Ağ Günlükleri

Alevilikte "Dara Durma" Çağdaş Yaptırım Gücü Olabilir mi?

Cemal Zöngür kullanıcısının resmi

       
Alevilerin çoğunluğu yüzyıl öncesine kadar kırsal alanlarda, kendi topluluklarıyla iç içe yaşayan bir özelliğe sahipti. Mevcut devlet yapılarıyla ilişkileri genelde sınırlı olup, asker ve vergi vermeden bir çeşit özerk yaşıyorlardı. Alevilik hukuk ve ahlaki kurallarıyla var oldular. Aralarındaki sosyal, siyasal, ekonomik, ahlaki sorunlarını, cemde “Dara Durma Hukukuyla” çözüyorlardı. Alevi hukukuna, ahlaki yapıya uymayan şahıslar ceme alınmazlardı. Dara Durma yaptırım ve uygulamaları söz konusu çağlarda ciddi bir etkiye sahipti.
 

Doğan Hızlan Vesilesiyle Eleştiri ve Yazmak Üstüne[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

bireylerden daha güçlüdür.”[*]
 
“Papyon takan, gömleklerini hazır almayıp diktiren, ceketinin iç cebinde köstek taşıyan sanat insanı” Doğan Hızlan vesilesiyle değinmek istediklerim var; ancak önce Georgiy V. Plehanov’dan birkaç saptamanın altını çizelim:

Canım Babam/ Öznur Eren Kanarya

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Sonbaharda, gidişinden bu yana yirmi koca yıl geçmiş olacak. Zaman zaman soruyorum kendime; yaşasaydın yaşananlar için ne düşünür ne derdin? Yirmi yılda ne çok aşındı her şey. Kavramların içi boşaldı. Yerlerini alanlarsa hem değerce hem de anlamca nasıl da sığ, bir bilsen. Güzel insanların pek çoğu o güzel atlara binip terk ettiler dünyayı. Ve iyi, üretken, çalışkan insanlar çoğalmıyor artık. Ne yazık ki eksiliyor güzel insanlar ve onlarla birlikte güzel duygular. İyi insan olma halinde değiliz artık.

Sahiden

Ersin Kurt kullanıcısının resmi
Sahteden hoşlanmam bilirsin Aysun
Olacaksa eğer, sahiden olsun
Aşk da, meşk de, ayrılık da sahiden
Mutluluk, acı çekmek sahiden
Gideceksen eğer günün birinde
Yokluğun mecnun etsin
Yok, kalacaksan şayet
Varlığın yaksın, kavursun
Sonum olacaksa da bu sevda
Sonum, senden olsun
İlla ölecekse seven
Sahiden ölsün.

Sürgün Yazıları-Cilt III/ Ganime Gülmez

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Sürgündeki yazarları-yazıları ne garez ne de kınama tuzaklarına düşmeden okumayı öğrenmiş kuşaklar vardı. Bu kuşakları, garez ve kınama tuzaklarına düşen yeni kuşakların izlediğinden bahsetmek, sanırım abartı olmaz. Şüphesiz ki Türkiye’deyken bu yazıları-yazarları farklı bir gözlükle okurken, buralarda yaşamak zorunda kalma sürecinde okumak bizlere; hayatı nasıl doldurmak gerektiğine ilişkin de birer rehber oldu ve olmaya da devam ediyor!
***

Tarihsel Kültür Kaynaklarını Kimler Neden Çarpıtır?

Cemal Zöngür kullanıcısının resmi

Her farklı kültür, insanın düşünmesini sağlayan bilimsel temel zenginlik kaynağıdır. Buna rağmen başkalarının ve kendi tarihini çarpıtıp yok eden toplumlar, kültürden nasiplenmemiş taklitçi akıl yoksunu iken, yalnızca kendi tarihsel kültürüne önem vermekse, ukala yarım akıllılıktır.
 

Anadolu’nun Otokton Halkı Rumların Hâli[1]

Sibel Özbudun Temel Demirer kullanıcısının resmi

hatta geçmez bile.”[2]
 
Murathan Mungan’ın, “Bu ülkede zaten her şey çok krizde. Her şey çok çabuk kırılacak bir yapı gösteriyor. Hep irili ufaklı krizlerden geçiyoruz. Dahası, Türkiye’nin kendisi bir kriz ülkesi... Krizde olmayan bir şey var mı? Eğitimimiz krizde, adaletimiz krizde, ekonomimiz hep krizde, demokrasimiz hep krizde, gerisini siz çoğaltın,”[3] diye tarif ettiği acılı coğrafyamızın malum ve meş’um tarihinin mimarının lanetli egemenler olduğunu bilmeyen var mı? Hâlâ varsa ne yazık…

Bir “İzmirkolik”in Serüveni[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

Bir yağmurdur bizim için yaşamak.”[1]
 
“Geride kaldı” denilen “eski(meyen)” iç savaş günleriydi: Grev çadırlarından, namluya sürülmüş mermi gibi soluk soluğa koşuşturmalardan, civanmert fedakârlıklardan, İzmir’den (ya da Eşrafpaşa’sından) anımsıyorum ‘Baterist’i…
12 Eylül karanlıklarından sonra da, el kapılarının gri gökleri altındaki Paris’teydik; ‘Camcı Hikmet’ti lakabı...
İster ‘Baterist’, ister ‘Camcı Hikmet’… Değişen bir şey yoktu: O hâlâ “Böyledir bizim sevdamız” diyerek nefes alıp vererek, biriktirip, yazıyordu.

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...
RSS - ağ günlükleri beslemesine abone olun.