
YA STAR ROMANININ TARİHSEL ÇAĞRILARI
Mezopotamya’nın kadim inançlarından biri olan Zerdüşlükte on beş yaşını doldurmuş her kadın ve erkeğin yanıtlamak zorunda olduğu çok mühim on soru vardır: Ben kimim? Nereden geldim, nereye gidiyorum? Görünmeyen dünyadan mı geldim yoksa hep bu görünen dünyaya mı aitim? Bu dünyadaki görevim nedir? Tanrılar tarafında mıyım yoksa şeytanların mı, insan mıyım yoksa kötü bir ruh muyum, selamete götüren kaç yol vardır, kimdir dostum, düşmanım kim, prensip tek midir yoksa iki midir, iyilik kimden gelir, kötülük kimden? İnsanlaşma; ikinci doğa denilen etik, estetik toplumsal anlam evreninin bağrındaki bir oluşumdur. İnsan, biyolojik varoluşunun ötesine geçme potansiyeli olan yegane varlıktır. Bu gerçeğin bilinciyle soruları yönelten Zerdüştilik; insan adayını, kendi varoluş nedenleri ve amaçları üzerine düşünmeye zorluyor. Kişi bu sorular ekseninde giriştiği tefekkür ve bu tefekkür sonucu ulaştığı cevaplar ile insan olma yolunda ilk adımını atıyor. Alihan Demir'in “Ya Star” adlı romanını okurken Zerdüştiliğin, insan olabilmenin kriterlerinden en mühiminin bu sorulara verdiği yanıtlara bağlı olduğu bilgelik evreni canlandı zihnimde. Sorular insan olmanın temelini oluşturan esas mayadır. Sorular keşfin ve inşaanın harcıdır.
“Ya Star” romanı her şeyden evvel bir keşif ve inşa romanı. Yazar Alihan Demir “artık düşünülmeyen” çağımızda çarpıcı bir şekilde insan varoluşunun en temel sorunlarını sarsıcı bir kapitalist modernite analizi eşliğinde gündemleştirerek düşünmeye davet ediyor. Düşünmek mi? Düşünüyoruz elbette! Güne başlar başlamaz ne giyeceğimizi, ne yiyeceğimizi işte hangi taktiklerle yükseleceğimizi, hangi marka araba alacağımızı düşünüyoruz. Heidegger ontolojik bir analizle kaygı uyandıran zamanımızda en kaygı verici olan bizim hala düşünmememizdir, der. (Heidegger, Düşünmek Ne Demektir, Paradigma Yayınları, Eylül, 2013.). Düşünmediğimiz sadece yaşadığımız bir çağ! Yaşamak? Telaş, hız, tatminsizlik... Durup bir dakika bile teşekkür etmeyi imkansız kılan bir meşguliyet. Daimi bir kaygı hali. Kaygı verici olması gereken , Heidegger’in işaret ettiği üzere bizim hala düşünmememiz değil midir? " Ya Star" romanının kahramanı Heda, insanların birbirine sadece birer beden olarak görüldüğü "insan" olma çabasının ataerkil zihniyet tarafından baltalandığı duygu ve düşüncelerin, umut ve hayallerin bu zihniyet tarafından biçimlendirildiği ve adına "yaşam" denilen bu zindandan kurtulma çabasıyla "düşünmeye" cesaret ediyor. Descartes' in "düşünüyorum öyleyse varım" gibi merkeze egoyu, karşısına da doğayı (buna kadında dahil) alan ötekileştirici bir "düşünme" değil. Ya da Kant' ın yüce tranzandantal öznesinin, canlı kanlı insan varoluşuyla ilgisini kesmiş "düşünme" biçimi hiç değil. Heda sistemin beğeni hapishanesinden, tüketim kültürünün bir nesnesi olma durumundan kurtulmak çabasıyla görülmeye değer olanı görmek üzere düşünüyor. Kendi iktidarını daimi kılmak üzere kadını güçsüzleştiren ataerkil zihniyet, ilk darbeyi güzelliğin ve iyiliğin simgesi olan İştar’a vurmuştur. İştar’ın şahsında kadın, kadının şahsında yaşam binlerce yıl boyunca onulmayan bir yara almış sakatlanmıştır. Heda, yaşam olarak sunulan sahte dış dünyayı yok sayarak kendi özüne iç dünyasına yöneldiğinde bu dünyadan kendisine seslenen İştar’ın sesini duyuyor. Heda kendi öz dayanaklarına ana kaynağa yöneldikçe İştar’ın spiritüel sesi Heda'nın kalbindeki kadim bilgeliğin ateşini yani yeniden alevlendiriyor. Kendi varoluşunu yeniden inşa etmesi için seslenen İştar’ın bu çağrısı üzerine Heda yola çıkıyor. Bu yolculukta Heda gerçek imge ve sembol halkalarının iç içe geçtiği bir halata tutunarak karanlıktan ışığa doğru ilerliyor. Kosmos aracılığıyla insan insana, geçmiş geleceğe bağlıdır. Gücünü tarihten ve kendi kadın varoluşuna sahip çıkmaktan, kendi varlığının değerinin bilgisini oluşturmaktan alan Heda; yüreğinde İştar’ın ışığıyla yeniden doğuyor. Cevher ve tezahür bir oluyor. Mitos ve gerçek kesişiyor. Gelecek dünün kökleriyle yeniden yeşeriyor. “Ya Star” romanı, sorgulamaksızın teslim alınmış, iradesizleştirilmiş, birer bedene indirgenmiş insanı sorgulamaya, düşünmeye, arayışa, harekete geçmeye ve hakiki “insan” olmaya davet eden bir çağrı. Bu çağrıya kulak vermek kendi hakikat yolculuğumuz için bir ışık olabilir. Ve kim bilir ışığın, güzelliğin, iyiliğin, eşitliğin, özgürlüğün, umudun sembolü olan İştar’a, onun bizi, bizim de onu aradığımız yerde rastlarız. Tıpkı Heda gibi.
12.09.2024 Leyla Atabay L Tipi C.İ. Kurumu A-11 Alanya/ Antalya
Kitap linki: https://www.kitapyurdu.com/kitap/yastar/600890.html?srsltid=AfmBOopuvbVd...






