Ağ Günlükleri

İğneyle Kuyu Kazmak Gibi Zor Ama Heyecan Verici Bir Çalışmaydı !

Adil Okay kullanıcısının resmi

 
***
 
15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilan edilen “Olağanüstü Hal” sürecinde (c)ezaevlerinde başlayan keyfi uygulamalar ve akılla mantıkla açıklanamayacak eziyet biçimleri OHAL’in kalkmasından sonra da tamamen sona ermemiş, birçok hak gaspı tutsak şair Erol Zavar’ın yukarıda bir bölümünü aktardığım mektubunda betimlediği gibi kalıcı hale gelmişti. Tecrit ağırlaştırılmış, kitaplarımız gibi mektuplarımız da ya çok geç verilmeye ya da kaybolmaya başlamıştı.
 

Aldanmak, Aldatılmak/ Sevsen Aslantepe

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Çekingendi. Paltosunu bile çıkarmadan çantası kucağında ders zilinin çalmasını beklerdi. Sonraki günlerde herkes ona "Günaydın" der olduğunda bile başıyla yanıt veriyordu.
Bir uzun teneffüste öğretmenler aralarında neşe içinde konuşurken, benzemekten söz edildi. İngilizce Bölüm Başkanı olan oldukça özgüvenli hocamız ona bir soru yöneltti. Kanımca onun suskunluğuna son vermek istemişti.
- Siz daha çok annenize mi babanıza mı benzersiniz Tamer Bey?
O sustu yine. Başkan neredeyse aynı soruyu bir başkasına sormaya hazırlanırken, yanıtı geldi:

Lodos

Ersin Kurt kullanıcısının resmi
İncedir bu hesap,
Bu kavga benim kavgam
Bu dava benim davam
 
Mesele memlekettir,
Eşitsizliktir terazi kefelerindeki
Mesele yokluktur
Mesele yaşamakta zorluk...
Mesele insan.
 
Ne çektik cepte para yokken
Açken,
Sefilken,
Çaresizken...
 
Mesele bu değil
Kuyruğu dik tutmak mesele
Buz gibi bir evde uyumak
Titreyerek yatarken
 

YOL ÖYKÜLERİ/ Ganime Gülmez

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

“Gecesi çengellenmiş kadınların ve çocukların öyküsüdür, yeryüzünü bitimsiz bir karanlığa gömen. Anlatsalar sesleri kesilir, anlatmasalar seslerine gölgeleri düşer...” –Meral Şimşek’in, Hiva’nın Çengelli İğneleri öyküsünden.-
Okuduklarımızı-yazdıklarımızı, düşünce dünyamızdakileri; hayata yeterince akıtamamanın, yeterince paylaşamamanın sancısıyla kıvrandığımız dönemlerden birindeyiz. Tüm bunlar için atılan en küçük adımların dahi, nice bedelleri göze almakla eşdeğer olduğu dönemlerden birindeyiz.

Feriştah Nine

Münevver Ongun kullanıcısının resmi

 Kesik toprağından yapılmış yüksek duvarlarının kuytu köşelerinden fışkıran güz çiğdemleriyle karşıladın beni ilk. Sonbaharın tatlı serinliği vurdu yüzüme. Dal dal kızılcıkların ateş kırmızısı içimi ısıttı. Ayağımın altında ezilen sarı kırmızı yaprakların hışırtısı, değişeceğinin, başkalaşacağının müjdesini verdi. Güneşi kıskanıyordun. Oysa yaprakların aralığından ara sıra yüzünü gösteren güneşle fark ettim güzelliğini. Geçtiğim yolların iki yanında yükselen ağaçlar ve onlara sarmalanan sarmaşıklarla sözleşmiştin sanki. Beni de sarmış, sarmalamışlardı. İrimlerle* kesişiyordu bütün yollar.

“Sosyalizm Ve İslâm” Tartışmalarında Önemli Bir Kaynak: Bolşevik Devrimi Ve Din

Sibel Özbudun kullanıcısının resmi

Bu kargaşa ortamında 20. yüzyılın büyük bölümünde gerek felsefi, gerek toplumsal, gerekse siyasal alanda hegemonik olan düşünüş tarzlarını yaylım ateşine tutan ve “modernizm” yaftası altında topyekûn tarihin çöplüğüne atmayı hedefleyen postmodernist yıkım harekâtı bir hayli merhale kaydetti.

Vatan’ın F3’ünde Dört Gün

Temel Demirer kullanıcısının resmi

Dolu bir tabanca gibi
Ölüp ölesiye taşırız
O sözler ki bir kere çıkmıştır ağzımızdan
Uğrunda asılırız...”[1]
 
25 Ekim 2020 sabahı. Saat 06.00 suları. Mavi ile Tarçın ortalığı yıkarcasına havlıyorlar; “Bir şey var galiba” diye yataktan fırlayıp, pencereden dışarıya baktığımda yine bir sürü özel harekât, polis ile “sivil”ler ve bir de yan komşumuz (onu da kapıyı kırmaya “tanıklık” için uyandırmışlar; neyse kapıyı kurtardık!)…

Rüzgâr

Fatma Kurnaz Arıkuşu kullanıcısının resmi

Önünde ne var
Nereye yol açıp
Neyi nereye yaklaştıracak
 
Hangi karanlıkları aydınlığa kavuşturacak
Hangi dağın yükü omuzlarında
Hoyratlığın
İpe sapa gelmeyişin 
Ondan mı
 
Beşikte bebeğe ninni mi söyleyecek
Sevdalı dilinde türkü mü olacak
Gönüldeki düğümü mü çözecek
Belki bir zorunlu bekleyişe
Eşlik edecek
 
Açtım kapıyı usulca
Sıkıca tutuyorum 
Çarpmasın diye
Eşikten içeri girdi bir fısıltı gibi
 
 25 04.2020

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...
RSS - ağ günlükleri beslemesine abone olun.