İnsan Psikolojisi Ve Teorilerdeki Uyumsuzluk

Cemal Zöngür kullanıcısının resmi
Başlık psikolojik, biyolojik, sosyal, kültürel ve siyasal açıdan, derin analizler gerektiren bir konu. Okur dostlarımı sıkmamak adına önemli gördüğüm noktalarla özetleyerek, bir sonucun çıkmasına çalıştım.

 
İnsan ego, süperego ve bilinçteki korku, açlık, doyumsuzluk, sınırsızlık, cinsellik, ukalalık ve kompleks gibi edimleriyle, adeta sayısız bilyeler üzerine yerleştirilmiş zekâya sahip, elektronik bir araç gibidir. Bu yapının mantıklı ve gerçekçi kontrolünü yapmayan insan, uçuruma gitmeyi tercih eden mazoşist canlı demektir. Cemal Zöngür
 
Her varlık özgül yapısına göre bir denge üzerine birbirini tetikleyerek hareket eder. Maddelerin birbirini olumlu olumsuz, sert, yumuşak tetiklemesi diyalektik doğa kanunudur. Ancak maddelerde olduğu gibi, insanında içinden geldiği haliyle her şeyi yapması asla düşünülemez. Belirli seviyelerle her insan, zekâ ve düşünceye sahip bir canlıdır. Ve insan doğası gereği düşünerek yaşamına yön verirken bunun bilgi, ahlâk ve gerçek adaletten yoksun olması durumunda, canavarca hareket eden en tehlikeli varlıktır aynı zamanda. Bu noktadan genel yönetimsel durumlara baktığımızda, toplumun öncüleri zeki olsalar dahi; kültürlü, akıllı değillerse, topluluğun psikolojik edimlerini ya kendi egosu için ya da belirli güçlerin çıkarlarına hizmet eden şekilde kullanmıştır. Her türlü olumsuzluğun yaşanmaması için, temel arz ve talepler üzerine bilimsel ilkeler, gerçek bilgi ve tüm değerlerin üstünde görülen adaletçi kültürle, insan bilinci şekillendirilmelidir. Buna göre eğitilip yönetilmeyen insan ve toplumlar, her zaman hayvani egoist psikolojisini büyütür. Örneğin; en yüce ve Allah’ın adaleti denilen semavi dinler, tüm kötülükleri böyle uygulamadılar mı?
 
Dinsel ve seküler teoriler; insan psikolojisinde her an gerçekleşen olumsuz karakter yapısını önleyecek, ilke ve düzene hiçbir zaman inanmayıp, sürekli kutsal yalancı ve popülizmle toplumları yönettiler. Ne yazık ki tüm teoriler ahlâk, şeref ve dürüstlükten bahsettikleri halde, dürüst ve onurlu insanların, tüm toplum ve siyasi yapılarda, iğne ucu kadar itibarının neden olmadığını kimse sorgulamıyor. İnsandaki bu sosyolojik ve psikolojik gerçeklik bugüne kadar, teorilerde temel çelişki olarak hiçbir zaman ele alınmadığından, ahlâksızlıklar hız kesmeden yaşandı/yaşanmaya devam ediyor. Teorilerin geneli, en çok insanın hayvani güdü ve egolarını şahlandıran, kural ve bilgilere ağırlık veren uygulamaları kültür olarak gördüler.
 
İstisnalar hariç teori icat edenlerin çoğu, adaletli teoriye kendilerinin sahip olduğu, insanların yalnızca bununla mutlu olacağını savunmaları neticesinde, tapınmacı maddi tanrısallığı yarattılar. Argümanları biz bize benzeriz egosunda ısrar edip, kötülük tohumlarını atmakta bir sakınca görmediler. Günümüze kadar toplumların yaşamlarına yön veren belli teorileri analiz ettiğimizde, şu sonuçlarla karşılaşıyoruz. Özet bilgi olarak, tüm teoriler eksik, yanlış ve kısmi doğruluklarıyla, yazılı sisteme dayanan şekliyle, Çin’de m.ö.7000, Sümerlerde m.ö.4500’de başlamıştır. Yazının icadı; insanın düşünme, sorgulama ve bunları sistematiğe dönüştürüp ifade etme de en büyük faktördür. İlkel, modern teorilerin olumlu ve olumsuzluklarının özeti şu şekildedir.
 
