Ağ Günlükleri

Kaç Çocuğuz?/ Sait Almış

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Yalçınkaya’nın yarattığı “Ana karakteri” ona çok büyük anlatım kolaylığı sağlamıştır. Böylece devrimci sol hareketin hastalıklarına ait görüşlerini çok daha rahat ve anlaşılır bir şekilde anlatabilmiştir.  Bu tarz anlatım ona tepki çekmeden, hatta gülümseterek en hassas konularda bile rahat eleştiri olanağı sunmuştur. Necmettin’in ve bizim şimdi gördüğümüz, bilince çıkardığımız hatalarımızı analık sezgileriyle o zaman görmüş ve söylemiştir Ana.
 

Tiyatronun Eski(meyen) Öğretenleri[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

si tibi vis vivere.”[1]
 
Zaman sonsuza dek doymayacak kadar açgözlüdür; durmadan yer, yutar ve tüketirken; zaman bizim umutlarımızı gerçekleştirmekle meşgul olmaz; işini yapar…
Ancak ona karşı direnen, onun teslim alamadığı eski(meyen)ler de vardır ki, onlara “ölümsüz” ya da “klasik” deriz.

Çalışma, Huzur, Sendikal Haklar

Ali Cemal Türkmen kullanıcısının resmi

Bugüne kadar Kamu Kurumlarında açılan ihaleler ile temizlik, bakım, onarım, garson, aşçı, güvenlik gibi hizmet işleri için taşeron firma tarafından eleman tahsisi yapılıyordu. Alt işveren veya taşeron firmanın elemanı olarak görülen işçiler aslında Kamu Kurumlarında devlet memurları ya da işçileri ile yan yana çalışıyor fakat aynı haklardan yararlanamıyorlardı.
AKP’nin “Seçim Vaatleri”nden olan taşeron işçilerinin kadroya alınması başbakanın ve ilgili bakanların açıklamaları ile bir iki ay içinde gerçekleşmiş olacak.
 

Son Vaaz Dördüncü Bölüm

Mehmet Söğüt kullanıcısının resmi

Birbirlerinin pervanesi olmuşlardı. Etrafında döndükleri aşk ateşi yakıcı değildi. Tam tersine, taze kan pompalanıyordu yüreklerine.
Görüşemeden edemiyorlardı. Yeni bir kapı aralanmıştı önlerinde. O kapı onları alıp rengârenk dünyalara götürecekti. Hissediyorlardı tüm bunları; mutlu olacaktılar.  Kasabalarına sık sık gelmeye başlamış ve gittikçe de birbirlerini deli gibi sevmişlerdi. Sonunda ailelerin onayını alarak evlenmiştiler. Kağnının tekeri bir taşa denk gelmişti. Şaklama sesiyle kendine geldi. Ded Leon’a baktı.

Nice Onyıllara ‘Yenikapı’lı Yoldaşlar[*]

Sibel Özbudun kullanıcısının resmi

varacağı yönleri genişlet,
büyüt yeni bir gökyüzü kadar.”[1]
 
Hayır! Ecclesizstes’in, “Ölmeden önce kimseyi övme,” uyarısını unutacak değiliz ‘Yeni Kapı’(cılar) için kaleme aldıklarımızda…
Sadece ve sadece 10 yıllık serüvenlerine tanık (ve biraz da taraf) olduğumuz Onlar hakkında, her şeyi olduğu gibi aktaracağız…
* * * * *

Savaşın Batı Cephenin Soru(n)ları ile “Doğu”[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

‘İnsan olmak ne demektir’den başlayarak.”[1]
 
Sürdürülemez kapitalist egemenliğin çıldırdığı bir dünya ile, yeniden paylaşımın altüst ettiği bölge(miz)de savaşın tırmandığı, “(post)modern zamanlar”dan geçtiğimiz bir “sır” değil. Tanık/ taraf kılındığımız kesit zor mu zor!

Bu Sapıklığın Kaynağı "Ecdat"tır!

Erdal Yıldırım kullanıcısının resmi

Geçtiğimiz günlerde Karaman’da Ensar Vakfı adlı sözde eğitim kurumunda sekiz – on yaşlarındaki toplamda 45 erkek öğrenciye cinsel istismarda bulunan bir öğretmenin 10 çocuğa tecavüz ettiği polis raporuyla belgelendi. Medya ve basın organlarında yer alan bilgilere göre de şüpheli kişinin Ensar Vakfı ve Karaman Anadolu İmam Hatip Lisesi ve İmam Hatip Lisesi Mezunları ve Mensupları Derneği’ne yakın kişilerin kiraladığı evlerde ders verdiği iddia ediliyor.
 
 

Sûrgül /Yabangülü)

Berivan Yıldız kullanıcısının resmi

Can acıtıcı olaylar üstü örtülür, inkârla beraber hasıraltı edilmek istenir. İstenir de ama çözüm değildir. Yayılarak, büyüyerek vahim bir hale gelir.
Apê Avdar derlerdi ona. Apê Avdar ismi kişiliğiyle, yaşamıyla bütünleşmişti. Öyle ki evlatları bile baba demezdi. Herkesin Apê Avdar'ıydı o. Köye bir misafir geldiğinde onun evinde ağırlanır, düğün parası bulamayan gençlere elini uzatırdı. Kimi zamanda kavgalıların arasında bir köprü olurdu. Aslında öyle zengin parası olan biri değildi. Ama gerekli olan cesur, şefkatli bir yürek zenginliğiydi.

Buca Cezaevi

Necmettin Yalçınkaya kullanıcısının resmi

"şuradan bir pide ya da lah­macun yaptıralım. Siz de yiyin."
"Hayır, olmaz" diyor, yanımızda oturan.
"Aslında fena da olmazdı" diyor arabayı kullanan. "Komü­nistlerin çayı da içilir, yemeği de yenir" deyip pis pis sırıtıyor.
"Söz, siz tahliye olun pideler benden" diyor yanımızda otu­ran, "tahliye olabilirseniz şayet."
Başlıyor kıkır kıkır gülmeye.
İçimden küfrediyorum.

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...
RSS - ağ günlükleri beslemesine abone olun.