
Bir gün emekli bir amca bankamatikten emekli maaşını çekip minibüs durağına gidiyor. Onu takip eden hırsız da onunla birlikte minibüs bekliyor. İkisi de minibüse biniyorlar. Hırsız, emekli amcanın yanına oturuyor. Hissettirmeden amcanın cebindeki maaşını çalıyor.
Emekli amca minibüs parasını vermek için elini cebine atıyor, para yok. Arıyor tarıyor ama para yok. Kızarıyor, utanıyor. Ne diyeceğini bilemiyor.
Muavin amcaya dönüp; "Amca ayıp ayıp. Güzel güzel kıyafetleri giyinmişsin, bir minibüs parası vermemek için türlü numaralar yapıyorsun" diyor.
Emekli amca kalabalıkta yerin dibine giriyor. Tam o sırada hırsız "insafa" geliyor. Muavine dönüp "Amcanın parasını ben vereceğim" diyerek, az önce amcadan çaldığı paradan iki minibüs ücreti çıkarıp veriyor.
Emekli amca hırsıza dönüp "Allah razı olsun evlat. Sizin gibi iyi insanları Allah başımızdan hiç eksik etmesin" diye dua ediyor.
Amcanın duasını duyan minibüsteki diğer yolcular da topluca, hırsıza "Allah razı olsun. Allah sizin gibileri başımızdan eksik etmesin" diye, onlar da dua ediyor.
Kıssadan hisse;
Bizim yaşadığımız tam da bu hikayede olduğu gibidir. Hırsızlar her şeyimizi çalar, sonra dönüp bizim önümüze, bizden çaldıklarından bir kaç kırıntı atar. Toplumun büyük bir kesimi de ömürlerini bu hırsızlara dua ederek, şükrederek tüketir.
İşte o gün bugündür bu hırsızları Allah başımızdan hiç eksik etmemiştir.






