Son Yazılar

İlhan Erdost Anısına- 7 Kasım 1980 Cuma

Ali Cemal Türkmen kullanıcısının resmi

12 Eylül’den ben de payımı almış, tutuklanmış ve Mamak Askeri Cezaevine konulmuştum.  7 Kasım’dı.  Farklı bir gündü, nedenini soracak olursanız bilemiyorum… Ama içimde tarifsiz bir sıkıntı vardı. İşim ve okulum hakkında bilgi alamıyordum. Üstelik iki aydır benim sorumluluğumda büyümekte olan yetim kalan kardeşlerim bensiz neler yapıyorlardı, bilemiyordum. Dünyadan bihaberdim kısacası.

Kafamda onlarca yanıt arayan soruların olduğu günün akşamı olmak üzereydi.  Koğuşta çamaşır yıkayan, söküklerini diken birkaç arkadaşın dışında tüm tutuklular bahçede zoraki askeri eğitim yapıyordu.

Hildesheim’den Oskar Schindler Geçti

Akman Gedik kullanıcısının resmi

O yönlü bilgi edinmek isteyenler, internet üzerinden ya da kütüphanelere giderek pekâlâ öğrenebilirler. Sadece yaşamının bir kesitinden, Hildesheim’deki iki üç yıllık yaşamından bahsedeceğim. Beni böylesi bir yazıyı yazmaya iten sebebin başında, Bay Schindler'in de bir zamanlar Hildesheim'de yaşamış olmasıdır. Bu merakımdan ötürü birkaç kez Hildesheim'deki kütüphaneye uğradım. Hildesheim'deki yaşamıyla ilgili bir şeyler bulmanın umuduyla gittim birkaç kez. Sağ olsun görevli hanım bu konuda birkaç kitap getirip gösterdi.

ZİNE/ Nazir Atila

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Zine birden telaşlandı. İçini derin bir üzüntü kapladı. Yüreği korkuyla karışık bir heyecanla atmaya başladı.
“Korkma Zine, okulun reviri var, doktoru var… Hadi bana eyvallah.”
Yeni yeni atıştıran kar tanelerini havada tozutan, buz gibi esen poyraz yeli, adeta ıslık çalıyordu.
Hüso, kafasına örttüğü ceketini çenesinin altında elleriyle birleştirmiş bir halde hızlı adımlarla yoluna devam etti. 
 

Devrimci Gençliğin Anti-Emperyalist Mücadelesi: Tarihimiz ve Filistin[1]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

matadorun değil.
Ve hâlâ aynı taraftayım.”[2]
 
Eduardo Galeano’nun, “Bu günlerin şansızlığı delilerin körleri yönetmesidir”; Albert Camus’nün, “İnsanlara boyun eğdirmek isteyenin kulağı sağırdır”; Jean Baudrillard’ın, “Bu muhteşem gereksizlikte bulantı verici özel bir şey var: Hızla çoğalan, aşırı şişen; ama doğuramayan bir dünyanın bulantısı,”[3] notunu düştükleri berbat bir tablo ile burun buruna yaşadığımız bir “sır” değil.

Her şeyin olabilir

Ali Cemal Türkmen kullanıcısının resmi

 
Bilgisayarın hatta uçağın…
 
Her türlü teknolojik imkânın, renk renk elbiselerin, pahalı parfümün, kremlerin ve pahalı alışkanlıkların…
 
Ve sen!..
 
Her şey olabilirsin…
 
Güzel ya da çirkin.
 
Uzun ya da kısa olabilirsin.
 
Boylu poslu.
 
Gösterişli ya da gösterişsiz…
 
Tombul ya da zayıf…
 
Genç ya da yaşlı…
 
Kadın ya da erkek olabilirsin…
 
Anne, baba olabilirsin.
 
Kardeş, ağabey, dost, arkadaş…
 

Baba Sen Anamı…?

Akman Gedik kullanıcısının resmi

Emekli olduktan sonra tam rahata erdim diyecekken başlamış ağrıları amca ile eşinin. Ne zaman doktora varsa derdini anlatamadan geri gelmiş. El kol işaretleri ya da bildiği yarım yamalak Almancası ile anlatmaya çalışmış derdini, ama nafile. Ne o tam anlatabilmiş ne de doktor anlayabilmiş. Doktorun verdiği ilaçlar ağrılarını dindirememiş. Her gün bir yerleri ağrıyıp durmaktaymış.

Çağdaş Bir Türkiye İçin Alternatif Programın Ana Başlıkları Solun Olmazsa Olmazları Olmalıdır?

Ali Cemal Türkmen kullanıcısının resmi

Ülkemizdeki bu kötü tabloyu tersine çevirmek suretiyle Yurttaşlarımızın satın alma gücünü ve refah düzeyini yükseltmektir. Bunun için yeni projeler üretmektir...

Alternatif bir programın ana başlıkları şöyle sıralayabiliriz.

Yazdıklarım günümüzün koşullarına göre ülkenin ihtiyaca göre bu genişletilebilir veya kısaltılabilir, bağlayıcı değildir.

Çağdaş hukuk devleti, demokrasi, laik, sosyal ve hukuk devleti esaslarına dayanan bir ülke yaratmak ve yaşatmak.

Yasakları asgariye indiren ve yurttaşı devlet karşısında özgürleştiren ve koruyan bir ülke yaratmak.

Çocuklar ve Cellatlar

Alattin Bilgiç kullanıcısının resmi

kara sular sardı serçe ayağını, 
masum toprakla karıştı. 
geride gözyaşlı bir gülüş.
 
rüzgâr dondu, 
ağaçlar eğildi, 
dallar yasa sarındı. 
insan olma sınavı başladı.
 
felek çöktü içine, 
bulutlar ağırlaştı, 
ufuk daraldı, 
zaman büküldü acıyla 
bir köyün damında.
 
kim korur şimdi 
sokakların ölü nefesini? 
gizlice titreyen evleri, 
kim bilir o üşük kulakları?
 
o gün deniz bile sustu, 
gölgesi suya düştü. 
dalgalar çırpınmadı, 

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...