Uğrunda Ölüme Gidilen Şey, Kendini Karanlıkta Bir Işık Gibi Hissettirir.
İçimi huzur kaplıyor seni düşününce, mutlu oluyorum ama Bir yandan da yüreğim sıkışıyor özleminle.
İçimi huzur kaplıyor seni düşününce, mutlu oluyorum ama Bir yandan da yüreğim sıkışıyor özleminle.
Şiiri hep önemsedim, özümsedim. Benim gizli dünyamdır. Kendimi ifade ettiğim bir alandır. Sıkça uğradığım ve huzur bulduğum ılık bir mekânımdır. Hayata sıkı sarılmamı ve bilgi dağarcığımın faal kalmasını sağlayan büyük enerjimdir şiir. Hüzünlü ve sevinçli günlerimde kafamdan geçenleri kaleme döktüğüm şeffaf bir mekânımdır. Gurbet özlemimdir. Umutsuzluğun umuda dönüştüğü, kötülüklerin asla giremediği ve özgürlüklerin sınır tanımadığı pırıl pırıl aydınlık saçan bir edebiyat atölyemdir şiir.
AYKIRI KÖŞE`den
Utanmıyormusunuz?
Neden hep çocukları bulur,
Neden hep çocuklar bulur o misket bombalarını ?
Kürt`mü dediniz ?
Bir vardı
Bir yoktu o yazılı tarih kitaplarımızda.
Rum,Ermeni,Yahudi...
Zaten;
Üç yani sarılı Denizler de
Buharlaşıp gitmislerdi çoktan...
Peki ya "ötekiler"i ?
Secereleri okunmaz,sorulmaz adları bile...
Çok güzel amcalar, teyzeler var, ama sakallı amcalar daha çok güzel masallar anlatıyor biliyor musun? Bir de teyzeler anlatıyor, üstelik börek de yapıyorlar” dedi. Ben de ona dedim ki; “benim dedem de çok güzel masal anlatıyor. Onun da sakalları var, üstelik bembeyaz pamuk gibi. Sonra bir teyzem var benim masaldan sonra bana kek de yapıyor, pişşşt ne haber” dedim.
İster derviş ol şeyh ol, ister âlim
İster, dilediğince hacca git, gel
İster keşiş ol manastırlarda kal
Yeter ki bana ilişme be zalim
Cennet ile cehennem de senin olsun
Mescidi aksa, mescidi haram da
Zemzem de şarapta, bal denizi de
Huriler, periler yanına dolsun
Çalıyorsun, bari yalan söyleme
Ahlak fukarası gurursuz, densiz
Dünyaya, doğaya dokunma yeter
Katil meczup, çağdaşlığı eleme
Ben kendi halime bırakılmasam
Çan sesi de kulağıma gelmesin
Gözleri dolu dolu oldu, dudakları bir yaprak gibi titriyordu. Ağladı ağlayacak... “Kızım koca peşine düşmüş, kocamsa müzik albümü peşinde. Sanki albümleri kapış kapış yok satıyor” Sustu birden. “Gerçekten müzik albümün yok satıyor” dedi, “baksana ne alan var ne de soran.” Acı acı güldü. “Ne o, her şey bitti de sıra benim albümüme mi geldi?” dedi kocası. Gözü karısındaydı ama... Kadın öfkelenince eline ne geçerse fırlatan cinstendi. “Mersin’deki gül gibi evimden ettiniz beni!” diye bağırdı kadın.
Erguvani
Hoş günlere
Yakılan ezgilerdir
Çobanların kavalından
Umut olup yüreğime feyezan eden
Sevdamı göğün maviliğine teyelledim
Yağmur olup yağsın bolluk, bereketli günlere
Filizlenip-yeşersin tüm başaklar büyüsün diye
Hevesle koşuyorum
Renkleri göz kamaştırıcı
Kanatlarından bahar kokan
Su perisi diye adlandırdığım
Yusufcuklerle göğün maviliğine
Pupa yelken açarak en güzel ezgilerle
Yaşama hayat katan tüm nasırlı eller hatırına
Harman yerinde geceye karışan alın teridir
Alana dengê mine
Dîsa li min holane
Ji kend û newalan de
Qêrîna dilê mine
Derde û kule li min
Sitara min jî nema
Dibe ku ez dimirim
Ka keç û ka lawê min
Vê danê min lêdane
Hovîtîyên sosrete
Xwîn dikişe canê min
Ji kêrên neyarane
Ez hesîyam bêbextan
Tirk û Fars û Ereb’an
Zehf tirsekên û tolin
Êrîş anîn her wextan
War û şarin têdane
Axa hemû gelane
Ji kes û sor û zeran
Rengên gulan navdane
Ji raperîna mine
Dünde bıraktığım yerden
Çırpınıp dururum içinde düşlerimin
Bazen
Bakışlarım takılıp kalır
Bakışlarına bir perinin
Bazen
Dövüşür kanlar içinde düşerim
Koşarken arkasından Güneşin
Serilirim sokaklara
Ne bir taht isterim altımda
Sırtına çöreklenip halkımın
Ne içinde fitne dolu saraylar
Abartılı bir kimlikte istemem
Şanla şöhretle başlayan filan
Düşlerimin içinde
Ne yerler var yaşanacak olan
İnsan kimliği yeter
Girebilmek için kapılarından