ÖYKÜLER

Benim Adım Sıpa

Akman Gedik kullanıcısının resmi

Heybetullah‘ın aksine karısı Gülkibar etine dolgun, kalçaları ise birer araba tekerleğiydi. Bir beli vardı ki sormayın iki tane babayiğit el ele verse belini saramazdı. Değme bir pehlivanın belini andırıyordu. Belinin üzerinde de altını andıran, parlak tenekeden yapılma ucuz bir kemer olurdu çoğu zaman. Gülkibar yürüyünce yer gök zangırdardı yürüyüşünden. Ey insanlar seyreyleyin beni, yürüyorum derdi adeta.

Kedi Kalem ve Pire ile Yorgan

Görülmüştür kullanıcısının resmi

Geveze zihin, hiç susmazsın ki, bahse girerim laf ebeliğinde kimse eline su dökemez, nasıl gene o öyle, sabahtan akşama kadar cav cav cav, dır dır dır… eden bir şey olsaydı ne ala, hepten zırvaloji, bilmem kaç yıl önceki halk deyişiyle “poh”tan adamların “poh”tan sözlerine yeni yeni laf yetiştiriyorsun, “şu şunu derken, ona şunu demeliydin, şunu yapmalıydın, şunu etmeliydin…” vs. vs. Niye o zaman cevap vermedin? Seni tutan mı vardı? İlle de kokuşturup öyle servis edeceksin temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp önüme getireceksin.

Art Arda Yükselen Uğultu

Nurcan Balıbey kullanıcısının resmi

 
Kuru ve çatlak avuçlarında tuttuğu kızılcık sopasıyla uzunca bir süre onun yüzüne baktı. Dünya kadar yaşlı, mutsuz ve endişeli görünüyordu. Arkadan bakıldığında çökmüş omuzları, bükülmüş beli ve cılız, incecik bacaklarıyla canlı bir iskeleti andırıyordu.
“Söyle, sen onun nerede olduğunu biliyorsun.” diyordu, öfke püskürüyordu annemin yüzüne,   giden ablamın ardından. Yine Meto’yla* buluşup, el ele mısır tarlasına girerken gördüklerini söylemiş komşular O gün fena dayak yedi ablam.

DÜŞ

Görülmüştür kullanıcısının resmi

Bir gece düşünde incecik yağan bir yağmur altında dolaştı. Sabah uyandığında bütün vücudu ıslaktı. Şaşırdı. Dışarı çıktı. Güneşte kuruttu kendini. Ertesi gece avucuna biraz toprak aldı. Düşlerinin tabanına serdi. Yağmur hâlâ yağıyordu. Islak toprak kokusu her yanını sardı ve ardından güneş doğdu. Uyanmaya yakın toprakların üzerine “Bir gece daha,” dedi, "sadece bir gece. Bir dahaki sefere elimde tohumla geleceğim düşüme, avucumda sakladığım toprağa…"

Baba Sen Anamı…?

Akman Gedik kullanıcısının resmi

Emekli olduktan sonra tam rahata erdim diyecekken başlamış ağrıları amca ile eşinin. Ne zaman doktora varsa derdini anlatamadan geri gelmiş. El kol işaretleri ya da bildiği yarım yamalak Almancası ile anlatmaya çalışmış derdini, ama nafile. Ne o tam anlatabilmiş ne de doktor anlayabilmiş. Doktorun verdiği ilaçlar ağrılarını dindirememiş. Her gün bir yerleri ağrıyıp durmaktaymış.

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...
ÖYKÜLER beslemesine abone olun.