Sibel Özbudun ağ günlüğü
Oktay Ağabey(imiz)…
düşlerini dinle.”[2]
Bazı insanlar vardır, su gibidirler. Duru, sade, iddiasız…
Tumturaklı değildirler. Patırtıcı, hiç…
İkide bir ne kadar kahraman, ne kadar vaz geçilmez olduklarını anlatmazlar size. Hatta hiç anlatmazlar.
İçeride yattıklarının, gördükleri işkencenin hesap pusulasını olur olmaz koymazlar önünüze.
“Ben bu kadar çektim, şeflik bana düşer” cümlesini bir kez olsun telaffuz etmemişler, akıllarından dahi geçirmemişlerdir hayatları boyunca…
Sinemacı Yılmaz Güney Ermeni soykırımı üzerine konuşuyor
1915’den itibaren, kolektif katliamlardan ve kitlesel sürgünlerden oluşan planlı ve sistemli bir politika Türkiye Ermenilerinin yok olmasıyla sonuçlandı.
Sayın Başkan,
Saygıdeğer mahkemenizin Ermeni Soykırımı üzerine bir oturum düzenleyeceğini ilgiyle öğrendim.
Adalete aşık insanlar, hele ki benim gibi Türkiye kökenliyseler, bu sorun karşısında kayıtsız kalamazlar. Bu nedenledir ki izninizle birkaç düşünceyi dikkatinize sunmak istiyorum:
AKP’nin “Muhafazkâr’lığı Neye Denk Düşer?[1]
karanlığı uzaklaştıramaz;
bunu ancak ışık yapabilir.”[2]
Dostlar, sevgili hekimler, sizleri sevgi ve saygı ile selamlıyorum.
Biliyorum, bu “selam” sakıncalı! Bir selamın bile, ülkedeki yarılmaya denk düştüğü, “tehlikeli” addedildiği günlerden geçiyoruz ne yazık ki…
Geçtiğimiz günlerde Türkiye’nin Afrin’e düzenlediği askerî harekâta karşı, hekim ve aydın sorumluluğunuza sahip çıkan bir bildiri yayınladınız.
Afrin ve Suriye Afrin(ve Suriye'n)in, Ötesidir!
II. AYRIM: AKTÖRLER
II.1) RUSYA İLE İRAN VE SOÇİ
III. AYRIM: SURİYE HÂLİ
IV. AYRIM: AFRİN MESELESİ, ERDOĞAN VE ABD
IV.1) AFRİN MESELESİ VE İHTİMALLER
IV.2) T.“C” VE ABD İLİŞKİLERİ
V. AYRIM: YPG, ABD VE ÖTESİ
V.1) ABD İLE YPG/ PYD
VI. AYRIM: NE (Mİ) OLACAK? HAKSIZ SAVAŞ ‘HAYIR’!
VI.1) GELECEK(SİZLİK) Mİ?
VI.2) SAVAŞA KARŞI TUTUM(UMUZ)
Kültür “Yerli ve Milli” midir? Ya da Nedir ?[1]
ya herkes gibi olmayı
ya da farklılıklarını erdeme
dönüştürmeyi seçmen gerekir.”[2]
Haydi, söze “Onunla” başlayalım. Burada bizi buluşturma olanağını sağlayan kişi… Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan…
Emperyalizm, T. “C” ve Afrin[*]
ve haksızlık doğuruyor.”[1]
“Ortadoğu dünyası romantizmle veya buluğ çağı bebesinin kinciliğiyle yanaşılacak bir saha değil. Çünkü bilsek de bilmesek de; istesek de istemesek de Ortadoğu’dayız,”[2] notunun “es” geçilmesi mümkün olmayan koordinatlarda ve TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Tuncay Özilhan’ın bile, “Liberal demokrasi, hukuk devleti ve piyasa ekonomisinin tüm dünyaya barış ve refah getireceği beklentisinin boş çıktığını itiraf etmek durumundayız,”[3] demek zorunda kaldığı küresel tabloda…
Faşizm ve Kadınlar[1]
ne de özü. Onlar yoktur;
hiçliktirler.” [2]
AKP’li yazar Ömer Turan geçenlerde şöyle bir dizi tweet atmıştı:
“Yeni toplumsal hareketler” Ne kadar “Yeni”?[1]
ve yanan gözlerimizle durduk
bu dünyanın üzerinde.”[2]
Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği 1991’de lağvedildi… Yeryüzünün ilk işçi devleti, böylelikle, görkemli kuruluşundan 74 yıl sonra, kapitalizm karşısında likide oldu.
Hani Nâzım der ya: “Yenildiler./ Yenenler, yenilenlerin/ dikişsiz, ak gömleğinde sildiler/ kılıçlarının kanını…”
İşçi sınıfının kadınlaşması[1]
kazananlar ve kaybedenler olmaya devam edecektir;
özellikle de acımasız arz ve talep yasalarına
tabi olacak olan emek alanında.”[2]
Kadınlığa dair bilincimiz 1960-1970’li yıllarda sosyalist hareket içinde biçimlenmişti. O zamanlar, kadınların kapitalizm koşullarında işgücü açığının doğduğu dönemlerde istihdam alanına çekilen; kriz koşullarında ise ilk önce kapı dışarı edilen, bir çeşit “yedek sanayi ordusu” görevini gördüğü, bizler için bir kaziye idi.






