Zeytinlik İGD’den Göztepe’ye bir Başbakan!

Suat Gerçek kullanıcısının resmi
İsmail nasıl İGD’li oldu anımsamıyorum ama anımsadığım çok şey var. Geceleri yazı eylemlerimizin eğlencelerinden biri olmuştu, polislerle köşe kapmaca oynamak. Kalabalık çıkılan yazı eylemleri sanıldığının aksine, zayiatı çok olan eylemlerdi.

 Uğranabilecek saldırılarda arkadaşların korunması en zor olan eylemler, kalabalık çıkılan eylemlerdi. Bir başka sıkıntı ise kalabalık eylemlere polis müdahalesi daha kolay olur ve daha fazla insanın izinsiz eylemden gözaltına alınmaları kolaylaşırdı.                                                                                                                                                       
Böylesi kalabalık çıkılan eylemlerde, polisin girmeye çekindiği karanlık bir yer olan Musevi Mezarlığı’nın karşısındaki tren yoluna girerdik. Yola bakan tarafta yüksek duvarlar olması, içeride hiçbir aydınlatma olmaması ve bu bölgenin büyük olması güvenle saklanmamıza yardımcı olur ve polisler gidene kadar dışarı çıkmazdık. Tren yolunun doğu yanı Zeytinlik, batı yanı sonradan örgütlendiğimiz eski adı ‘’Çukur Mahalle’’ şimdiki adıyla Yeni Doğan Mahallesi’ydi. İsmail Çukur Mahalle’de kahve çalıştırırdı, gece kapalı olan kahvesini eyleme çıktığımız kimi geceler açık tutar, saklandığımız uzun ve karanlık bölgeye, eşi ve oğlu Rıza aracılığıyla hepimize bolca yetecek kadar çay yaptırır getirtirdi İsmail. Bölgeden polis araçlarının tamamen ayrılması zaman aldığından bu çay işi çok makbule geçerdi.  İsmail İGD’liydi ancak bilgi birikimi hepimiz kadardı. Kendi örgütümüzle yaşadığımız sorunlar da bizden yana tavır alır, haklı olduğumuzu yaşadığı pratikten bilirdi.                                                                                                                                                                                                
Bir keresinde ‘’Önce Suat, sonra İGD’’ demesi bile örgütümüzle yaşadığımız sorunlardaki haklılığımızı kanıtlıyordu.                                                                                                                                                                               
 12 Eylül hepimizin üzerinden silindir gibi geçmiş, içerdeyken, gazetelerin son baktığımız sayfalarında İsmail’in Göztepe amigosu olduğunu görmüştüm. Kendilerine saldıran rakip takımla kavga etmesi nedeniyle tutuklanmış, gazeteler bu olayı haber yapmıştı.                                                                              
Artık basından izler olmuştum İsmail’i. Stada girdiğinde kırk bin kişi ‘’Başbakan İsmail!’’ diye bağırıyordu.
Onunla yoldaş olmama en fazla sevindiğim üç olayı anlatmalıyım: İlki doksanlı yıllarda hemen her maçta yapılan kurt işaretlerini Göz Göz içinde engellemiş bu nedenle Buca MHP’nin kendisini vurma kararı aldığını öğrenmiştim. Bunu yapmaları kolay bir olay değildi çünkü kalabalık bir ailesi vardı İsmail’in.                                                                                                                                                                      
 İkinci olay HADEP binasını taşlayan bir kısım Göztepeliler adına, ellerinde çiçeklerle HADEP binasına ziyarete özür dilemeye gitmiş, bu saldırının Göztepe taraftarıyla ilişkisi olmadığını söylemişti. Bu saldırıyı gerçekleştirenler Abdullah Çatlı’nın, Mehmet Özbey sahte kimliğiyle Güzelyalı da Göztepeliler içinde örgütlediği kişilerdi.                                                                                                                                             
Üçüncü olarak, İsmail çok değerli çocuklar yetiştirdi. 96-97 yılıydı cep telefonu daha yeniydi ve arayan İsmail’di:
 ‘’Suat çabuk gel sana ihtiyacım var.’’
Buluştuk eskiden çalıştırdığı kahvesinde. Oğlu Rıza, MİT’in takibinde olan birinin yanında gözaltına alınmıştı. Kendine bir isnat yoktu ama yanındaki kişi nedeniyle alınmış, salınmış ancak İsmail hâlâ olayın etkisindeydi. Geçmiş olsuna gelen açık yeşil takım elbiseli genç, boynunu bükmüş, üzüntülerini bildiriyor gibiydi. Devrimci olduğu çok belliydi ancak başka taziyeciler de vardı ve yangına ateşle gidiyorlar, sürekli ‘’vah vah tuh tuh’’ diyorlardı. Mercedesli, bileklerinden boyunlarına kadar altın olan, bence ne oldukları belli komşularıydı. Onlar vahladıkça İsmail ve takım elbiseli küçülüyordu sanki! Bir süre izledim ve Rıza’nın DGM’deki ifadesini ezberden okudum ‘’Ben sosyalistim PKK terörüne de devletin terörüne de karşıyım!’’ Susmuyorum artık nasıl kızdıysam! ‘’Ben, DGM’de sosyalistim, devletin terörüne karşıyım diyecek adamın taşağını öperim, ne yaptı Rıza? Hırsız mı, pezevenk mi?’’
 Bu sözlerimin ardından takımlı ve İsmail oturdukları yerde büyümeye, kuyumcu camekânına benzeyenler küçülmeye başladılar.   O zamanlar GSF’de öğrenci olan oğlu Rıza ve kızı Gözde şimdi sinema ve dizi oyuncusu oldular, bu akşam oynayacak olan ‘’İçerde’’ dizisinin Davut’u Organize İşler filminin Arızası, Ezel dizisinin kiralık katili Temmuz’u oldu Rıza. Daha önemlisi Gezi’de izledim Rıza’yı babası gibiydi. Dün akşam babasıyla birlikte coşturdu Göz Göz’ü Rıza.
Ne mutlu bize Zeytinlik İGD’den, Göztepe’ye bir Başbakanımız oldu.                                                                                                                                                           

Kategori: