Ağ Günlükleri

Madımak'ta Gönül Yakmak Daha Zor

Barış Erdoğan kullanıcısının resmi

 
madımak’ta gül yakmak zor, gönül yakmak daha zor
kanatlanmış güvercindir her alev oy
göveren candır oy
.
madımak’ta av avlamak zor, avlanmaktır daha hallice
dağılmış buluttur her nefes oy
bul unuttur oy
.
madımak’ta cana kıymak zor, kan akıtmak daha beter
yeniden canlanır her göz oy
canla anılır oy
.
madımak’ta türkü yakmak zor, şereftir daha kül olana
yeniden küllenir her zeytin dalı oy
güllenir oy
.
madımak’ta utanç sayfaları çok, kızarmış sayfalar daha çok

GERÇƏK YUXU

Abdulla-Memmed kullanıcısının resmi

Gecə həmdəm olub qəhərə qədər,
Əlini çəkmir heç qəm boğazımdan.
Dərdi sirkələdim səhərə qədər,
Yapışıb zülmətin daş yaxasından.
Bu dərd əliyalın, ayağı yalın,
Əridir sevinci talan qəıbləri.
Boz üzlü dünyanın gönümü qalın?!
Sükutu dağlayır yanan qəlbləri.
Qapı cırıldayır, diksinir sükut,
Qurd-quşa yem olan doğma ocaqda.
Göydə doluxsunub sızlayır bulud,
Torpaq da çat verir kimsəsiz bağda.
Hörüb pərdəsini tordan hörümçək,
Ayla müzgüləyir, günlə isinir.
Payızda sevinci sovuran külək

Ateşin Yobaz Elinde Sınanışı Unut/MADIMAK/lımda

Erdal Yıldırım kullanıcısının resmi

            Osmanlının gerici, feodal ve baskıcı düzenine şiirleri, bağlaması ve devrimci, direnişçi düşünceleriyle başkaldıran Pirim Pir Sultan’ı darağacına gönderen zihniyet, aradan geçen yüzlerce yıl sonra bile, O’nun fikirlerinin yaşamaya devam ettiğini görünce tahammülsüzlüğü arttı. Ve Pir Sultan Abdal’ı şiirlerle, türkülerle, tiyatroyla anmak için Sivas’a giden sanatçı, aydın, yazara ve Alevi semahçıya da tahammül edemedi. Sivas Madımak Oteli devletin askeri, polisi, valisinin gözleri önünde ateşe verildi..

Turna Türküsü/ Bilge Palaz

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

beyaz bir çarşaf gerilir dağların eteklerine
eser sevdalar çocuk dilleriyle
biz ay topladık gecenin aydınlığında
mızıka edasıyla toplanıp
horon teptik kızların sürmeli gözlerinde
anlaşılmayan bir şeyler vardı ortalık yerde
Yasam tünelleri oluştu ilkelliğin saflığında
ümitli askımızla okşadığımız gökyüzünde
ateşler yakıp savurduğumuz geceye gömdük
sessizliğimizi
sökmesiyle şafağın geceyi sırtlayan gece sefalarıydık
sevdalar kokan
ve bu sevdalar değil midir?
bir ananın yaralı yüzüyle gülümseyen yasama

Hazan yaprağına dönmek/ Yaşadıkça

Mehmet Söğüt kullanıcısının resmi

“Şiir kitabımı çıkartmak istiyorum” dediğinde, ona, Sınırsız Kitap ve Yayıncılık’ı önermiştim. Çünkü güveniyordum Sınırsız’a. Çok tanınan bir yayınevi değildi, lakin mütevazı, dürüst bir yayınevi... Bu kıstasları, günümüzde çok az kurum taşımaktadır.
Evet, Doğan Perto’nun kitabının çıkış serüvenini kısaca size aktarmış oldum böylece. Dosyasını görmemiştim. Neler yazılmıştı bilmiyordum. Aradan daha iki hafta geçmeden kitabı posta kutumda buldum. Kitabın ismi, ‘’Yaşadıkça’’ idi. Kitap ismini ilk şiirinden alıyordu.
yaşadıkça anlarmış insan
evrende var olduğunu

Duvar yazılaması

Necmettin Yalçınkaya kullanıcısının resmi

  ‘’Uyu sen uyu‘’ dedi, alaylı alaylı. ‘’Sen uyu Halkın Kurtulmuşçuları duvarlarımızı yazsınlar!’’
  Aceleyle giyinip sokağa attım kendimi. Duvara yazılan sloganlar beni selamlıyordu âdeta. Kadınlardan biri:
  ‘’Duvarları yazılan evlere bir bakın hele!‘’ dedi öfkeyle. ‘’Aralarında hiç Erzincanlı var mı?’’
   ‘’He vallahi yok!’’ diye bir başka kadın onayladı onu.

Yazmak ruhun sanatı

İsmail Güner kullanıcısının resmi

İnsanlara duygularımızı aktarmak, düşler ve içinde yaşadığımız toplumu değiştirme arzusu ile güzellikler katarak yazmak isteriz.
Sözcüklerimizin, karakterimizi yazıya yansıttığının bilinciyle yazmalıyız.
Her iyi, kendinden öncekinin rahminden döllenir, sonraki ‘iyi’yi de kendi rahminde büyütür.
İnsan iyi hissederse, iyiliğin sözleri süzülür insanlığın özünde. Parçalanmış özün toparlanmasından iyi sanat doğar ve güzel şeyler üretir.
İyiden beslenen ışkından filizleniriz.

Göbekli Tepe

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

1996 yılında Şanlıurfa Müze Müdürlüğü’nün başkanlığında Alman Arkeolog Harald Hauptmann danışmanlığında başlatılan çalışmalar, başlangıçta sıradan bir arkeoloji çalışmasını andırıyordu! Kazı devam ettikçe, klasik bir arkeoloji araştırmasından beklendiği gibi, ortaya çıkan bulguların soru işaretlerini aydınlatacağı umuluyordu.

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...
RSS - ağ günlükleri beslemesine abone olun.