Son Yazılar

Tanrının ölümüne içli bir ağıt

Mehmet Söğüt kullanıcısının resmi

Yazar Şair Akman Gedik’ten söz ediyorum. Dilimizin Zazaki lehçesiyle ve Türkçe birçok kitabı çıktı. Şiir, öykü serüvenine denemeyi de eklemiş. İyi ki de eklemiş.  Bezuvar Kitaplığı’ndan yeni çıkan, Renk Yoksulu adında deneme kitabını tekrardan okuyorum. Türkiye’nin ahvalini ele almış; kinlerini, öfkelerini, hoşgörüsüzlüğünü ve sevgisizliğini. Ondandır ki, o topraklarda tanrı ölmüştür. Çünkü tanrı sevgidir. Sevgi ise can çekişiyor. Irkçılığın, tahammülsüzlüğün batağında debelenmektedir. Doğal olarak ahlaksızlık da almış başını gidiyor. Her duldada bir çete türemiş.

Gitti Şaman geldi Zerdüşt

Haydar Karataş kullanıcısının resmi

Neler anlatılmazdı ki, ağaçlara bez ve çaput bağlamayı Orta Asya Şaman boylarına bağlayan, ne bileyim, kurşun dökmeler, ay görüldüğünde niyaz etmeler, Amerikalıların “knock on the wood” diyerek aynen bizler gibi elini kulağına götürüp üç kez tahtaya vurmalar dahi Şamanizm’e bağlanır ve şöyle denirdi: “Aha işte Aleviler öz be öz Şaman’dır, öyleyse Türk.” Hal böyle olunca, bizim ilk mektep gören ağabeylerimiz de bu furyaya epeyce kendini kaptırdı. Anne babasını ikna etmeye çalışan niceleri çıktı.

şimal rüzgarı

Barış Erdoğan kullanıcısının resmi

bir akdeniz çocuğuna gurbet ankalık
var küle dön
.
her kusuruna körsen
ya kurşun yemişsindir ya kurşun döktürmüşsündür
ah “şaman ruhum” türkü türkü göğsünde
.
yarın başka yerden sökecektir şafak umuduyla dalarsın
aynı yerden aynı kanamalarla uyanırsın
deniz kabuk kabuk masal
.
çocuk seni toroslara serpsem her taş dibinde çiğdemsin
yağmur beklenmez, ağlamaya oturulur
nisan yüz bereketi
.
sazım sözüm zulmun filizini budar
bir vagona yazılmış ayrılığı kucak kucak bulaştırmak var

Balat'ta Gün Işıyordur .

Barış Erdoğan kullanıcısının resmi

düğmeleri kopuk bir çocuğun yüzünü yıkamak üzre
şimdi balat’ta gün ışıyordur, gül kanıyordur
eskiciler dünden kalan asık yüzleri toplamaya geliyordur
kavga yüklenmişlerdir küflenmiş sobalarda yakıp tüketmeye
geçim sıkıntısına burun kıvırıyorlardır ağır azam, gururla
tuzu kuru mart kedilerine dert döküyorlardır
ağırdır sözleri kadar, sağırdır küfürleri kadar

Madımak'ta Gönül Yakmak Daha Zor

Barış Erdoğan kullanıcısının resmi

 
madımak’ta gül yakmak zor, gönül yakmak daha zor
kanatlanmış güvercindir her alev oy
göveren candır oy
.
madımak’ta av avlamak zor, avlanmaktır daha hallice
dağılmış buluttur her nefes oy
bul unuttur oy
.
madımak’ta cana kıymak zor, kan akıtmak daha beter
yeniden canlanır her göz oy
canla anılır oy
.
madımak’ta türkü yakmak zor, şereftir daha kül olana
yeniden küllenir her zeytin dalı oy
güllenir oy
.
madımak’ta utanç sayfaları çok, kızarmış sayfalar daha çok

