Gerçekten de Nedir "Terör"?[1]
veya onlara karşı olmak,
ya da bazı konularda bir şeye inandığımızı
veya inanmadığımızı dile getirmek,
ceza yaptırımlarına yol açıyorsa
düşünce özgür değildir.”[2]
veya onlara karşı olmak,
ya da bazı konularda bir şeye inandığımızı
veya inanmadığımızı dile getirmek,
ceza yaptırımlarına yol açıyorsa
düşünce özgür değildir.”[2]
Berfin Jêle`nin Zazaca şiir yazma hikâyesi 1991 yılında Türkiye’yi terk etmesiyle başlar. 1980 darbesinde tutuklanan Jêle bir süre hapis kalır. Dönemin pek çok devrimci kadını gibi o da geride iki çocuğunu bırakarak ülkesini terk eder. Asılnda onun Zazaca serüveni çocuklarını ana dilinde arama özlemiyle başlar. Jêle daha sonra çocuklarına kavuşsa da, ana diline kavuşmamanın hasretini şiirlerinde sürdürür. Berfin Jêle’nin hali hazırda okurla buluşmuş iki şiir kitabı var.
Gros tonajlı yabancı menşeli gemiler geçiyor
Sarayburnu, Ahırkapı arasında
Gözlerimin önünden
Uzayıp giden sahilde yine seni düşünüyorum
Aklımda kalan o gözlerinde ben bir kez daha kayboldum
Bu koca şehrin bahar sabahında kulağımda martı çığlıkları
Kendi hıçkırıklarımı duyamıyorum
Yüreğimdeki büyük sevdam sensin
Senin o güzel gülüşün İmgelerimde silinmiyor
Aşk çiçeği manolyam, avucuma kalan kokunu içime çekiyorum
“Post factum/ Olay olduktan sonra” konuşmuyoruz; Şişli-Mecidiyeköy-Bakırköy güzergâhında olayın tam da içindeydik; 2007’den beri olduğu üzere…
Hepsi de benden sonraki devrelerden okul arkadaşlarım, yaşça benden küçükler, ağabeyleriyim…
Aylardan Ekim olmalıydı.
Üç gün, iki gece sürecek olan düğünün ikinci gecesindeydik. Kına gecesiydi. Kadınlar ve genç kızlar evlerinden getirdikleri minderleri saz ekibinin etrafına serip oturmuşlardı. Saz ekibinin önünde yuvarlak bir alan, oynamak için boş bırakılmıştı. Bizim köyde kına gecesine sadece kadınlar değil, köyün genç erkekleri de katılırdı. Genç erkekler avlunun ayrı bir köşesinde, fırında yakmak için yeni kesilmiş çalı yığının üzerine oturmuşlardı. Yerinde duramıyor, zıplayıp duruyorlardı.
Üç-dört skeç hazırlamıştık. Birkaç arkadaşımız da folklor çalışmalarına katılmıştı. Derneğin önünde halay çekip duruyorduk.
Dernekteki çalışmalar hummalı bir şekilde sürüyordu.
bu yangın yerinde
yaşamak, insan kalarak.”[1]
“Barış İçin Akademisyenler Bildirisi”, çağına tanık ve taraf olabilen entelektüelleriyle çok önemli sonuçlarla birlikte, müthiş tartışmalara yol açarken, Esra Mungan, Muzaffer Kaya, Kıvanç Ersoy ve Meral Camcı şahsında unutulan/ unutturulan bir gerçeği gündem maddemiz kıldı.
Mahalleden dostların kaybolabilir,
Sevdiğin her şey kaybolabilir,
Ama dinozorlar, kaybolmaz.”[1]
Allin libertadllaqa,/ wanuyllawantaq./ Allin democraciaqa,/ carcelllawantaq,/ wanuyllawantaq./ Pillatapas mayllatapas,/ imanallan niytan./ Pillatapas mayllatapas,/ laykan-nallan niytan./ Llaqtayman chayaramuspa,/ aparunanpaq./ Kuyasqa yanachallayta/ chinkachinanpaq /apakunanpaq”