Son Yazılar

ŞİİR YOLDAŞIMIZDIR[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

mutluluğa değil, direnmeyedir!”[1]

Bertolt Brecht Temmuz 1937’de Madrid’deki konuşmasında, “Kültür halkın kolektif üretiminin ayrılmaz parçası ise; halkı ekmekten mahrum bırakan şiddet ile şiirden mahrum bırakan şiddetin aynı olması”na[2] dikkat çekerken; “Bu dünyada her daim hiçbir şeyi olmayanların yanında olacağım,” diye haykıran Federico García Lorca’nın faşistlerce katledildiğini anımsamayan var mı?

Bir Sanat Dalı Olarak Mizah[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

Yalvarırım gülmeyi öğrenin.”[1]
Sanatın gücü müthiş bir şeydir. Tam da bunun için muktedirler sanattan korkar, kontrolleri altına alıp, sanatı sanat olmaktan çıkartarak, iktidar sofrasındaki mezeye dönüştürürler. Bu koşullarda “Reyting mi önemli sanat mı?”[2] diye soruyor Prof. Dr. Üstün Dökmen.
Özdemir Asaf’ın, “Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu, birinciliği beyaza verdiler,” dizelerindeki üzere yerkürenin dört bir yanında kapitalizmin kirlettiklerinin listesinde sanat ilk sıralarda yer alıyor.

Atanın kıymetini bil evlat/ Hüseyin Poyraz

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

60-65 yaşlarında, orta boylu, tıraşlı, temiz giyimli ve pazarcıyla düzgün konuşması ile dikkatimi çekti.
Tezgâhtaki meyveleri özenle seçerek poşete yerleştirmesinden onun ince ruhlu, hassas bir yapıya sahip olduğunu düşündüm.
Daha önce mahallemizde hiç görmediğim bu adama karşı bir yakınlık hissi oluştu içimde. Görünüşü, yürüyüşü geçen yıl kaybettiğim dayıma çok benziyordu. Sanki dayımın ikiziydi.
Komşulardan birine misafir mi gelmişti, hoş misafir olsa pazarda ne işi vardı?

Hiç Düşündünüz mü Niye Böyle Olduk!

Ali Cemal Türkmen kullanıcısının resmi

Bizim en büyük eğlencemiz sokaklarda, ya da kapı önlerinde ve müsait olan her yerde hep beraber oynamaktı. Sokakta oynamak diye bir kavram vardı yani. O zaman kafelerde, alışveriş merkezlerinde buluşmazdık. Okula arkadaşlarımızla gider, birlikte çıkar, oynaya zıplaya yürüyerek gelirdik. Servis falan yoktu. Hatta öyle olurdu ki çantalarımızı kaldırımlara koyar oyuna bile dalardık. Annelerimiz ya da aile büyüklerimiz bu durumu bildiklerinden bizlere ekmek arası bir şeyler hazırlar gönderirdi.

Hercai Konuşmalar

Akman Gedik kullanıcısının resmi

 Çığlık atmamak için kendini zor tuttu Limoniye. '' Bunu mutlaka Dehşet’e söylemeliyim!'' deyip yerinden kalktı, yatak odasına doğru ilerlerken bağırmaya başladı:
''Dehşeeet! Dehşet, kalksana ocağı batmayasıca! Konuşan Türkiye geliyor. Siyah beyaz devri bitti. Çok kanallı olacağız. Ev renklenecek Dehşet, duyuyor musun? Hele bir kalk da bak, neler oldu neler! ''

Aydınlar ve Aşk Üzerine

veysel otunç kullanıcısının resmi

 
Sana anlatmaya devam ediyorum, aşkı anlatacağım. Neden ama? Aşkı fazla mı önemsiyorum? Sınıf mücadelesinde aşkın yeri nedir? Bunca kıyım içerisinde aşka yer var mı? Aragon mutlu olabilir miydi? Ben nasıl mutlu olabilirim?
Beni yadırgıyorsunuz, söylediklerinizi duyar gibiyim: Kavgada aşka yer yok! Reddediyorum, aşk yoksa kavga da yok! Eylül şiirlerinde söylemiştim:
 
eylülün gölgesinde yazdıklarım
aşk şiirleridir
denebilir ki neden kavga şiiri değil
ya kavganın kendisi aşk değil mi?
 

Yaşama Dair Kimi Notlar[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

Gerçeğin ya da güzel olmayan dünyanın aynasında kimi zaman bulutlara, kimi zaman yıldızlara, hasılı gökyüzüne bakmanın sorun ve sorumluluğuyla yaşamak insan(lık)a özgü bir eylemdir…
Felâket anlarından, yenilgi yıllarının tedrisatına ya da insan olmaktan yorulduğumuz kesitlere…
Söyleyecek çok şeyin olsa da, söylemenin risk teşkil ettiği ve Euripides’in, “Köle, düşüncesini söyleyemeyendir,” ya da Lev Tolstoy’un, “Özgürlüğü elinden alınan çocuğa büyük derler,” diye haykırdığı belalı kesitlere…
* * * * *

Ahlaki ve Kolektif Yaşam Dinamiklerinin Dejenerasyonu

Cemal Zöngür kullanıcısının resmi

ifade edecek olursak, “Ahlaki (Etik) Kolektif Kültürü”,feodal şabloncu modernist toplumlar dejenere edenlerin başında geliyor. Bu iki anlayış din başta olmak üzere her türlü grupçu, kayırmacı ve adamcılık (Nepotist) kültürüne göre yaşayıp, sürekli kendi içinde birbiriyle çatışırken, bundan kendilerine kahramanlık, yiğitlik payesi çıkarırlar. En ufak anlaşmazlık durumunda, en yakınındakileri psikolojik veya fiziki olarak öldürmekte hiçbir sakınca görmezler.

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...