Fotoğraf(çılık) Önemlidir[*]
Öncelikle belirteyim:[2] “Fotoğraf, anın geçiciliğine karşı, sanatın geliştirmiş olduğu en önemli savunmadır. Her fotoğraf, çekilen nesnenin ışınlarını kendinde toplar.
Öncelikle belirteyim:[2] “Fotoğraf, anın geçiciliğine karşı, sanatın geliştirmiş olduğu en önemli savunmadır. Her fotoğraf, çekilen nesnenin ışınlarını kendinde toplar.
“Bazılarının sandığı gibi mısralar duyguların değil, deneyimlerin sonucudur. Tek bir mısra yazmak için birçok şehri, insanı ve nesneyi görmüş olmak, hayvanları tanımak, kuşların nasıl uçtuğunu duymak ve sabahları çiçeklerin açılırken nasıl titrediğini öğrenmek gerekir,”[2] diyen Rainer Maria Rilke[3] sonuna kadar haklıdır. Novalis’in, “Her sanat şiire dayanır, hatta şiir bile”; Gustav Flaubert’in, “Yaşamın hiçbir zerresi yoktur ki içinde şiir bulunmasın,” ifadesindeki üzere.
Nâzım Hikmet’in, “Bize türkülerimizi söyletmiyorlar Robson/ İnci dişli, zenci kardeşim/ Kartal kanatlı kanaryam/ Türkülerimizi söyletmiyorlar bize/ Korkuyorlar Robson, şafaktan korkuyorlar,/ Görmekten, duymaktan, dokunmaktan korkuyorlar,” dizeleri müzikten ne anladığımın özetidir sanki.
Kanımca isyancı dizeler, yaşamın ne olduğuna itiraz etmenin yanında, nasıl olması gerektiğinin yanıtıdır.
Onlar, sadece bir ayna değil, toplumsal gelişimi, dönüşümü, gerileyişi, ilerleyişi, aksaklıkları mücadeleye yansıtmaktır.
Yaşananları ve olması gerekeni, toplumsal gerçekliğinden soyutlamadan gündemimize taşırlar. Ki bunun içinde doğurma, çoğaltma, yaratma yani isyan eylemidir.
11 yıl 8 ay 23 gün 8 saatlik Paris sürgünlüğümde Fransız Komünist Partisi’ne üye olduğum 11. Paris Eugène Varlin hücresindeki ilk günümde sorumlu yoldaş beni “Nâzım Hikmet’in memleketinden” diye takdim etmişti.
Evet ben Nâzım Hikmet’in memleketindenim. Ama bu kadar da değil. Aynı zamanda Çorum/ İskilipli “Sarı” İsmail Beşikçi Hoca’nın hem hemşehrisi, hem de öğrencisiyim.[2]
şiirin büyük damarlarından
biri yok olur.”[1]
Şiirin: Ülkü Tamer’in ‘Şiir İçin Cevaplar’ındaki, “Şiir ölümün gölgesidir,/ yaşamanın örtüsü./ Çocuğun savunmasıdır şiir.// Şiir ateşin habercisidir,/ yangının kundakçısı./ Yanardağın üstündeki kuştur şiir” …
yalnızca kendin için değil,
tüm insanlar için yaparsın.”[1]
Yusuf Atılgan’ın, “Yaşamanın amacı alışkanlıktı, rahatlıktı. Çoğunluk çabadan, yenilikten korkuyordu.” “Ya insanlar? Onların yaşamında her şey ayrıntı. Önemli olan yemek değil, yenecek yemeğin çeşididir; giysi değil giysinin çeşidi; ayakkabının çeşidi. Günlerin adı bile...”[2] diye betimlediği tablo -dört yanımızı kuşatmışlığıyla- hâlâ yerli yerinde.
her zamankinden daha güncel.”[1]
“Ölüm nereden ve nasıl gelirse gelsin, Savaş naralarımız kulaktan kulağa yayılacaksa ve silahlarımız elden ele geçecekse ve başkaları mitralyöz sesleriyle ve de savaş ve zafer naralarıyla, cenazelerimizde ağıt yakacaksa, ölüm hoş geldi sefa geldi!” diyen ve sözlerini tereddütsüzce yaşama geçiren birisinden yani Ernesto Che Guevara’dan söz etmek kolay olmasa da, post-Marksist vazgeçişin “modern zamanlar”ında kaçınılmazdır.[2]
uçurumların ve karların üstünden götür, götür beni güneşe”[1]
“İnsanın bütün faaliyetleri politiktir ve tiyatro da bu faaliyetlerden biridir. Tiyatroyu politikadan ayırmaya çalışanlar bizi yanıltmaya çalışmaktadırlar ve bu politik bir tutumdur.”[2]
durumunu görmeyenin o dünya üzerine yazacak hemen hiçbir şeyi yoktur.”[1]
Son zamanlarda yazmak eylemi ile sözün gücü “tartışılır”(?) oldu!