan yatan mahkûmlar bu insanlara hiçte hoşgörü göstermezdi. Herkesin gözünde onlar bu ülkeyi, bu devleti soyan, toplum düşmanı hırsızlardı. Aşırı kalabalıktan dolayı koğuş içerisi bir arı kovanı misali kaynardı. Oradan sürekli sesler duyulurdu. Gardiyanlar arada bir koğuş kapılarına tekmeyle, sopayla vururdu. Ses çıkarmamaları için. O anda ses kesilirdi ama bir süreliğine kadar. Yine başlardı sesler.

Ahtapotun Kollarında Bir Adam

Vildan Sevil kullanıcısının resmi

Ayarlanabilir yatağın arkası, neredeyse dik duruyor. O, orada öylece oturuyor.
Yatağın sol üst tarafında, yukarda, “Bip bip” diye sesler çıkaran koca bir ahtapot başı. Ahtapotun ağzı, gözleri siyah, yeşil ışıklarla zikzaklar çiziyor. Sürekli, sürekli Bip bip bip...
O,  görmüyor, duymuyor , bilmiyor. Öylece oturuyor. Yatağın iki yanında, çeşitli sıvılarla dolu şeffaf torbalar, yüksek metal askılarda. Hortumlar, hortumlar... Ahtapotun kolları… Sıvılar vücuda akıyor, oradan aşağıda asılı duran başka torbaya boşalıyor.

Behiye...

Necmettin Yalçınkaya kullanıcısının resmi

Garsona el etti. Soğuk bir şeyler getirmesini rica etti. İçti. Üstüne çay ısmarladı. Çayını yudumlarken martılara takıldı gözleri. Suyun üzerinde neşe içinde birbirleriyle konuşuyorlardı sanki. Güneş umurlarında bile değildi. Gözleri bu kez kafeteryadaki masalara takıldı. Birden gördükleri karşısında donup kaldı. “Olamaz, bu benim tanıdığım Behiye olamaz!” dedi. Dikkatle bakınca yanında oturan Kadir’i sol yanağındaki beninden tanıdı. Değişmemişti hiç. Ama o eski tanıdığı Behiye’den eser kalmamıştı. Kalkıp masasına gitmek için çayının bitmesini bekledi.

GÖLDEKİLER

Ali Rıza Aksın kullanıcısının resmi

Vardiyalar değişiyor, güneş, Nemrut’tan yana gülümsemeye hazırlanıyordu. Eve geldiğimde kahvaltım hazırdı. Aç ve yorgun olduğum halde bedenime söz geçiremeyip sızmışım. Uyandığımda şehre gölgeler sinmiş, ufuk kızıla boyanmıştı. Salonda Özlem`in sesi. -Hoş geldin, hangi rüzgâr attı seni buraya? -Bir uğrayayım dedim kız, kaç gündür görüşmedik de. -Kahvaltı yapmaz mısın? -Kız anam kahvaltısı mı kaldı, neredeyse akşam oldu. Annemin çıkışını fırsat bilen Özlem iyice sokuldu. -İyi ki çıktı kız. -Niye ki? -Sana anlatacaklarım var! -Merak ettim kız, neymiş…?

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...
Öykü beslemesine abone olun.