Kürt, Sosyalist ve Alevilerin Siyasetteki Etkileri

Cemal Zöngür kullanıcısının resmi
2- Sosyalistlerin Siyasette Etkileri: Sosyalistlerle ilgili değerlendirme yaparken, daha çok Türkiyeli sosyalistlerin

siyasetteki etkilerini gün yüzüne çıkarmak gerekir. Önce kendimizin kim olduğunu teorik, siyasal ve askeri olarak, nasıl bir güce veya etkiye sahip olunduğu netleştirilmeden, söylenenlerin bir anlam ifade edip etmediği anlaşılmaz. Siyasi olarak örgütlü bir şekilde belirli bir aşamaya gelmemiş her sosyalist örgüt, parti ve bireylerin, herkesi kurtaracakmış gibi sloganik paylaşımlar yapması, kendini tatminden öte hiçbir anlam ve etkiye sahip olmadığı, gelinen noktadan açık şekilde biliniyor. Ne yazık ki Türkiye’deki sosyalist anlayışların çoğunluğu, siyasal örgütlenmede nitelik ve niceliğe bakılmadan bayrak, slogan yarışı içerisindeler. Bu da marjinalleşme ve yok oluşu getirdi.
 
Dünyanın her toplumunda ezilen, horlanan ve dışlananlar, içerisinde bulundukları sosyal koşullar gereği, doğal olarak sosyalist düşünceye yakın bir duygu ile hareket ederler. İşte tam bu noktada sosyalist felsefi teoriyi; kendi ülke, ulus, sınıf, kültür, ekonomik yapıya göre sistemleştirenler başarıya ulaşmışlardır.  Başkalarına benzeyerek sosyalist mücadele etmek, kesinlikle bilgi ve gerçeklikten uzaklıktır. Sosyalist olmak ve mücadelenin temeli, kendi toplumsal niteliğine dayandığına göre, Türkiye’deki sosyalistler ve sosyal demokratların, hangi yapıyla siyasallaştıklarını tüm noktalarıyla analiz etmek durumundayız. Doğru, bilimsel ilkelerle sosyal, siyasal yapılar analiz edilmeden, herkes bir anda sosyalist, komünist ve sosyal demokrat olurken, aynı hızla karşıtı ırkçı da olunuyor. Çünkü toplumsal niteliğin ana dinamikleri olan anadil ve ahlâk ilkelerine bakılmadığından, her şey “At İzi ile İt İzi” gibi birbirine karıştırılıyor. Sonuçsa siyasi hiçbir anlayışın hedefine ulaşamamış olmasıdır. Türkiyeli sosyalistlerin 1908’li yıllardan itibaren, nasıl örgütlendiklerini anlamak için, Avrupalı ve Rus sosyalistlerin temel aldığı niteliklerle karşılaştırdığımızda, Türkiyeli sosyalistlerin etkisizliğini daha net anlamak mümkün.
 
a)-Avrupa’nın Emekçi ve Burjuva Niteliği: Avrupa’da toplumsal, kültürel, siyasal yapı, 17.yüzyıldan itibaren Avrupa’nın mekanik tekniğine dayanan Aristokrat ve merkantalist burjuva sınıfıyla başlayıp, modern kapitalist sömürüyle, sınıflar çelişkisi ve kültürel yapı var olmuştur. Avrupa’nın feodal, modern ve emekçilerin geneli, her zaman kendi ulus değerlerinin temeli olan anadil, aile, ticari ahlâk ve ulus birliğini koruyacak şekilde hareket etmişlerdir. Avrupalı burjuvazi ve emekçiler (Proletarya) son noktaya kadar, sınıfsal çıkarları doğrultusunda örgütlenip mücadele ederlerken, birbirlerini yenemeyeceklerini anlayınca, her ikisinin ortak noktaları olan anadil kültürü, ulus ve emek değerlerini anayasal güvenceye alan demokratik, çağdaş ilkelerde anlaştılar. Bu anlaşmanın iki ana temel kaynağı vardı. Birincisi; anadil kültürüne dayanan ulus değerlerinde her iki sınıfın ortaklaşmasıdır. İkincisi; burjuvazi ve emekçilerin siyasal, genel kültür olarak belirli bir aşamayı katetmiş olmalarıdır. Bunun çözümü de çağdaş burjuva demokrasisin de ortaklaşmak olmuştur.
 
