Sinop'tan Gezi'ye Sesli İtiraz
Nazım Sılacı'nın "Asılı Kalan Hayatlar" kitabından sonra ikinci Kitabı Sinop'tan Gezi'ye Sesli İtiraz adli kitabı tüm kitapçılarda
Nazım Sılacı'nın "Asılı Kalan Hayatlar" kitabından sonra ikinci Kitabı Sinop'tan Gezi'ye Sesli İtiraz adli kitabı tüm kitapçılarda
Yahya Kemal Beyatlı'nın şiirindeki gibi ''Kanlıca'nın İhtiyarlarını'' değil; vahşeti, insan vücudunu deli gibi sarsan elektirik akımını, karanlık hücreleri, idam sephalarında düşleri boğulmuş genç ölüleri, sonra sessizce akan gözyaşlarını getirdi hep aklıma.''...
Kitap tanıtım bölümünden...
Dağlara kar düştü
Toprak üşümüş
Gece ayaz
Gece zalim
Gece kaygılı, gece kara
Yıldızlar ağlıyor
Ölüm gelmiş ölüm kol geziyor
İtler, kurtlar uluyor
Burası Roboski sınır köyü
Uludere’de
Yaşam paramparça
Ölüm fermanı uygulanıyor
Utanmaz, arsız bombalar yağıyor yine
1913 yılı geldiğinde Papayiannis, ailesi ile Sümela’ya, Meryem’e adanmış büyük ayine gitmek için ant içti. Tamama daha dört yaşındayken ailesi ile Trabzon’a zor ve zahmetli bir yolculuk yaptı. Sümela’ya katırlar üzerinde ulaşıp, binlerce Rum gibi 15 Ağustostaki büyük ayine katıldılar.
Anılarını alıp sadece
Bırakarak bütün alışkanlıklarını
Çıktılar köyden
Son kez
Kayalıklara baktı çocuk
Düşlerinin sızısı iki damla yaşla
Süzüldü yanaklarına
Komşu çocukların sesleri
Karışıp kuzu seslerine
Kayalıklara vurdu
Yankısı çınladı kulaklarında
Örtemedi karanlık
Çocukları, kuzuları, kayalıkları
Uzaklaştı kamyon
Annesinin eteğine gömdü yüzünü
Ağladı
Sustu
Yutkundu
“Oyunlarım kaldı kayalıkta anne”
Dedi usulca
KÖYLÜ MEHMET
Soysuz olan hak çalıyor
Vurgunu vuran gidiyor
Yoksulların derdi çoktur
Köylü Mehmet hep ağlıyor
Eşkıyalar köşe olmuş
Koca ülke hep soyulmuş
Hangi kapıya gittiyse
Köylü Mehmet hep kovulmuş
Bakan çaldı, patron çaldı
Sağa-sola korku saldı
Her birinde bir uçak var
Hamal Mehmet yaya kaldı
Kadın-erkek herkes işsiz
Çalan hırsız, yiyen arsız
Lokması hep takır tukur
Köylü Mehmet fazla halsiz
Destê te de elbike
Serê te de laçike
Bi meşî diçî avê
Nav elbik de tasike
Veke, çêke girike
Nanê zirav sivike
Firaq ê de hevrişke
Kêlekê de kizike
Virde, wêde dengneke
Jimin re jî şerneke
Delalê zehf bedewî
Were ba min şermneke
Şara te jî pir sore
Çibikî wele xêre
Germa canê te pire
Daxwazî min bihêre
Te pêsîra xwe vekir
Te dilê min pir şakir
Ber tenûrê ranebe
Wek hingivi wek şekir
Mehmet Cobanoglu
25.12.2013
Stenbol
Coğrafyanın doğusu yaralı, coğrafyanın doğusu kış, coğrafyanın doğusu ortaçağ!
Coğrafyanın doğusu cop, gözaltı, panzer ve gözyaşı!
Coğrafyanın doğusu Kürt, yoksul, dilsiz ve bu yüzden asi!
Coğrafyanın batısı sessiz, sızılarını gözlerinden uzaklaştırmakla meşgul, egemenlerin söyledikleriyle kifayet etmeye hazır!
Batısı derken, yüreği ve kaderi doğunun hüznüyle yoğrulmuş emekçiler, devrimciler değil kastedilen. Yoksa Gezi destanını hangi gözkapağının altına gizleyebiliriz ki, değil mi?
Ronahî bû siba me, şewq jî ket nav axa me
Bombe nereşin bese, agir nexin warên me
Pir xweşe zehf şêrîne, wele navê aştî yê
Mîna zozanên Muş’ê , mîna gula Wan’a me
Rizgarî her dem xweşe, evîne,-serbestîye
Îro me re dîlane, li bo gelan aştîye
Em rêketin, pêşketin walatê me jî geş bû
Werin qada Qoser’ê ji bo me serketîye
Hemû malan avakin, zîndanan jî valakin
Darazxwaran jî berdin, dilê Wan jî pir şakin
Û berva asîmanan, kevokan bifîrînin
Cilên zarokan lêkin, lamê wan jî tim maçkin
sol yanımızdan.
üst komşum memet
alt komşu hakan
yan komşulamız
ramize abla, güler teyze
tüm sokak sakinleri
sol yanlarından.
buca'lılar, hüyük'lüler
konya'lılar izmir'liler
tüm ülke uykudan
yallah ya bismillah'la
kalkarsak bir seherde
sol yanlarımızdan.
değişiverecek birdenbire memleket.
(beş dalında kiraz'dan)