Son Yazılar

gözlerin şafağımdı dağlarda

veysel otunç kullanıcısının resmi

Adsız ülkem yedigül verenim
Kekik kokuyor dudakların
Hasır yataklarda gözlerin aydınlığım
Saçların sarmalıyor geceyi
Bu geceleri biliriz
Yılan uyumaz
At kişnemez
Çekirgeler susar
Bu yoldaşımın matemidir
Kanlı gömleği armut ağacında
Tüfeği gelin deresinde
Dost kayalıkta saklıdır
Nice firarimiz yatar burda
Henüz bıyığı terlememiş
Henüz göğsü uç vermemiş yoldaşlarım
Yağmur gibi savrulur
Özgürlük aşkına
Halkın kurtuluşu aşkına
Kanları akar
Gelin deresine
Hey gelin deresi

“Öteki”nin De “Öteki”si: Romanlar[*]

Sibel Özbudun Temel Demirer kullanıcısının resmi

“Kafanı kaldırdığında gökyüzünü görüyor musun; işte orası senin memleketindir”; “Romanın malını eşeğe yüklemişler dolmamış, keyfini deveye yüklemişler almamış,” diyen -“öteki”nin de “öteki”si- Romanlar’dan söz etmek acıların tarihinde kulaç atmak gibidir.[2]
Kolay mı?

Yüreğiniz Işığınız Olsun…

Ali Cemal Türkmen kullanıcısının resmi

"Eee intikam neresinde, kızmışım, sinirlenmemek için bir süre onunla konuşmamışım" diyeceksiniz. Direk soruya geçeyim hemen; peki, o, size kızmış mıydı?..
Belki de kızmamış hatta alttan almaya çalışmıştır...
Peki, biz ne yaptık? Bizi seven birisiyle iletişimi kopardık. Kendimizden onu mahrum bıraktık! Bizim yanımızda mutlu olan kişiyle yani...
İşte bu “intikam alma duygusu” demek diye düşünüyorum.
Davranışımızın arka planında bu duygu gizli öyle değil mi?
Yani intikam denen bir duygu "bizi yönetiyor"
Peki, biz kimiz?

Türkiye ve Orta Doğu'da Yapay Ulusalcılıkların Çöküşü

Cemal Zöngür kullanıcısının resmi

üst ulusal bir kimlikle bunu anayasal olarak uygulamasıdır. Bunun dışında çeşitli kelime oyunlarıyla üstün din ve ırkçılığa dayanan tüm siyasal yapılar, faşistlikten başka bir şey değildir. Türkiye devlet yönetiminin yaptığı gibi bizim Kürtlerle, Alevilerle, Ermenilerle, Yahudilerle, Rumlarla bir sorunumuz yok, hepsi bizim vatandaşımız derken, tüm insani haklarını yasaklayıp her on yılda fiziki ve psikolojik katliamı sürdürmesi, eşi benzeri görülmemiş bir faşizm türüdür. Artık insanlar bu gerçeği görüp ona göre tavır almalıdırlar.

Biz Eşek Kesmeyiz Komutan Beg, Gönahtır!

Akman Gedik kullanıcısının resmi

Nisan yağmurla değil operasyonla gelmişti. Varto Ovası baharı umutla değil, kâbusla karşılıyordu. Başlarında komutanları, jandarmalar evlerin kapısını dehşetle vuruyorlardı. Köylüler korkuyla kapıyı açıp eve davet ediyorlardı jandarmaları.
 
     ''Bir çay için, '' diyorlardı.
 
      Jandarmalar köy meydanına çağırıyorlardı onları.
 
      ''Mazeret yok, tez elden gelin,'' diye de özellikle vurguluyorlardı.
 

FELSEFENİN DİPSİZ KUYUSU VII

Görülmüştür kullanıcısının resmi

 
                                        VII 
      “Merhaba! Boş vaktin var mı?”
      “Vallahi Yaylacığım başım çok ağrıyor.”
      “Yani boş boş oturuyorsun. Dinle, bak sana ne anlatacağım.”
      “Aa! Vallahi Yaylacığım, bugün kendimi pek iyi hissetmiyorum.”
      “Felsefedendir.”
      “Başım çok ağrıyor”
      “Hep felsefeden”
      “Boynuma da vuruyor ağrı. Galiba kitap okurken boynumu çok eğiyorum ya. Hava da soğuktu.”
      “Nıç, nıç. Felsefedendir.”

10 ARALIK İNSAN HAKLARI HAFTASI’NIN BANA DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

Adil Okay kullanıcısının resmi

 
Adil Okay
10 ARALIK İNSAN HAKLARI HAFTASI’NIN BANA DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
VEYA HALKLAR KARDEŞ Mİ?
Gerek ülkemizde gerekse dünyada İnsan hakları açısından kara bir tablo var. Dünyanın dört bir yanından insan hakları ihlalleri haberleri geliyor. Bu koşullarda biz nasıl İnsan Hakları haftası kutlayacağız. Buna yanıt vermeden önce bu haftanın önemine ve çıkış nedenlerine değineyim:

Bir Zamanlar Bizim Mahallede

Akman Gedik kullanıcısının resmi

1978’e kadar örgütlenilmedik alan bırakılmamıştı. Sözlerimiz “bilim”le başlıyor, “Ne bileyim?”le bitiyordu. Öğrendiğimiz çoğu sözün siyasal yanı tamamdı ama bu sözler ödünçtü. Toplumsal gerçeğin iç dinamikleriyle olgunlaşan çok az söz vardı dilimizde. Sözlerimiz alıntıydı, “Kes, yapıştır!” türdendi. Satrançtan dilimize bulaşan “Şah, mat!” çok yaygındı o günlerde. Birbirimize karşı ne çok kullanır olmuştuk! Düşlediğimiz gelecek için çok kararlıydık ama ya gereçlerimiz yetersizdi ya da biz uygun gereç bulamamıştık.

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...