Gericilik Kalesi Suudi Arabistan[*]
DÜŞ-KIYAMET
Gözlerin düşüyor aklıma
Bir bahardır başlıyor yüreğimde
Kuşlar çoğalıyor
iklim başkalaşıyor
Düşler çoğalıyor
içim başkalaşıyor
Sonra
Sonrası
Düş kıyamet
Adını söylüyorum
Kuşların uçmadığı zamanlarda
Yüreğimde bir kuş kanatlanıyor
Var mısın bir aşka
Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Hapishane
Erol Zavar
DUVAR YAZISI EDEBİYAT KAYINTISI
VIII
Eylül ayında çıkaracağımız “Maya" kültür sanat dergisine yazı ve ürünlerinizle desteklerinizi bekliyoruz.
İki ayda bir çıkaracağımız çevrimiçi dergimizin ilk sayısının dosya konusu "Sol ve Kültür Politikaları" olacak.
Amacımız postmodern ve yoz edebiyata karşı gerçekçi edebiyat alanında bir mücadele odağı oluşturmak.
Ürün gönderme adresi: maya.edebiyat@gmail.com
Sevgiler...Saygılar
Maya Kültür-Sanat Kolektifi
“Murat Bardakçı’nın ‘Zeki Müren sanat müziğinin canına okumuştur’ lafı”na da;[3] “Büyük sanatkâr, hayalleriniz ötesinde, tahminlerinizin ötesinde büyük Zeki Müren,”[4] betimlemesine de; “Türkiye’de gerek müzik gerekse genel beğeninin tarihini yazarken ihmal edemeyeceğimiz isimlerin başında Zeki Müren gelir”[5] tespitine de katılmasam da Zeki Müren’in önemli olduğunu düşünenlerdenim.
“İnsanı sanatçı yapan şey yalnızlıktır,”[3] türünden saptamaları ciddiye almayıp; “Sanatın gücünü bildiğimiz içindir ki, sorumluluğumuz büyük” diyen Anna Seghers gibi düşünenlerdenim…
“Sanat daha önce yapılmamış olanı ister,” vurgusuyla Theodor Adorno’nun altını çizdiği gibi, “Özgür olamayışın ortasında özgürlük benzeri bir şeyi dile getirir sanat”…
Çoluk çocuğu yok Salacalı Hamdi Efendi’nin. Hiç evlenmemiş. Emekli olunca kendisine Habeş cinsi bir kedi alıp onunla yaşamaya başlamış. Ama işte olacak bu ya herkes Salacalı Hamdi Efendi’den kötü haber beklerken kedisi ölmüş. Bir var ki kediyi normal gömmek istememiş Hamdi Efendi. Muhtara da bu yüzden gitmiş.
Kapıda karşılamış onu muhtar. Ne de olsa seçmeni. Bir yudum çay içtikten sonra Hamdi Efendi, “Bizim kedi,” demiş, “sizlere ömür. Bir var ki öylesine gömüp ayrılmak istemiyorum ondan. İmam Efendi’yle bir konuşsan da Salaca Camisinden kaldırsak şunun naaşını.”
dünya maviye boyanırdı.”[1]
Atillâ Dorsay, ‘Yeşilçam’dan 100 Portre’ başlıklı yapıtında “Çalışkan, üretken, sinemaya tutkuyla bağlı, sanki oyuncu olarak doğmuş, o kendine özgü sanatçılardan”[2] diye söz eder; 12 Aralık 1942’de İstanbul’da doğup, 24 Ocak 2022 günü aramızdan ayrılan Fatma Girik’ten…
Bir çınar daha devrildi.