1.Örnek: Dini Teoriler: Kitaplı kitapsız, peygamberli peygambersiz dinsel teorilerin hepsi, metafizik felsefi doğrultuda bilinmeyen, kanıtlanmayan (Agnostizm) üstün bir varlığın hükmüne göre, insanları yalancı masallara inandırıp, iradeleri öldüren şekilde yönettiler. Ve dünyada bilerek yapılan dinsel, ırksal, maddi katliamların ilk başlatıcıları da dinlerdir. Temel ilkeleri sınırsız cinsellik, sınırsız zenginlik ve soy ırkçılığıyla şekillenen bu insan iradesi; Aristoteles’in belirlediği gibi bitkisel ve hayvani ruha sahip olmaktır. Dincilerin ahlâk ve namustan bahsetmeleri ise, üçyüzlü karakterlerinin gereğidir. Bunun kanıtıysa; bırakalım başkalarıyla barışık olmayı, dinci toplum ve devletlerin hiçbiri kendi içlerinde dahi, barışık bir kültür ve tarihi geçmişe sahip değillerdir.
 
2.Sağcı ve Liberal Teoriler: Bilimsel araştırmalarla birlikte, insanların şekilci özgürlükleri dışında, maddi, manevi açıdan dincilerden farkları yoktur bunların. Hatta yeri geldiğinde dincilerden daha keskin tanrıcı ve ırkçıdırlar. Yüzeysel, şekilci özgürlüklerden tutalım, ahlâk anlayışları, dini teorilerle aynı çerçevededir. Söz konusu bu teoride insan iradesinin geçerliliği, devlet ve topluma hükmeden egoist kişilerin çıkarlarına hizmet ettiği sürece geçerlidir. Onun dışında insan iradesi ve özgürlükler her zaman büyük bir tehlike altındadır.  
 
3.Sosyal Demokrat, Sosyalist, Komünist Teoriler: Bu düşüncelerin temeli materyalizm ve Marksizm’e dayanır. İnsana, insan iradesine, ahlâka, özgürlüğe eşitliğe büyük önem verilip teorik ilkelerde, bunların çoğu yer aldığı halde sürekli gözden kaçırılan önemli nokta; insan psikolojisinde her an değişim gösteren karakterle ilgili doyurucu, derin çalışmaların olmamasıdır. Sol düşünceler; insanlara her türlü özgürlük, eşitlik tanınınca, sorunların biteceği yanılgısıyla sürekli başarısızlığı yaşadılar. İnsan psikolojisi üzerine derin bilimsel araştırmalar yapılsa, her türlü özgürlüklerde mutlaka sınırlı olma gerçeği ortaya çıkıyor. Teorilerde bilimsel sınırlılıklar ve kurallar geliştirilmediği sürece, her insanın her siyasi yapıda maddi, manevi diktatör bir canavara dönüşeceği akıllardan asla çıkarılmamalıdır.
 
4.Burjuva Demokrasi Teorisi: Burjuva demokrasisi maddi, manevi, kültürel bakımdan, kendi içerisinde insanlara sınırsız özgürlük, maddiyat sahibi olma hakkı tanıyan yarıştırıcı bir sistemdir. Sınırsız yarıştan doğan olumsuzlukları ise, sosyal devlet kuralıyla en aza indirip düzenlerini devam ettirendir. Buraya kadar ideal teorik sistem gibi görünüyor. Ancak çoğu insanın fark edemediği nokta; burjuva demokrasi teorisine sahip ülkelerin hiçbiri, kendileri dışında farklı toplulukların demokrasi kültürüne geçmelerini istememeleridir. Bunun kanıtıysa, sürekli farklı ülke ve toplulukları direkt, dolaylı çatıştıran bir karakter ve ilkeleri mevcuttur.
 
