ÖYKÜLER

Hikmetinden Sual Olunmaz!/Elif Füruzan Uysal

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Her sokakta bir bakkalı vardır Hikmet’in; günde üç şişe de şarap iştikakı. Sabahki Altan Bakkal’dan, öğlen ikiden sonraki Güneş Abla’dan, akşamki de Büfeci İsmail’den. Fırıncı Kadir her sabah simit, poğaça peynir sarar, kendi elleriyle götürür verir Hikmet’e. Yediğinden emin olmak için de başında bekler. Öğlende Leyla Abla iki kap sefertası yapar gönderir garsonla; kaplar boş gelecek diye tembihler çocuğa. Akşam çorbası Şükrü Amca’dandır. Bir tek onun mekânına gider, orada içer çorbasını Hikmet.

Kesildi mi Ellerin?

İsmail Cömertoğlu kullanıcısının resmi

Cemal ilkokulu bitirdikten sonra ailesiyle birlikte mevsimlik işlerde çalıştı. Fındık hasadı gelince ailesiyle Karadeniz’e gidiyor orada çalışıyordu. Pamuk zamanı gelince Çukurova’ya gidiyor yarı aç, yarı tok pamuk topluyordu. Çalıştığı yerlerde ne elektrik vardı ne sağlıklı içme suyu ne tuvalet ne de banyo etme imkânı. Arazide çadır kurup orada yiyip içerek yatıyorlardı. Yemeğe oturduklarında sineklerle yarışıyorlardı. Çalıştıkları yerlerde yerli halkın onları ötekileştirmesi, horlaması Cemal’e ölümden beter dokunuyordu.

Başparmak

Alihan Demir kullanıcısının resmi
Fındık işçileri Mardin

 

Gözleri odanın loş ücralarında bir süre dolaştı. Dün akşamdan okuduğu ninesinden kalan dua kitabının desenlerine vuran ışık gözlerini kamaştırdı. Kamaşan gözlerini hayra yorarak tekrar ekrana döndü. Sonuçlar bir türlü açıklanmıyordu. Annesi içeri girdi umutlu bir ses tonuyla oğluna dönüp: ''İnşallah yakın bir yer çıkar oğlum. '' dedi.

Tutsak yazar Seyit Oktay'dan gerçek bir öykü: "Evin.."

Görülmüştür kullanıcısının resmi

             
Gülcan, kafenin merdivenlerini çıkarken çok heyecanlıydı. Haberdar olduğu ama göremediği ablasıyla ilk defa yüz yüze konuşacaklardı. Tabiri caizse tanışacaklardı. Birkaç gün önce telefon çaldığında şaşırmıştı. Bilmediği bir numaraydı ekranda görünen, açtığında kalbi duracak gibiydi.
“Merhaba Gülcan, ben Evin.”
“Evin mi? Hangi Evin?”
 “Ablan, daha doğrusu üvey ablan Hülya. Telefonunu ondan aldım. Seninle görüşmek istiyorum.”

Khatu Zeen

Muzaffer Oruçoğlu kullanıcısının resmi

Akşamdan çocuklarına “aşê tirş” hazırladı. Kenti gezip geleceğini, merak etmemelerini söyledi. Yorganını üzerine çekti. Şehri örten karanlığı, içine almış gibi karamsarlaştı. Yitik seslerini, korku, kuşku ve endişelerini dinledi. Rüyası onu, gençliğinin dağlarına, Zağroslara götürdü. Dağlar balçıktandı ve güneşte fırınlanmış gibi parlıyorlardı. Akasya, ceviz ve meşe kümelerinin dibinde dinlenen leoparlar, ceylanlar, dağ keçileri, yaban koyunları ve domuzları da balçıktandı. Saldırmıyorlardı birbirlerine. Nasıl olduysa, gelin tülü gibi ince bir sis çöktü birden. Balçık hayvanlar canlandı.

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...
ÖYKÜLER beslemesine abone olun.