Son Yazılar

AĞIT Yaşatamadıklarıma

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Bütün şehrin ruhu çekilmiş sanki. Sokak lambaları bile aydınlatamıyor bence bu şehri. Ay bile cılız kalıyor. Güneş çıksa ne olacak karanlıklardayım. Allah'ım ruhuma karanlık çöktü.

Hastaneden geleli üç gün oldu. Ruhumu o muayene odasına asıp da geldim. Bedenimi koyacak yer bulamıyorum. Nasıl bir talihsizlik bu böyle! Son şansımı da aldı benden. Etrafımda döne döne aldı yavrularımı benden.

Belki de üç bebeğim olacaktı! Belki iki! Bilmiyorum ama olacaktı. Bu defa yavrumu ya da yavrularımı kucağıma almak için çok umutluydum. Yine umudumu öldürdü o pis mahlûk.

Mahi/ Serpil Gündoğdu Emre

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Her şey o kadar ani olmuştu ki Mahi daha yaptıkları şeyin ciddiyetinin farkında değildi. Elinde küçük bir bohça, ayağında ablasının botları, sırtında kalın el örgüsü kazak ve onun üstünde yine ablasının siyah mantosu, boynunda el örgüsü yün şal...

Hüseyin, üstünü sıkı giyinmesini söylemişti. O da öyle yapmıştı, ablalarından habersiz aldığı üst başla. Tren penceresinden dışarıya baktıklarında gördükleri tek şey, kalanların el sallıyor olmasıydı gidenlerin arkasından. Mahi’nin yüreği iki değirmen taşı arasında sıkışmış̧ gibiydi, nefes almasını güçleştiren bir korku vardı içinde.

Laiklik Zarurettir[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

rahipler, seremoniler, sahtelik,
mucize ve cezalandırma yoktur.”[1]
 
Laikliği yeniden konuşmak zorundayız. “Olmazsa olmaz” bir kaçınılmazlık olarak acil gündem maddesidir laiklik meselesi…
Kimileri “olmayan” ya da “olduğu kadar”ıyla “Laikliğe ‘El Fatiha’…”[2] derken; “Türkiye laik değil”[3] saptamasına mündemiç realiteyle yüz yüzeyiz…

Khatu Zeen

Muzaffer Oruçoğlu kullanıcısının resmi

Akşamdan çocuklarına “aşê tirş” hazırladı. Kenti gezip geleceğini, merak etmemelerini söyledi. Yorganını üzerine çekti. Şehri örten karanlığı, içine almış gibi karamsarlaştı. Yitik seslerini, korku, kuşku ve endişelerini dinledi. Rüyası onu, gençliğinin dağlarına, Zağroslara götürdü. Dağlar balçıktandı ve güneşte fırınlanmış gibi parlıyorlardı. Akasya, ceviz ve meşe kümelerinin dibinde dinlenen leoparlar, ceylanlar, dağ keçileri, yaban koyunları ve domuzları da balçıktandı. Saldırmıyorlardı birbirlerine. Nasıl olduysa, gelin tülü gibi ince bir sis çöktü birden. Balçık hayvanlar canlandı.

Mücadele

Ersin Kurt kullanıcısının resmi
İstemeden tanışıklığım oldu hayatla
Lakin barışıklığım asla!
 
 
Yalpaladım
Yasaklandım ve büyüdüm
Büyümek neyse artık...
Belkim zorlu bir dikitti
Belkim onurlu bir sarkıt.
 
 
Yoruldum!
Durduk yere canım yandı ağladım
Yo yo, yalan söyledim
Yüreğim paramparça oldu ayrılıklardan
Zaten öyle olmaz hiç
Durduk yere canı yanmaz insanın
 
 

İktidarın “Kayıkçı Dövüşü”: İstanbul Sözleşmesi[*]

Sibel Özbudun kullanıcısının resmi

yeryüzüyle gökyüzün aracısı olarak
bulutu haraca kestiğiniz yerde?”[1]
 
AKP’nin ayağı İstanbul Sözleşmesi’ne fena dolandı. İktidarının henüz “demokrasiyle barışık”, “AB hedefinden kopmamış”, seçmen desteğinin yüzde 50’lerde seyrettiği günlerde hazırlanmasına nezaret edip Türkiye’nin ilk imzacısı olmasını sağladığı “İstanbul Sözleşmesi”ne karşı parti çeperlerinden kopan “Kabakçı Mustafa İsyanı” ile karşı karşıya.

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...