Son Yazılar

SATAŞ(MA )

Hasan Sağlam kullanıcısının resmi

 
Ah be zaman, nasıl geçiyorsun bu karanlık tünelinden, dokunuyor musun göğe, yerlere bakıyor musun? Rüzgâr gökyüzünde gaz ve duman gezdiriyor, çocuk kokuları annelerine erişmeden barut kokularına karışıyor. Yeryüzü kan revan. Farkında mısın ey zaman; yoksa her şey istediğin gibi midir, yani bu mudur?
Bu defa plansız kurgulayacağım cümlelerimi, kelimelerim hırsımdan ve hıncımdan geldiği gibi kalacak, düzeltişiz, kuralsız, imlasız… İncinmemiş bir kelime var mıdır? Hangi cümleye dokunsam dilim kesiliyor.

Bir inci tanesi üşüdü

Necmettin Yalçınkaya kullanıcısının resmi

“Boş ver anne” diyorum. “Düşünme sen bunları. Bir an önce ayağa kalkmaya bak”
“Öyle deme oğul, mal canın yongasıdır” diyor. Küçülmüş, ışığı sönmüş gözleriyle etrafı kesiyor.
“Anne” diyor erkek kardeşim. “Bak oğlun karşında duruyor. Şiir okumanı bekliyor”
Utanıyor. “Şiir bilmem ki ben” diyor. Sonra okuyor. Cümleler ağzında parçalanıyor, dağılıyor, anlaşılmaz oluyor. “Protezim ağzıma büyük geliyor” diyor. Ardından başlıyor şiirini okumaya:

“Mektup yazdım kış idi
Kalemim gümüş idi
Sana yazacaktım
Kalemim yere düştü”

Sevdiğim Devrimci ‘İDOL’ÜM’ Başımı Belaya Sokma

Haydar Karataş kullanıcısının resmi

İşte geçen hafta, bu mısraların yazarı ile Zürih Ana Garı’nda buluştum. Telefon ettiğinde İslam kütüphanesindeydim, kafam allak bullaktı, yarı rüya âleminde geldim bir zamanların ‘idolü’ bu büyük devrimci ağabeyimin yanına. Beraberinde Almanya’da akademik eğitimini almış ve konuşunca yüreğiyle konuşan Hakkı Şener’de vardı. Yağmur yağıyordu, önce evime geldik oradan, şu açlık grevinde sakat kalan Hüseyin ve Çiğdem Yıldız çiftini ziyarete gittik.

Veli...

Gülefer Cambaz Savran kullanıcısının resmi

Çalıştığı yerde tatsızlık olmuş, ona canı sıkılıyordu, ağlayarak anlattı bana.  Arka masadaki gürültüden bazen söylediklerini anlayamıyordum. Hiddetle arkama döndüm ve onu ilk defa orada gördüm.  Beyaz uzun saçları vardı, karışık saçlarını arkadan bağlamış,  arada bir sakallarını sıvazlıyordu. Masasında gençler vardı, o konuşunca herkes gülüyordu. Masada oturan genç kızlar da umurunda değildi. Arada ağıza alınmayacak küfürler savuruyor, daha sonra hep birlikte kahkahalar atıyorlardı. Yine de yüzünde hüznün çizgileri vardı sanki. Meral’e kim olduğunu sordum, adının Veli olduğunu söyledi.

Kurtiz'e Dair...

Önder TAŞTAN kullanıcısının resmi

Nerede bir şiir okusam,
Nerede bir şiir okunsa,
Yüreğim sızlar,
Gözlerim dolar,
Gözlerim akar.
Çaresizlik de insana özgü
Bırakın, çaresizlik hakkımı kullanıyorum
Sizin olsun
Acıları erteleyen tesellileriniz
Dibine kadar yaşamalıyım AN'ı
Biriktirilecek acılarım yok benim
Birikmiş isyanlarım var
Dediğin gibi;
"Bağdat'lı çocuğun çığlığı meydanlarda
Öfke dolu bir haykırış, bir taş, bir ateş
ki hıncımız yanan çocukların acısı kadar büyük"
"Her ölüm, erken ölüm"

12 Eylül’de de Çok Güldük Netekim!

Vildan Sevil kullanıcısının resmi

N. Yalçınkaya, 12 Eylül vahşeti nedeniyle, yurtdışında yaşamak zorunda olan bir politik göçmen.  Daha önce çeşitli internet sitelerinde yayınlanan öykülerini kitap haline getirmiş, yayınlandı.

N. Yalçınkaya, 12 Eylül öncesi, lise çağlarında bir genç. Doğudan İzmir’e göç edip yerleşen bir ailenin çocuğu olarak mahallenin gençleriyle birlikte devrimci savaşım içinde yer almış. Kitabındaki öyküler, anılardan yola çıkarak o günleri dile getiriyor.  Birinci ağızdan, tarihe gerçekçi bir not düşüyor yazar.

Şair susarsa

Mehmet Kazım Ablak kullanıcısının resmi

Akmaz şiir
Kurur koyaktaki dere
İnmez dağlara yıldızlar akşamları
Yürümez gülün damarına bülbülün zarı
Ay küser
Kim alır 
Güneşin saçlarına biriken tozları
Kim söyler
Kim anlatabilir sevgiliye
Gönüllerde saklı duran sözleri…
Kim vurabilir katilin yüzüne
Çığlıklarını çocukların
Kim çağırabilir 
Şair gibi türküsünü denizin…

Gözlerine baktıkça üşüyeceğiz Yunus!

Ahmet Bakır kullanıcısının resmi

 
Yoksul coğrafyada doğdun Yunus. Üzerinde türlü melanetlerin dolaştığı bir kadim coğrafyada…
 
O nedenle, çocuk gözlerine yıllardır boca edilen korkulardan bir farkı yoktu bu gürültülü kıyametin.
 
Ne var ki; veda ettiğin bu dünyada, bizi bakışların kadar çaresiz bıraktın.
 
Hani; 17 Ağustos depreminde senin gibi küçücük bedenleri alelacele toprağa verirken duyduğumuz o derin çaresizlik gibi.
 
Hani; artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak diye umutlandığımız o kıyametten kalan acılar gibi.
 

Zevkle okuyacağınız iki kitap: “Anamdan İnciler“ ve “Mendil Sen Kokuyordu“

Ali Rıza Aksın kullanıcısının resmi

Telefonla tanıştığım Necmettin Yalçınkaya‘nın kitapları elime ulaştığında uzunca bir süre okumadım. Kendimce daha ciddi kitaplarla meşguldüm. Masamda beklettiğim, bir türlü başlayamadığım minnacık bu iki kitabın (Anamdan İnciler ve Mendil Sen Kokuyordu)  önemini, eşim kahkahalar eşliğinde okuyunca anladım. O eşim ki, İsviçre‘ye geldiğinden beri, birkaç kitabın dışında eline bir kitap almamış, alınca da ''off sıkıcı‘‘ deyip bırakanlardandı. Bir merak sardı beni, nesi var ki bu kitapların, vakum gibi çekerler eşimi? Okur okumaz da anladım zaten.

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...