b)-Rusya’nın Burjuvazi ve Emekçi Niteliği: Rus burjuva (Aristokrat) sınıfı, etkin olduğu bölgelerde, sınırlı bir yapıya sahipti. Bu yüzden Rus burjuvazisi emperyalist şekilde ne bir düzenli sömürüye ne de farklı desteğe sahip değildi. Ve kendi içine kapalıydı. Aynı şekilde Rusya’da mekanik üretim araçları, ekonomi ilkel tarım ve ticarete dayanıyordu. Bu durumdaki Rus burjuvazisi, halk ve emekçiler, eğitim, kültür ve de sınıf nitelikleri açısından, Avrupa gibi gelişmemişti. Rusya’nın bu yapısını iyi analiz eden Lenin ve arkadaşları, burjuvazi de dahil herkesi kucaklayacak siyasi teoriyi geliştirdiler. Buna ilave olarak Birinci Dünya Savaşı’nın yaratmış olduğu boşlukta değerlendirilip, sosyalist düzeni rahatlıkla inşa ederek, tarihe damgalarını vurdular.
 
Mevcut yapıyı doğru analiz eden Lenin, birinci planda Rus emekçilerini ve ezilen halkı öne çıkarırken, Rusça anadil, bu dile dayanan ulusal kültür değerlerin, herkesin vaz geçemeyeceği ilkeler olduğunu önemseyen politikalar geliştirmesi neticesinde, toplumun çoğunluğunda büyük bir güven sağlamıştır. Rus burjuvazisinin gelişmemiş, güçsüz olması, sosyalistlerin direktiflerini kabul etmekten başka şansları yoktu. Böylece Rusya’da işçi sınıfı diktatörlüğüne dayanan, Sosyalist Devrimde başarı sağlamış oldu.
 
c)-Anadolu’nun Burjuva ve Emekçilerinin Niteliği: Bu noktanın üzerinde durularak okunmasını rica ediyorum. Bir toplumun ulus, ülke ve ciddiye alınacak düzene sahip olmasını belirleyen temel yapılar anadil, bu dille yaratılan kültür, ticari ahlâk ve sınıfların oluşmasını sağlayan ekonomik üretimdeki niteliklerdir. Bu ilkelere sahip emekçi ve burjuva sınıfı, doğal olarak kendi özgünlüğüne uygun gelişim gösterir. Selçuklu ve Osmanlı’nın 750 yıl boyunca egemenliği altına alıp yönettiği ülke ve halkların durumuna baktığımızda, nitelik sayılacak en ufak bir yerli ana ilke yoktur. Örneğin her topluma, halka ulus değerleri kazandıran anadil ve bu dille gelişecek kültürü sağlayan anadil eğitimi, üretimsel ekonomi ve köylüyü teşvik edecek tarımsal destek veya planların hiçbirisi, Osmanlı’da söz konusu dahi değildi. Selçuklu ve Osmanlı, Türk kökeninden olduğu halde, başta kendi ailesini asimile ve devşirme yapan bir anlayışla, Anadolu’dan Afrika’ya kadar herkesi, Arap İslam dil, din gelenekleriyle, devşirilmiş ne idüğü belli olmayan kullar sürüsü yaratmıştı.
 
