Ağ Günlükleri

DUVAR YAZISI EDEBİYAT KAYINTISI XL

Görülmüştür kullanıcısının resmi

 
DUVAR YAZISI EDEBİYAT KAYINTISI
XL
 
Madde 391: Tobias Wolff, Raymond Carver ve Richard Ford sıkı dostlardı; eserlerinde aynı meseleleri konu etmişlerdi. Her üç yazarın kitapları aynı dönemde İngiltere’de basılacağından, davet edildikleri Londra Ulusal Şiir Merkezi’nde okumalar yapmışlardı. İngiliz gazete ve dergilerinde yazan eleştirmenler onlara “Kirli Gerçekçiler” demişlerdi. Wolff, Carver ve Ford bu adlandırmayla dalga geçmişlerse de Kirli Gerçekçilik tanımlaması edebiyatta yer bulmuştur.
 

Yüce İnançlar ve Siyasi Teoriler, Homo Sapiens'i Neden İnsan Yapamadı?

Cemal Zöngür kullanıcısının resmi

yüce inançlar, demokrasi uğruna her yerde yaşandığına göre, kimse ben temizim diyemez. Hepimiz ve tüm teoriler suçludur, suçlu olmasaydık dünyamız gerçek barışa çoktan kavuşmuş olurdu. Bu ahlaksızlıklar ilk uygarlıklardan başlayıp, sürekli üstüne ekleyerek günümüze kadar hızından en ufak bir şey kaybetmeden gelmiştir. Ve daha da ileriye gideceğe benziyor.
 

55 TUTSAKTAN 55 MISRA...

Görülmüştür kullanıcısının resmi

 
İÇERDEN DIŞARIYA...
 
Zamanın sırlarını emmiş duvardan
Bu hayatımı özetliyor zaten
Bir çocuğun soran bakışları, bir yaşlı kadının acısı
Suların derin sessizliği
Öğleden sonraları en direnişçi an’lardır.
Şimdi daha iyi anlıyorum
Bir kurşunla vurulmadan
‘Hadi koşun tramvaya’ diyor yanımdaki arkadaşlardan biri.
Bir çiğ tanesi üzerinde var olduğu yeşil yapraklarda
Lanetlerden geriye kalan küfürler gibi
Eeee ne de olsa keçi ailesi bu tescilli bir inada sahip

DUVAR YAZISI EDEBİYAT KAYINTISI XXXIX

Görülmüştür kullanıcısının resmi

 
DUVAR YAZISI EDEBİYAT KAYINTISI
 XXXIX
 
Madde 381: Son Bakışta Aşk’ta Benjamin; “Romanın önemi, başkasının kaderini belki de öğretici bir biçimde bize sunmasında değildir,… O içimizi ısıtır; kendi kaderimizden asla sağlayamayacağımız, bir yabancının kaderini tüketmiş olan alevin verdiği sıcaklıkla. Okuru romana çeken, ürpertilerle dolu hayatını okuduğu bir ölümle ısıtma umududur.” der.
 
Madde 382: 1978 tarihinde verdiği bir konferansta, R. Barthes şöyle bir saptama yapar:

Türkiye'de Ahlaki Yozlaşma ve Sosyal Çöküntü Nasıl Başladı?

Cemal Zöngür kullanıcısının resmi

 
Öncelikle toplulukları belirli kural, düzen ve ahlaki ölçülerde yaşamasını sağlayıp, ulus olma niteliğine kavuşturan dört temel yapıyı hatırlayarak başlayalım. Bunlar Maddi Hukuk, Ahlak, Din ve Görgü kurallarıdır. Bir ülke ve toplumda ahlaki çöküntü başlamışa, o toplum ya dağılıp yok olur ya da bölgenin ilkesiz ve en ufak değeri olmayan sürüleri gözüyle bakılır.
 

"BİZ BAŞKA TÜRLÜ SEVERDİK BİRBİRİMİZİ" t a m e r d u r s u n

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Derken, Galata Yokuşu'nun oralarda, yeni kurulmuş bir ajansta iş buldum. Burada getir götür işlerine bakacak ve Tünel'den başlayıp, Levent'e kadar süren güzergah üzerinde, kapı kapı gezip, önemli kişilere ve kurumlara, ayda bir basılan derginin dağıtımını yapacağım.

Aksilik o ya, daha ilk dağıtım günü, dergileri sırtlayıp yola çıkmıştım ki, hava bozmaya başladı ve ben Nişantaşı-Teşvikiye'ye vardığımda, sağanak yağmura tutulup, sırılsıklam oldum.

Bana zaten olan olmuş. Tek derdim dergiler ıslanmadan sahiplerine ulaşsın.

Yaşam ve Ölüm(süzlük) Üstüne[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

 
İnsan olan ve kalan, her daim ölümsüzdür; ona ne şüphe?!
Bu bağlamda Lucretius’un, “Ben varken ölüm yok, ölüm varken ben yokum; o hâlde korkacak ne var?” sözüne değer vermek önemlidir; korkunun ölümün yarısı olduğunu bilmek gibi…
Farkındayız: Ölüm karşısında herkes eşittir, ve yaşam bir ölüm sürecidir.
Ancak bir şey yapmadan geçirilen yaşamın ölüm olduğunu kavrayamayanların ölüm korkusu, ölümden daha korkunçtur. Ve tam da bunun için yaşam ne kadar yaşanmamışsa, ölümden o kadar korkulur. Korku kimseyi ölümden kurtarmaz ama ölüm korkusu köleliğin başlangıcıdır.

Kimsesiz Bir Devrimci

veysel otunç kullanıcısının resmi

Bir devrimci kimsesiz olabilir mi?
A. Kadir Konuk gibi devrimciler; ömrünü devrime, devrimci mücadeleye adamış insanlar, mülkiyete, paraya, hileye, çıkara, köşe dönmeye sırtını dönmüş kahramanlar kimsesiz kalabilirler.  Kaldılar, kalırlar.
Kadir, öğretmenken siyasi mücadeleye katıldı. Öğretmenliği bıraktı.
Öğretmen olarak sade bir yaşam sürdürseydi, eşiyle, çocuklarıyla başına bir iş gelmeden geçinip gidecekti. O, sakin, korunaklı hayatın dışına çıktı, kavgayı benimsedi. Yeni bir dünya hayaliyle sıkı bir devrimci oldu.
***

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...
RSS - ağ günlükleri beslemesine abone olun.