Gözlerin mavidir çocuk
Adın Deniz olsun senin
Gülpembesi yanakların
Adın Deniz olsun senin
Gülpembesi yanakların
Haksızlığa dayanamıyorum abi... Ağzımız, şöyle kendimizi savunacak lakırdı yapma yetisinden uzak, lal! Doğru dürüst mektep medrese görmemişiz ki! Ne olacak? Ekmeğimizi yabani hayvanlar gibi hırlayarak, birbirimizle didişerek, vurarak, kırarak pençelerimizle almışız ve ekmeği kaptığımız gibi kaçmışız. Peşimizde bizi kovalayan bir ordu... Bağırtılar, çağırtılar, siren sesleri, tehditler, alarmlar, kuşatmalar, sille tokatlar, küfürler! Sanki ne yapmışız? Yaptığımız, bir kenarcığa üç-beş şey dizip namusumuzla satmaya çalışmışız! Hepsi bu!
Ceylan Önkol ve Uğur Kaymaz’ın anısına...
Her şey çocuklar için' sözünü ne kadar çok duyuyoruz. Bir yüzleşme belki bir dokunuş geçmişe... İşittiğimiz her güzel söz tarihsel bir uzantının halkalarını boynumuza atar gibi bazen anlamlı kılıyor usumuzda şekillendirmek istediklerimizi... Çocuk, parçası olduğumuz yaşamın en güzel halkası... Hep hatırlamak istediğimiz o masum güç... Acıtır ivme ivme geri kalanları... Kanatır uyuyan yaralarımızı... Sonrası yok mu sanırsın?
Mavinin rengine boyar kanayan düşlerini kadın
engin düşünceler de kırlangıç yüreğidir bazen
pırpır eder sol göğsün altında bir yer
Ne düşündüğünü bilemezsin o an
Çünkü bir kadının ne düşündüğünü
Kimse bilemez…
Belki de kuşların, çocukların ve kelebeklerin
Diyarında gezer sessizce
Kırılgan bir umut taşır gözleri
Biraz da hüzündür bakışları
Oysa kadın aşktır
Hayatı yaşanılır kılan
Cehenneme dönen dünyamız da…/Murat Özgöl
Lixabê de bigire, hespê min bikişîne
Berqefa li ser şîne, dorhêlê wî meşîne
Û xwe jî gon kumete, bîjî lê honandîne
Keça min ez rêwî me, oxirke min bişîne...
Dîsa li min kele kele, agirê wî min dixwaşîne
Welatê xerîbîyê, tim jane tim dêşine
Qet rûyê xwen tirşneke, tu bavê xwen rêwîke
Ezê rabim vir herim, negirî dilê min neêşîne
Hespê min bêzengû ye, hevsarê wî tuneye
Ezê rabim dûr herim, li bavê te guneye
Nîgareke xwen bîne û têxe paşila min
Ezê tim lê binhêrim bêjim dil zaneye
Oysa sesini dinlemeye ve sohbet etmeye ihtiyacım vardı, özlemiştim sesini ve sesinden bana akan memleketi… Ertelemek, şimdiyi geleceğe aktarmak, oysa bazen mümkün olmuyor!
Çevremizdekilerle ilişkiler kurar, onların sorunlarını dinler ya da kendi sorunlarımızı onlara anlatırız. Bu ilişkiden düşünce alışverişi doğar. Düşündüğünü ve duyduğunu karşısındakilere başarı ile anlatabilmek her vatandaşın başarı ile yapması gereken ve yapabileceği bir şeydir. Herkes düşündüğünü duyduğunu, tasarladığını karşısındakine başarı ile anlatabilir. Kimi öğrenciler için kompozisyon yazmak son derece sıkıcı bir iştir; bu çalışmayı kâğıt doldurma olarak algılayanlar oldukça çoktur.
Yazar bence, benim fikrim şudur gibi ifadelerle fikirlerini ispatlama çabasına girmeden anlatır. Yazar yazısını kendisiyle konuşuyormuşçasına samimi bir dil ile ele alır.
Deneme yazarı;
Nazından bir demet bana yaşatmak istiyor olacaktı ki beni de alıvermişti sıcaklığına... Çok güzel bir gündü, arkadaşlar yorgunluktan mesafe olarak bayağı gerimde kalmışlardı. Ben doğanın huzur veren sesiyle yüreğimi ısıtıyor, geçtiğim ve bastığım her kareye özenle bakıyordum... Birden etrafımda yığınlarca kelebek uçuşmaya başladı, sevinçten deliye dönmüştüm. Delicesine uçuşan kelebekler üzerime konmaya çalışıyorlardı.
Bembeyaz kelebeklerden oluşan bir deniz... Yüreğim güneşi kucaklamış kadar sımsıcaktı...
*Romanda olaylar geniş ve ayrıntılı olarak anlatılır.
*Ana olay etrafında olaycıklar vardır.
*Şahıs kadrosu geniştir. Karakter çözümlemeleri yapılır.
*Zaman olarak geri dönüşler olur.
*Serim, düğüm, çözüm bölümleri vardır.
Romanlar çeşitli türlere ayrılır;
aa) Akımlarına Göre Romanlar
Romantik, realist, natüralist
bb) Konularına Göre Romanlar
- Tarihî Roman: Konusunu tarihten alır.