Küçük Gelin
Okuyarak onun da gönlünü hoş tutmak istiyordu. İnanıyor ve biliyordu ki kendisi okursa annesi mezarında çok rahat uyuyacaktı.
Okuyarak onun da gönlünü hoş tutmak istiyordu. İnanıyor ve biliyordu ki kendisi okursa annesi mezarında çok rahat uyuyacaktı.
Kitabımı okuyorum sahile attığım hasırım üstünde, bangır bangır bin çeşit müzik olmadan… Akşamları üstümde hafif bir ceket, gün batımını izliyorum fenerin oradan… Hala açık balıkçı lokantalarından gelen ızgara balık, kalamar tava kokularını içime çeke çeke demleniyorum ‘Fahrettin Kerim’le… Rahmetli babam otuz beşlik rakıya “Fahrettin Kerim” derdi, bana da takıldı kaldı. Önceleri kimse anlamazdı, “Ne diyor bu?” diye, boş boş bakarlardı yüzüme. Anlatırdım. “Küpe kalsın kulağınıza.” derdim. “Size getir bir Fahrettin Kerim” derlerse otuz beşliği koyun önlerine.
İşçiler, emekçiler, memurlar için hayat gerçekten zordu. Çocuklarını iyi yetiştirmek isteyen anne babalara daha çok çalışmak, daha çok ezilmek düşüyordu. Bütün bunları düşünürken bir otomobil yakınımızda durdu.
Otomobilden inen iki kişi bize doğru geldi. Selam alıp selam verdik, birbirimize hâl hatır sorduk.
“Biz öğretmen İsmail’i arıyoruz.” dediler.
“Aradığınız kişi benim, hayırdır, niçin beni arıyorsunuz?” dedim.
Günışığı tüm görkemiyle ortalığı aydınlatmaya başlamıştı. Kuşlar sanki doğaya bütün neşeleriyle koro halinde müzik ziyafeti veriyorlardı. Aren mışıl mışıl uyumaya devam ediyordu.
Annesi yavaşça küçüğünün yanına yaklaşmış, gülümseyerek seyretmiş o güzelliği, uyandırmak istememiş önce ama bugün yapacakları işleri varmış ve Aren’de yardım edeceğini “anneciğim ben kocaman oldum iş yapabilirim” demişti. Uyandırmaya karar verdi.
Küçüğüm, uyan artık, sabah oldu kuşlar sana sesleniyor, diyerek gülümsemiş.
Tabi İstanbullu bu tür olaylarla ara sıra karşılaştığı için Hasan’a ''Hanzo'' diye takılmış. Aslında Hasan çalışkan ve zeki bir insan; İstanbullu nereden bilsin Hasan'ın okula gitmediğini.
Hasan, adres sora sora hemşerileri bulmuş sonunda. Onların yardımıyla iş bulup çalışmaya başlamış. Günler geçmiş ama o daha Hanzo’nun ne anlama geldiğini bir türlü çözememiş.