Ağ Günlükleri
İnsan Doğuştan Akıl Sahibi midir?
Detaylarına girmeden makale başlığının cevabını vermek gerekirse, kesinlikle insan doğar doğmaz akıllı ve düşünceli değildir. Sadece akıl ve düşüncenin gelişmesini sağlayan milyarlarca hücre, bu potansiyele sahiptir. Bu demek insan doğar doğmaz akıllı ya da dört başı mahmur anlamına gelmiyor. Nasıl ki insan beslenme, iş ve hareketleriyle fiziksel olarak aşama aşama gelişip, güç kuvvet sahibi oluyorsa, akılda da aynı yöntem geçerlidir. İnsan koşullarına göre edindiği bilgi, tecrübe, deneyimlerle ya akıllı olabilmekte ya da zırdeli.
Ümüş Eylül Sanat Edebiyat Dergisinin 44. Sayısı çıktı...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Temmuz-Ağustos-Eylül 2022 tarihli 44. sayısı elimize ulaştı. Şu bağlantılardan e-dergi biçimine erişebilirsiniz:
50 Tutsak İle 50 Fotoğrafçının Buluştuğu Sergi: Özgürlüğün Sesi
Gövdesi İçeride, Yüreği Dışarıda Bir Ozan: Hüseyin Yıldırım[*]
Çiçekdağ’lıymış Hüseyin Yıldırım. Kırşehir’in Kürt göçüyle nüfuslanmış bölgelerinden…
“Adı Çiçekdağı/ Sanmayasın ki/ Dört yanı çiçek kokar/ Sümbül taşar/ Oysa/ Eski bir uğrak, ibaret toz toprak/ Bir kaya dibinde, hırsız keçi saklar/ Çocuk/ Süt kokusuna ağlar/ Kim neyler aç havada/ Gül kokusunu/ Adı Çiçekdağı/ Ne çiçekten dağı var/ Ne de dağında bir çiçek…” (Çiçekdağı)
6 Mayıs 1972: Geçmişi de Geleceği de Yitirmeyen Ölümsüzlük[1]
hayatının yarısı
ilk yirmi yılındır.”[2]
Bugün -kimilerine göre-, “Ruz-ı Hızır/ Hızır Günü” olarak adlandırılan Hıdırellez günü, dünyada darda kalanların yardımcısı olduğu düşünülen Hızır ile denizlerin hâkimi olduğuna inanılan İlyas’ın yeryüzünde buluştukları düşünülen 6 Mayıs…
Ölümsüz(ümüz)dür Nâzım Hikmet[1]
öfkem belki de yaşayamadıklarımdan.”[2]
“Ew çend giringî pê bide jiyana xwe ku di/ heftêyem de jî wek mînak çandina darzeytûnê bibe// Öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,/ yetmişinde bile mesela zeytin dikeceksin,” dizelerinin hakkını bir komünist gibi yaşayarak verdi. Eylül 1961’in Doğu Berlin’indeki, “sözün kısası yoldaşlar/ bugün Berlin’de kederden gebermekte olsam da/ insanca yaşadım diyebilirim,” demeyi de sonuna kadar hak etti…
O Türkiye Komünist Parti’li Nâzım Hikmet’ti;[3] ölümsüzdü…
Kişiliğin Şekillenme Aşamaları ve Etkenler -3-
Ana rahmindeki bebeklikten altı yaşına kadar geçen zaman diliminde, çocuk karakteristik özünü birinci sırada anne ve babandan alır. Belirleyici etkenlerse ailenin sosyal, siyasal, dinsel, kültür, ekonomik yapısı, doğrudan çocuğun insani temelini oluşturduğu daha öncede belirtilmişti. Esasında insan gerçek özünü, bu dönemde aldığı kadardır. Bizdeki önemli bir öz deyişle “Bir insan yedisinde ne ise yetmişinde de odur” ifadesi bu gerçeğe vurgu yapıyor. Halk icadı olan bu kavramı, kısaca şu şekilde özetlemek mümkündür.
Akademi-Üniversite… “Çocuk Akademisi”… Mersin…
Yani üniversite ile akademinin anlayışları, işleyişleri farklı farklıdır. Fakat bu konular, bu yazının konusu değildir. Türkiye’de ise bugün için, akademi ile üniversite, aynı kavrammış gibi kullanılmaktadır. Çünkü tarihinde, akademi-üniversite ayrımının derinleşeceği bir çalışma disiplini, uzmanlaşması ve dolayısıyla geleneği oluşmamıştır.
Tutsak Yazar Seyit Oktay’ın Yeni Romanı "Kayıp Masal" Hakkında
Seyit Oktay’ın, Ceylan Yayınları tarafından basılan “Kayıp Masal” adlı romanı, ilginç kurgusu, insan ruhuna ışık tutan engin bilgeliği ve şiirsel atmosferiyle okunması gereken bir eser.
Kitabın kapağını açmak, bir hazine sandığının kapağını açmak gibi. Büyük bir ustalıkla oluşturulmuş kurgu, incelikle işlenmiş ışıl ışıl cümleler okuyucuyu, bir hazineyi adım adım keşfetmenin büyüsüne sürüklüyor.