Tüm bölgelerde İslam’ı kabul etmeyen aristokrat burjuvazi dahi bırakmadı. Tarihten beri Anadolu’da yerleşik ve gelişime açık anadil kültürü, ulus niteliği taşıyan ve de ekonomik faaliyeti elinde bulunduran Ermeni, Rum ve Asurileri katledip, edemediklerini sürgüne tabi tuttu Osmanlı. Anadolu’nun ilkel ticaret ve ekonomisi, Türk olmayan ama İslam’ı kabul eden devşirme topluluklara kalmıştı. Ekonomi çarkını elinde bulunduran bu devşirmeler, öz değerlerinden koparıldıkları için, Osmanlı’nın temel ilkesi olan, Arap İslam devşirme geleneklerini hiçbir zaman önemsemediler. Önemsense de buna kültürel olarak tamamen yabancıydılar. Tek amaçları para kazanmak ve hayatta kalmaktı. Başka idealleri olmadığından, kültür ve sınıf niteliğini geliştirecek bir anlayışa sahip değillerdi.   
 
Osmanlı İmparatorluk yönetimi, devşirme İslam Arap diliyle birlikte, İslami feodalizm (Nepotizim) ve ilkel askeri diktatörlüğe (Pentagonizm) dayanan anormal bir yapıdan ibaret olması, tamamen Arap İslam ümmetçi devşirme kullar sürüsü oluşturuldu. Devşirmecilik; kendi öz değerlerinden koparılmış ilkesiz, renksiz, kime, neye benzediği belli olmayan demektir. Osmanlı’nın asırlarca yönettiği bu toplumların tümünde ve bugünde, anadile dayanan bir kültür, ulus, ekonomi ve sınıf yapısı gelişmediğinden, halklar kendilerini ulusal açıdan İslam dinine dayanan Arap gelenekleriyle ifadelendirmekteler. Halbuki dini yapıların halklara sadece manevi olarak kısmi etkisi söz konusudur. Somut yaşamın ana dinamiği olan sosyal, siyasal, kültürel, maddi ve bilimsel olarak, dinlerin insanlığa kazandırdığı en ufak bir etkisi yok. Bu yüzden dine dayalı sözde ulusal toplumlarda mantıklı, bilimsel hiçbir icat gelişmedi. Cumhuriyet yönetimi ise; başka bir alternatifi olmadığından, Osmanlı’nın bu devşirme enkazı üzerine var edildi.
 
Cumhuriyetin kurucuları, Anadolu halklarının anadile dayanan kültür değerleri üzerine bir inceleme ve araştırma yapmış değiller. Emperyalistlerin direktifleriyle, tepeden inmeci şekilde gelişmemiş göçebe Türk dili olan Türkçeyi, Anadolu’daki tüm halkların anadili ve ulusal değeri olarak zorla dayatırken, bu dilin zayıf ve etkisiz kaldığı alanlar, İslami dini geleneklerle dolduruldu. Bu tam bir devşirmecilik olduğundan, Türklerin çoğu, Kürtler ve diğer halklar hiçbir zaman benimsenmedi bunu. Nedeniyse; Türkçede Arapça, Farsça başta olmak üzere, yabancı kökenli kelimelerin oranı en az %85’leri bulması ve Türkçe mantıkla uyuşmamasıdır. Cumhuriyetçiler gerek halkın cahil bırakılmış olması gerekse eğitimli entelektüel insanların yokluğu ve yerle bir olmuş enkazdan ibaret topluluğu, ancak taklitçi uydurma laiklik, ulusalcılık ve demokrasiyle yönetmek zorundaydılar. Bunların yetmediği yerde, askeri darbelerle destek sağlandı.
 
