Eylül Şiirleri-8
O gün
Sevda denizinin kıyısında
O gün
Sevda denizinin kıyısında
"Sorgulamada hiç sır vermeyip de cezaevinde veya çıkınca mücadeleyi bırakanları biliyoruz.
Arkadaşlarını ele verip de cezaevinde kendisini yenileyen, çıkınca iyi mücadele eden ve ikinci kez işkence tezgahına düştüğünde ise hiç sır vermeyenleri de biliyoruz.
“Hacı Abi hazırlanın, tavuk çiftliğine gidiyoruz”
Eşim Nuran da uyanıyor. Sessizce giyinip caddeye çıktık. Lokman siyah gömleğini ve pantolonunu giymiş, arabasının dikiz aynalarını parlatıyordu. Bizi görünce:
“ Roj baş” dedi gülümseyerek.
“Günaydın”
“Bizimkileri bekliyorum… Anca gelirler”
Önümüzden geçen bir kedi başını çevirip miyavladı. “Sana da Roj baş” diyor Lokman.
Gülüşüyoruz.
Tomurcuk, kayakınası ve dağkeçisi kokusunu soluyarak tırmanışa geçtiler. Yıldızlar büyüdü. Kederli, engin bir gökyüzüyle karşılaştılar. Yalnız kalmış bir keklik yavrusunun çığlığıyla ürperdi koyaklar. Konaklama kararı alındı. Ağır, homurtulu uykuların üzerinden tan alacası yükseldi. Menekşe moruna girdi doğu yakası.
Evden çıkmak istemeyen kararsız genç erkek, “Nereye, tabakhaneye mi yetişeceğiz?”
“Yok, yok Taksim’e… Gezi Parkına”
“Evde oturalım aşkım, film izleriz”
Genç kız bakışlarını genç erkeğin üzerine dikti;
“Başka zaman oturur film izleriz. Şimdi sırası değil” dedi ve ekledi. “Aşkım, hani Gezi Parkında kocaman bir ağaç vardı ya”
“Evet, vardı, ne olmuş o ağaca? Diye sözünü kesti genç kızın. “Yoksa yıldırım mı düştü üzerine?”
“Yıldırım düşse iyi... Daha beteri oldu/oluyor.”
“Aşkım neler oluyor! Söyle de meraktan çıldırtma insanı”
Kalktı. Aniden bir dalga yükselip adeta ikiye bölündü göl. Dalgaların arasında sarışın bir kız belirdi. Karşıdansa bir oğlan... Bakışıp gülüştüler. Sonra da birbirlerine sarıldılar. Oya’ya benziyordu kız. Ay yüzlü, ışıl ışıldı. Hayali; buruk bir gülümsemeye yol açtı.
Sokakları dar ve uzundur
sol perdesi gitarların
iner çıkar çoğalır üç ses
şan ve meydan
Dolar teknelere ud'un taksimi
“Baba bugün dağlar yeşil boyandı
Kim yattı kim uyandı
Kalbime ateş düştü
İçinde yâr da yandı
Su serptim ateş sönsün
Serptiğim su da yandı”