Müslümanlaşarak Türkleşenlerin Kimlik ve Ulus Nitelikleri -3-
Osmanlı Devleti'nin Kimliksel Sosyolojisi
Osmanlı Devleti'nin Kimliksel Sosyolojisi
Adil Okay
İran’dan Şili’ye, Lübnan’dan Iran’a kadar pek çok ülkede insanlar, zulme karşı ayakta. Bu gelişmeler bize umut veriyor.
Bizde mi?
Bizde halkın seçtiği belediye başkanları hapse atılıyor. Yerlerine “Kayyım”lar atanıyor. Bolivya’daki darbeye karşı çıktığımız gibi “kayyım” darbesine de karşı çıkmak, tavır almak en azından ses çıkarmak, bırakınız solcu- sosyalist olmayı “sosyal demokrat”ların da ödevi.
Krizin Getirdikleri
Borç Batağı
İşsizlik Yangını
Eşitsizlik(ler)
Yoksulluk
Emekçilerin Durumu
Ve Zenginler!
İsraf, Kıyak, İstismar!
Delik Deşik Bütçe!
Krizin Sosyal Sonuçları
Anadolu Selçuklu Devleti'nin Kimliksel Sosyolojisi
Büyük Selçuklu'nun Kimliksel Sosyolojisi
Adil Okay Sanatçılara, şair ve yazarlara yönelik baskı, teslim alma, yıldırma politikaları ne ülkemizde ne de dünyada yeni. Ancak zindana atılan, 4 ayı aşkın bir süredir açlık grevinde olan Grup Yorum üyeleri gibi, bu “kirli siyasete” direnen, “Başka bir dünya – Başka bir siyaset mümkün” diyen sanatçılar –sayıları az da olsa- her dönem ayakta kalmış ve ses çıkarmışlardır. Michael Foucault’nun değerlendirmesiyle “Dürüstlüğün kanıtı, hakikât anlatıcılığıdır. Bu anlatım günümüzde ses, söz, yazı, yontu, fırça, nota, sinema ve tiyatro ile de yapılmaktadır.
diğer taraftan gösteriş, şatafat içerisinde yaşamak, dünyanın en büyük onursuzluğudur.
Önceki bölümlerde ifade edildiği gibi dünyaya din ve etnik ırkçılığı tek tanrılı dinler icat ettiler. Bizler Anadolu ve Mezopotamya'da yaşayanlar olarak, Arap İslam etnik ve inanç ırkçılığından her zaman rahatsız olmuşuz. Bunun nedeni, İslam ortaya çıktığı günden bu zamana, gerici faşist anlayışını sürekli kutsamasıdır. Yahudilik ve Hıristiyanlık laik - seküler demokrasiyi kabul ettiklerinden olumsuzlukları ciddi anlamda sınırlanmış oldu. Araplar; Hac vb.
İlk tek tanrılı İbrani etnik ve Yahudi ırkçı egemenlik, her tarafa kendi bağnazlığını yayıyordu. Bunu kabul etmeyen insan topluluklarının bazıları köleleştirilirken, köleliği kabul etmeyenlerin bir kısmı öldürülüp diğerleri verimli alanlardan çöl ve kırsal bölgelere sürülüyordu. Bölgenin kırsal, dağlık ve çöllerinde yaşayanlar zaten her gün hastalık ve de açlıktan can veriyordu. Bunu bilen yoksul topluluklar ya mevcut tanrı ve dine inanıp tamamen kendilerini inkâr ederek yaşayacaklardı veya savaşıp onları devirmeliydiler. Çoğu zaman isyan etmekte işe yaramıyordu.