Güzelleme
Pat diye damdan düşer gibi düşmelisin aklıma
Sokağıma uzanmış bir bahar dalı gibi
Bugün cumartesiymiş de yarın pazarmış gibi
Londra da güneşli bir güne uyanmışız gibi
Kan susmuş da memleketime barış gelmiş gibi gelmelisin
Pat diye damdan düşer gibi düşmelisin aklıma
Sokağıma uzanmış bir bahar dalı gibi
Bugün cumartesiymiş de yarın pazarmış gibi
Londra da güneşli bir güne uyanmışız gibi
Kan susmuş da memleketime barış gelmiş gibi gelmelisin
sanê omnon bi
ma sero asmên
jê sıniya şêmıne bereqiyêne
asme be astaru ra verdênê têdıma
serva ma domonu gulase guretênê
taniya vırara dêkunê xo de
sanıku de.....
Hesê Bırri, Alık u Fatıke
ma rê biyêne eskera
pia şiyênê a dına, amênê na dina.
Sodırane ke biyêne
verê her boni de
jê gırpa, gırpa sazu
vengê reukunê doy bi
raywan biyênê meymani
cı rê doê serdın
hêmgen u ron u thoraqo teze
haleta domonu
çhancolik u henê kemere
der u cırano khulelık
Aşından işinden
Aşkından olursun,
Bir Alevisin çünkü!
Bir çığlıksın,
Askıda,
Darağacında,
Foseptik çukurunda...
Bir varsın bir yoksun,
Unutulmuş,
Aşınmış,
Eskiden kalma!
Gün olur kurşuna dizilirsin,
Ölmemişsin ama...
Kılıç artığı,
Travmalı,
Odalık bir kızsın.
Yamuk, Kara bir oğlan,
Keskin,
Asi,
Karnında sözü olan...
Mehtapsız geçen, zifiri karanlığı bol olan
Yıldızsız kalan şu dingin gece
Ömrümün en hüzünlü gecesi
Mum gibi
Eriyip akıyorum
Ne Mezopotamya’ya
Bereket taşıyan
Fırat’ım
Ne de ezgilere konu olan
Dicle’yim
Ben bu gece, ağıtlaşan koca bir dert nehriyim
Yorgun bir ahtır bende! Ruhumdan söküp gelen
Nefes boruma düğümlenip
Sevda ezgileri
Sevda özlemi
Kürdistani bir yara olup
İçimde alev, alaz ırmaklaşan
Delik-deşik
Yüreğimin
Müdavimi olan
Dert, acı, keder oluşturan
Oracıkta
Öylece kala kalan
Çıkıp gitmeyen
Beni sersefil, perişan eden
O ah bende tükenmiyor
Hiç
Aha bir bilsem
Bir bilsem
Ben
Kaç zamandır
Şafak bekleyen gözlerimden
İçime kaç deniz, kaç nehir kadar kanlı gözyaşım aktı
Mehtapsız geçen, zifiri karanlığı bol olan
Yıldızsız kalan şu dingin gece
Ömrümün en hüzünlü gecesi
Mum gibi
Eriyip akıyorum
Ne Mezopotamya’ya
Bereket taşıyan
Fırat’ım
Ne de ezgilere konu olan
Dicle’yim
Ben bu gece, ağıtlaşan koca bir dert nehriyim
Keşke, ben şimdi rengârenk küçük bir kelebek olsam
Özlem duyulan bulutsuz mutlu günlerde
Bir buruk yürek, bir soluk nefesle
Güneşe en yakın bir yerde
Yemyeşil çimenlerde
Hırçın duyguların
Çılgın düşlerin
Arsız
Gülüşlerin peşinde değil de
Kederimle, şu hüzün dolu yüreğimle
Masmaviliğiyle dupduru olan, göğe doğru uçsaydım
Virane gönlüm hep ağlıyorum
Şu rezil düzende sürünüyorum
Bendeki şu çile, acı dağlar kadar
Derdim çok, günden güne eriyorum
Şu cahillere söz diyemiyorum
Başımı taştan taşa vuruyorum
Ey benim mazlum çilekeş yüreğim
Vurdumduymazlara deliriyorum
Bu keşmekeşlik beni öldürüyor
Bana dert, kahır, acı çektiriyor
Şu yakan cehennem, şu kahpe düzen
Yıllardır yüreğimi kemiriyor
Ben hep orda-bur da sürünüyorum
Bu kahpe düzende gülemiyorum
Sanki ben haksızlığa razı mıyım?
Halkı sömürenlere sövüyorum
Memleketim gibi kokan, ey komünist gülüşlü
Asla “gözünü budaktan esirgemeyen”
Tüm gücüyle acılara
Baskılara
Zulme karşı koyan
Paramparça yaşamda
Elindeki kızıl bayrağıyla
Umutla
Beklenen şafağın
Doğuşundan evvel
Dirençle, azimle, zaferle
Kölelik zincirini parçalayarak koparan yiğit kadın
Mühür gözlüm gel artık gel, gün akşam olmadan
Uzat ellerini ellerime
Bırak kendini
Kollarıma
Bir militanın
Edasıyla
Özgürlük kavgasında
Mavzerine sarıldığı ruhla
Sen de öyle hep sarıl, bana
Gözlerindeki ok-ok kirpiklerin
Berrak bakışların, öyle kala kalsın bende
Genzime akan o ılık nefesinde can bulayım bu gece