Güncel

SEN YAZAR OLAMAZSIN!

Ali Rıza Aksın kullanıcısının resmi

-Ne yazarsın?
-Martıları, denizi, maviyi, ufku, kelebeği, çiçeği, umutsuzluğu, aşkı, barları, meyhaneleri, aldatılmışlığı...
Ben yazarım; güzel kadınları, düşleri, fantezileri, dört kıtaya hükmeden şanlı tarihimi, Anadolu'ya sıkışmış son ulusumu...
 
Sen yazar olamazsın! Evinden, toprağından, kapısındaki ağaçtan, inciri, üzümü, zeytini işleyen tezgâhından, teknesinden, oltasından, düşlerinden koparılan Alenayı, Adonisi, Gergoru, Dimitri'yi yazdın mı?
 
Yazmadım!
 

Oyun

Hasan Sağlam kullanıcısının resmi

Martin Luther King, “Bir gün, dört çocuğumun da derilerinin rengi ile değil de kişilikleri ile yargılanacağı bir ülkede yaşayacaklarına dair bir hayalim var” demişti, ancak bu yaşamsal insani hayalleri vuruldu ve ayrımcılık hala tenler, diller, inançlar, cinsiyetler üzerinden gırla yapılıyor. 
Hrant Dink; “Kendimi bir güvercinin ruh tedirginliği içinde görebilirim, ama biliyorum ki bu ülkede insanlar güvercinlere dokunmaz. Evet biraz ürkekçe ama bir o kadar da özgürce...” İnsanın kuşkulu duygusuna, güvercinin ürkek telaşına aldırmadı.

Susmanın Sırası da, Zamanı da Değil..

Erdal Yıldırım kullanıcısının resmi
Papaz Niemöller, siyasal, toplumsal baskılar karşısında susarak kendini kurtarmaya çalışanlarla ilgili düşüncesini bizzat kendi yaşamını örnek göstererek şöyle ifade ediyor.
 
“Naziler Komünistleri götürdüklerinde, sesimi çıkarmadım, çünkü ben ‘Komünist’ değildim. 
 Sonra Sendikacıları alıp götürdüler, ben sesimi çıkarmadım, çünkü ‘Sendikacı’ değildim.

BARIŞ İÇİN AKADEMİ (Mİ?)

Temel Demirer kullanıcısının resmi

 
“Barış,
insanların birbirlerine
gerçek adlarını
söyleyebildikleri bir zamandır.”[2]
 
Barış için savaş karşısında akademiyi, sorumluluklarını konuştuğumuz bu toplantıyı neden Ege ya da Dokuz Eylül veya herhangi bir Üniversitesi’nin bir salonunda, kampüsünde düzenleyemiyoruz? Neden bu insanî eylemimiz üniversitelerde yasaklı, “sakıncalı”? Bu soru(n)ların yanıtını verebilirseniz, barış için savaş karşısında Türk(iye) akademisinin zavallılığının vardığı sümsüklüğün ne demek olduğunu da kavrarsınız.

100. YILINDA ERMENİ MESELESİ AN(LA)MAK[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

Kolay mı?
T.“C”yi sembolize eden Çankaya’yı bile doğrudan etkileyen bir soru(n)dur söz konusu olan!
“Nasıl” mı?
1921 yılında Çankaya’da tepenin yamacında bulunan bağ evinin ilk sahibi, 1915 tehciri sırasında Ankara’dan ayrılmak zorunda kalan Ermeni Kasapyan ailesiydi!
El koyarken yok eden soykırım, “unutuluşa” mahkûm edilirken; Gabriel García Márquez’in, ‘Anlatmak İçin Yaşamak’ başlıklı yapıtındaki dediği gibi: “Hayat, insanın yaşadığı değildir; aslolan, hatırladığı ve anlatmak için nasıl hatırladığıdır.”[3]

Ölüleriniz Kardeşimizdir/ VOS DÉCÉDÉS SONT NOS FRERES

Temel Demirer kullanıcısının resmi

IŞİD canilerinin Paris’te gerçekleştirdiği saldırılar, parçaları Ankara’da savrulan yüreğimizi bir kez daha kavurdu. Ölülerinizi, ölülerimizin yanıbaşına, yüreğimize gömdük.
Bugün burada suçüstü yakalanmış bir telaşla, terörün İslâm’la ilişkisi olmadığından dem vuracak değiliz.
Hayır, hiçbir tarihsel ya da aktüel gerekçe, kendi hâllerinde, sıradan insanların kitlesel biçimde vahşice katledilmesini aklayamaz, mazur gösteremez...

VURUN “ÖTEKİ”NE![*]

Sibel Özbudun kullanıcısının resmi

diktatör özlemiyle yanıp tutuşur.”[1]
 
Geçtiğimiz günlerde, sosyal medyada 22 yaşında “gizli tanık” ifadesiyle müebbet hapis cezasına çarptırılan ve cezası Yargıtay tarafından onaylanan Gülsüm Koç’a dikkat çekmek üzere bir mesaj paylaşmıştım. Aktroll’lerden biri ikiletmeden atladı: “Kadın kadın olaydı her şeye burnunu sokmaz edepli kadın olurdu demekki bir bok yediki...” (İmla ve ifade bozuklukları aktroll’e aittir.)

Doğan okuyacak...

Sibel Karakız kullanıcısının resmi

Küçük ve yemyeşil çimlerle ve rengârenk çiçeklerle kaplı bir tepenin etrafına çember gibi sıralanmış tek katlı evler! Her evin önünde bulunan birer ikişer dönüm bahçelerde; domates, patlıcan, biber, fasulye kabak, salatalık gibi birçok sebze ve incir, nar, dut gibi birçok meyve ağaçları bulunmaktaydı. Bahçeler ile tarlaların sınırı bölen; şırıl şırıl akan ırmak içinde ise Kara Balık ve Yılına Balığı yaşamaktadır. Irmaktan sonra gelen uçsuz bucaksız pamuk, buğday, pancar, mısır, soya ve biber tarlaları bulunmaktır.

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...
Güncel beslemesine abone olun.