Türkiye’deki komünistlerin, (TKP) 1908 yılından itibaren Anadolu’da örgütlenmelerine baktığımızda, Anadolu’da toplumsal yapının temel bir kültürel dinamiğe sahip olup olmadığı araştırılmadan, Rusya ve Avrupa’ya özenerek hareket edilmiştir. Halbuki Anadolu nüfusunun 4/3’ünü oluşturan köylü, küçük esnaf ve hamallar katmanı tamamen yoksul ve cahildi. Aynı şekilde feodal beyler ve ekonomik faaliyette bulunanların hiçbiri, Türk olmadığı gibi Arap da değillerdi. Hepsi devşirme ve yerel feodal gücü olan kişilerden oluşup çoğu eğitimsizken, Osmanlı tarafından rütbelerle paşa yapılıyordu. Toplumun genel mantığı, feodal güce dayanan maddi çıkar doğrultusunda hayatta kalmaktı. Bu yapı kısmi farklılıklarla günümüzde de aynı özelliklerle yaşatılmakta. Mevcut gerçeklere rağmen komünistler, cumhuriyetçiler gibi sırf adını komünizm, demokrasi, laiklik ilericilik koyarak, çağdaşlaşacaklarına inandılar. Oturmuş bir anadil kültürü, yerli ekonomik üretim ve feodaliteyi azda olsa aşmış burjuvazinin olmadığı niteliksiz toplumlarda, Arap Baasçılığı ve Devşirme Türkçü Baasçılık ancak mümkündür. Bu da CHP ve AKP gibi partilerin, ülkeyi yönetmesi demektir. Türkiyeli sosyalist, komünist ve sosyal demokratların, bu yüzden siyasetteki etkileri saman alevi gibidir. Yaptıkları tek şey, kendilerinden büyük pankart ve sloganlarla mücadele verdiklerine inanmalarını, devşirme Kemalistlerin dışında toplumun çoğunluğu hiçbir zaman ciddiye almadı.
Cemal Zöngür
Kaynaklar:
SSCB Enstitüsü Bilimler Akademisi-Politik Ekonomi. 2 Cilt. İnter Yay.
J. Kauczyinski- İşçi Sınıfı Tarihi. Sosyal Yay.
A. Abendroht- Avrupa İşçi Hareketleri Tarihi. Sosyal Yay.
Erick Fromm- Sağlıklı Toplum. Payel Yay.
 
Abdullah Öcalan- Sümer Rahip Devletinden Halk Cumhuriyetine. 2 Cilt. Mem Yay.
Abdullah Öcalan- Erkeği Öldürmek. Toprak yay.
Abdullah  Öcalan- Sosyalizmde Israr İnsan  Olmakta Isrardır.
Abdullah Öcalan- Sümer Rahib Devletinden Demokratik Cumhuriyete. Aram Yayınları
Abdullah Öcalan – Kaptalist Uygarlık. Mezopotamya Yayınları.
Tori- Bir Kürt Düşüncesi Yezidilik ve Yazidiler. Berfin Yay.
İsmail Beşikci- Türk Tarih Tezi. Yurt Yay.
İsmail Beşikçi - Doğu Anadolu’nun Düzeni. Yurt Yay.
 
Ethem Xemgin- Aleviliğin Kökenindeki Mazda İnancı ve Zerdüşt Öğretisi. Berfin Yay.
Mehmet Bayrak- Alevilik ve Kürtler. Özge Yay.
Alaaddin Şenel- İlkel Toplumdan Uygar Topluma. Birey Toplum Yay.
Friedrich Nietsche – Böyle Buyurdu Zerdüşt. İskele Yayınları
 
Faik Bulut- Alisiz Alevilik. Doruk Yay.
Faik Bulut - İslam Komünleri.    //
Faik Bulut- Ebu Müslim Horasani. Su Yay.
Musa Şanak- Mezopotamya’da Dinlerin Doğuşu. Aram Yay.
Ethem Xemgin- Alevilik ve İslam. Doz Yay.
Ethem Xemgin- Aleviliğin Kökenindeki Mazda İnancı ve Zerdüşst Öğretisi. Berfin Yay.
 
Cemal Zöngür – Türkleri Yeniden Tanımak. Ozan Yayıncılık.
Cemal Zöngür – Din ve Felsefe Açısından Kızılbaşlık. Ozan Yayıncılık.
Cemal Zöngür- Uygarlıkların Öteki Yüzü.  Name Yayınları
Cemal Zöngür-Kadın Erkek Eşitsizliği Toplumsal Yozlaşma. Ozan Yayıncılık

Kategori: 

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...