Burjuva teorisyenleri, demokrasinin tek sahibi, yaratıcıları, yaşatıcıları ve herkese bu desteği vermeye hazır olduklarının propagandasını, mükemmel şekilde yapıyorlar. Sömürülerine alacakları devletleri ise, el altından sürekli sinsi şekilde birbirine karşı çatıştırmak, en büyük ilke ve politikalarıdır. Bu anlayış “Narsist Süperegoizmdir.” Daha somut örnekler gerek geçmiş tarihlerde gerekse günümüzde, Ukrayna ve Doğu Avrupa Ülkelerini, Rusya ve Çin’e karşı savaştırmaları. İsrail’i, Filistin ve Lübnan gibi ülkelere saldırtmaları. Asya, Afrika ve Latin Amerika ülkelerini birbirine düşmanlaştırmaları. Son yıllarda en tehlikeli olansa, Ukrayna-Rusya Savaşı’nı başlatmak için, her oyunu profesyonelce uygulamalarıdır. İfade edilenler ve ekleneceklerle birlikte, Avrupa Burjuva demokrasisi, tarihten bugüne kadar üçyüzlü “Narsist Süpereogist Karakterle” yaşatıldı hep. Bu yüzden hiçbir teori sütten çıkmış ak kaşık değildir. Her teorinin farklı şekillerde yanlışlığı, eksikliği olduğu bilincine varılıp, özeleştiri vererek işe yeniden başlamalıdırlar. Gerçek barış ve özgür bir dünya ancak bu yolla mümkündür.
Cemal Zöngür
 
Kaynaklar:
Alaeddin Şenel- İnsanlık Tarihi. İmge Yayınları
Prof. Dr. Louann Brizandini – Kadın Beyni. Say Yayınları
    //                 //                  - Erkek Beyni.  Say Yayınları
Yoal Noah Harari – Sapiens.  Kolektif yayınları
Robert Ezra Park – İnsanın Doğası. Pinhan Yayıncılık
Alfred Adler – İnsanın Doğası. Payel Yayınları
David Egleman- Beyin-Domingo Yayınları
Wilhelm Riech –İnsanın Doğadaki Yeri. Payel yayınları
Donna Rosenberg- Dünya Mitolojisi. İmge Yay
Ali Şeriati- Dinler Tarihi. Seçkin Yay
Mircea Eliade- Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi 3 Cilt. Kabalcı Yayınları
https://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87in
Tarih öncesi
10.000 yıllık çömlek, Xianren Mağarası kültürü (MÖ 18000–7000)
Çin, dünyanın en eski uygarlıklarından biri olarak kabul edilir.[29][30] Arkeolojik kanıtlar; erken hominitlerin 2,25 milyon ile 250.000 yıl önce arasında Çin'de yaşadıklarını gösterir.[31] Ateş kullanmasını öğrenmiş bir Homo erectus[32] olan Pekin Adamı'nın hominit fosilleri, Pekin'e yakın Zhoukoudian mağarasında bulundu; fosiller, 680.000 ile 780.000 yıl önce arasına tarihlendirilmiştir.[33] 125.000-80.000 yıl öncesine tarihlendirilen bir Homo sapiens'in fosilleşmiş dişleri, Hunan-Dao İlçesi'ndeki Fuyan Mağarası'nda bulundu.[34] Çin proto-yazısı; MÖ 7000 civarında Jiahu'da,[35] MÖ 6000 civarında Damaidi'de,[36] MÖ 5800-5400'de Dadiwan'da ve 5. binyılda Banpo'da vardı. Bazı araştırmacılar, MÖ 7. binyıla dayanan Jiahu yazılarının en erken Çin yazı sistemini oluşturduğunu ileri sürmektedir.[35]
 

Kategori: 

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...