Son Yazılar

Felsefenin Dipsiz Kuyusu V

Görülmüştür kullanıcısının resmi

Bu pek klişe hayalimi gerçekleştirmek üzere zihnimi harekete geçirdim. Varlık, cevher, görünüm, özne-nesne, hakikat, zaman... biraz bekleyebilirdi. İlk önce Berkeley’ci bir yaklaşımla farelerin varlığını yok saymalıydım. Gel gör ki ben Berkeley’ci olsam da fareler öyle değildi. Ben onları görmezden gelsem de onlar beni görüyordu. Ben onları yok saysam da onlar kendilerini var sayıyordu. Gözlerimi kapayınca yok oluyorlardı, açınca yine oradaydılar.

Demagoji Değil, Ezilenlerin Anayasası[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

iç içe geçmişse, özgürlükler garantide değilse anayasa yok demektir. Kuvvet kimdeyse o hâkimdir.”[1]

 

Durmadan, anayasa tartışılır coğrafyamızda, ulu orta ve konjonktürel dalgalanmalara bağıntılı olarak. Anayasa tartışması “İyi” midir? Halkın ihtiyaçlarına yanıt verdiği sürece; “kötü” müdür, nafile özellikler yüklenilip, içeriği boşaltıldıkça!

Ümüş Eylül Hapishane Dergisi 52. sayısı çıktı

Görülmüştür kullanıcısının resmi

Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Temmuz-Ağustos-Eylül 2024 tarihli 52. sayısı elimize ulaştı.

Okumak için bağlantı

https://drive.google.com/file/d/1eHe2D_fgxEhQY0W01GuCp38IkzDaAe-m/view?u...

Tüm sayılar için şu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz:

http://gorulmustur.org/icerik/umus-eylul-dergisi

Haziranda da insan ölürmüş meğer!

veysel otunç kullanıcısının resmi

Haziranda, hayata veda eden; aşkın, sevdanın, kavganın ve emeğin usta şairi; Nazım Hikmet:
“Açlık ordusu yürüyor
Yürüyor ekmeğe doymak için
Ete doymak için
Kitaba doymak için
 
Yürüyor köprüler geçerek kıldan ince kılıçtan keskin
Yürüyor demir kapıları yırtıp kale duvarlarını yıkarak
Yürüyor ayakları kan içinde.
…”
***
Dağları, otuz üç kurşunu, dışlanan, horlanan, ezilenlerin safında yer alan, terk etmeyen sevdanın arkasına düşen, iz süren, yüksek sesle:
 “Vurun ulan
 Vurun
Ben kolay ölmem

‘Çele’li Tarih(İmiz)den Şeref Hoca Dersleri[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

 
 
Yapıtın “Bolu’nun ilk karı Çele Tepesi’ne düşer. Çele Tepesi’nde kar erimeden, bostan ekilmez. Aksi hâlde topraktan erken baş kaldıran filizleri don vurur,” (s.3) metaforuyla betimlenen adı başkaldıran tarih(imiz)i anlatıyor Şeref Özkurede’nin satırlarında.[2]
Bolu’daki devrimci mücadeleyi aktaran/ anlatan hikâye “Çukur Mahalle”deki “Daha önce İstanbul Bankası, sonra da merkez karakolundaki 12 Eylül misafirliği” ve daha sonra yolları mahpusta buluşna Pol-Der’li polisin yazarın hayatını kurtarmasıyla (s.9) başlıyor.

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ve Toplumun Geleceği

Cemal Zöngür kullanıcısının resmi

“İlk ve Orta Çağ'da çoğu toplumlar kendilerine göre dinler icat ederek yaşamışlardır. Yeni Çağ'da ise akılcı toplumlar, başkalarının dinlerini reforme ederek sahiplenip faydalanmışlardır. Türk, Kürt ve Farslar, Araplardan ileri özelliklere sahip oldukları halde, İslam gericiliğini Araplardan daha radikal şekilde sahiplenmeleri, dünyada başka örneği bulunmayan bir yozlaşmadır”.
 

Giderek Eksiliyoruz: Füruzan, Mario Levi…[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

ve başkalarının
yalnızlığına karşı yazar.”[1]
 
Yazmak, yaşam serüveninin tarihe tanıklığı, taraflığıdır; hem de “Kalemi yonttum. Yonttuktan sonra tuttum öptüm. Yazmazsam deli olacaktım,”[2] satırlarındaki tutkuyla ve “Edebi eserler, insanı yeni ve mesut, başka iyi ve güzel bir dünyaya götürmeye yardım etmiyorlarsa neye yarar?” sorusuyla Sait Faik Abasıyanık’ın…
Kuşkuya yer yok: Yazmak yaşamak, hesaplaşmaktır yaşananlarla, yaşatılanlarla…

TUHAF BİR ZAMAN

Görülmüştür kullanıcısının resmi

 
              Zaman, adına aykırı tuhaflıkların yaşandığı kaotik tarzda ilerliyor. Adı modern olan bir çağda her türlü gericiliğin, tükenmişliğin içerisinde debeleniyoruz. Hayat her yönüyle geçmişle ve insanın biriktirdiği değerlerle kıyaslandığında acayiplikler içeriyor. Öyle tuhaf bir zamandan geçiyoruz ki insan kendisinden başka kimsenin görmediğini, düşünmediğini sanarak ya da kendini herkesten akıllı görerek, her şeyi kendisine hak görüyor. Yöneteni de, toplumu oluşturanı da aynı bakış açısıyla yaşayınca tuhaflıklar bitmiyor.

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...