GERÇƏK YUXU

Abdulla-Memmed kullanıcısının resmi

Gecə həmdəm olub qəhərə qədər,
Əlini çəkmir heç qəm boğazımdan.
Dərdi sirkələdim səhərə qədər,
Yapışıb zülmətin daş yaxasından.
Bu dərd əliyalın, ayağı yalın,
Əridir sevinci talan qəıbləri.
Boz üzlü dünyanın gönümü qalın?!
Sükutu dağlayır yanan qəlbləri.
Qapı cırıldayır, diksinir sükut,
Qurd-quşa yem olan doğma ocaqda.
Göydə doluxsunub sızlayır bulud,
Torpaq da çat verir kimsəsiz bağda.
Hörüb pərdəsini tordan hörümçək,
Ayla müzgüləyir, günlə isinir.
Payızda sevinci sovuran külək

Ateşin Yobaz Elinde Sınanışı Unut/MADIMAK/lımda

Erdal Yıldırım kullanıcısının resmi

            Osmanlının gerici, feodal ve baskıcı düzenine şiirleri, bağlaması ve devrimci, direnişçi düşünceleriyle başkaldıran Pirim Pir Sultan’ı darağacına gönderen zihniyet, aradan geçen yüzlerce yıl sonra bile, O’nun fikirlerinin yaşamaya devam ettiğini görünce tahammülsüzlüğü arttı. Ve Pir Sultan Abdal’ı şiirlerle, türkülerle, tiyatroyla anmak için Sivas’a giden sanatçı, aydın, yazara ve Alevi semahçıya da tahammül edemedi. Sivas Madımak Oteli devletin askeri, polisi, valisinin gözleri önünde ateşe verildi..

Turna Türküsü/ Bilge Palaz

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

beyaz bir çarşaf gerilir dağların eteklerine
eser sevdalar çocuk dilleriyle
biz ay topladık gecenin aydınlığında
mızıka edasıyla toplanıp
horon teptik kızların sürmeli gözlerinde
anlaşılmayan bir şeyler vardı ortalık yerde
Yasam tünelleri oluştu ilkelliğin saflığında
ümitli askımızla okşadığımız gökyüzünde
ateşler yakıp savurduğumuz geceye gömdük
sessizliğimizi
sökmesiyle şafağın geceyi sırtlayan gece sefalarıydık
sevdalar kokan
ve bu sevdalar değil midir?
bir ananın yaralı yüzüyle gülümseyen yasama

Hazan yaprağına dönmek/ Yaşadıkça

Mehmet Söğüt kullanıcısının resmi

“Şiir kitabımı çıkartmak istiyorum” dediğinde, ona, Sınırsız Kitap ve Yayıncılık’ı önermiştim. Çünkü güveniyordum Sınırsız’a. Çok tanınan bir yayınevi değildi, lakin mütevazı, dürüst bir yayınevi... Bu kıstasları, günümüzde çok az kurum taşımaktadır.
Evet, Doğan Perto’nun kitabının çıkış serüvenini kısaca size aktarmış oldum böylece. Dosyasını görmemiştim. Neler yazılmıştı bilmiyordum. Aradan daha iki hafta geçmeden kitabı posta kutumda buldum. Kitabın ismi, ‘’Yaşadıkça’’ idi. Kitap ismini ilk şiirinden alıyordu.
yaşadıkça anlarmış insan
evrende var olduğunu

Duvar yazılaması

Necmettin Yalçınkaya kullanıcısının resmi

  ‘’Uyu sen uyu‘’ dedi, alaylı alaylı. ‘’Sen uyu Halkın Kurtulmuşçuları duvarlarımızı yazsınlar!’’
  Aceleyle giyinip sokağa attım kendimi. Duvara yazılan sloganlar beni selamlıyordu âdeta. Kadınlardan biri:
  ‘’Duvarları yazılan evlere bir bakın hele!‘’ dedi öfkeyle. ‘’Aralarında hiç Erzincanlı var mı?’’
   ‘’He vallahi yok!’’ diye bir başka kadın onayladı onu.

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...