Yazdığınız Yaşam ya da Safsatadır![*]
seslenmeyen yazar
mutsuz ve çaresiz bir yazardır.”[1]
Rainer Maria Rilke, “Yazmadan, yaşamayı becerebileceğini sanıyorsan, yazma!” derken; yazmanın ne demek veya ne kadar önemli olduğunun altını çizer…
seslenmeyen yazar
mutsuz ve çaresiz bir yazardır.”[1]
Rainer Maria Rilke, “Yazmadan, yaşamayı becerebileceğini sanıyorsan, yazma!” derken; yazmanın ne demek veya ne kadar önemli olduğunun altını çizer…
İnsanı Kötülüğe Sürükleyen Esas Etkenler
Evrensel ölçülerde özgür düşünme ve sorgulama imkanı olmayan her birey kötülüğe daha yakın, insanlığa tamamen uzak demektir. Bütün bunların sorumlusu ise devlet ve dinlerdir. Çünkü devlet ve dinler, bireyleri her zaman kolayca kontrol edip yönlendireceği basit seviyede eğitirler. Çoğu devletler, kendi belirlediği yaşam ve düşünce seviyenin üstüne, insanların çıkmasına asla fırsat tanınmamışlardır. Bu da bilgisiz, bilinçsiz, içgüdüsel, cinsel dürtü, paranın esiri, mesleki bilgi ve duyduklarıyla düşünerek düşük zekayla yaşamaktır.
Not: Bu araştırma yazısı "Kebikeç" adlı hakemli dergide yayınlanmıştı. Güncellenmiş halini yeniden paylaşıyorum.
Mektup nedir... Tarihteki ve edebiyattaki yeri nedir... Görülmüştür damgalı mektuplar... İllegal mektuplar...
Kitap hakkında bilgi: Hapishanelerde anneleriyle birlikte kalan 800'den fazla bebek ile anneleri hapishanelerde olduğundan onlardan ayrı büyümek zorunda kalan yüzlerce çocuk için (kendisi de tutsak bir anne olan) Gazel Bulut öncülüğünde hazırlanan "DAMLAYAN MASALLAR" çıktı. Ceylan Yayınevi. İletişim: 0553 093 14 47
”Ne sakat bir anlayışmış bu!” diye kendi kendine söylendi. “Hay ben bugünkü aklıma şaşayım! Bu sakat anlayışa zamanında nasıl da dur demedim! Mücadele etmedim, yenildim; teslim oldum. Sevdiğim adamdan koptum, koparıldım!“
Burnunu cama yasladı, gözlerini kıstı, uzaklara, çok gerilere gitti.
İnsan ve insanlık için, yaşadığı her yılın hakkını vermiş biri için -belki- 90’lı bir yaş yeterince uzun sayılabilir; ama yine de Cemal Süreya’nın dediği üzere, “Her ölüm biraz erken ölümdür”… Yine de erkendi Onun çekip gitmesi…
Siz bakmayın Rotterdam İslâm Üniversitesi Rektörü, Osmanlı Araştırmaları Vakfı mütevelli heyeti başkanı Ahmet Akgündüz’ün, “Yaşar Kemal’in hayatında, Ona Allah rahmet eylesin diyeceği bir ipucu bulamadığını”[2] söylemesine!
Yüzün eşkâlidir rüzgârın
Ellerin bulut
Ve rüzgârın serinliğidir sözlerin
Işıl ışıl gözlerin
Uyanışı sabahın
Ah ne desem sana
Kalbini nasıl sarmışsa pençesi acının
Mutluluk kadar yakışıyor sana hüzün
Oysa sen
Burçlarında durmalısın hayat direncinin
Sulara düşerken gölgen
Günlerin seslenişi ellerinde incinmesin
Hafiften öpücüğü konmalı hep dudağına tebessümün
BABAMMM
(Kızlarından Ruşen Hakkı’ya niyetine… Haddimi aştımsa affola)
Aah babam…
Hâlâ yetim rüyalarımın üstünü örten sonsuz adam
Aah babam…
Gürleyen kahkahalarının içinde serçeler uçuşan
Kara gözlüklerinin ardında şiirli bir çocuk saklayan
Gurbete uzayan emeğine yaslanarak dimdik büyümüş
Ömrünü aşk ile anneme ilikleyen adam
Aah babam…
Daktilosundan uçuşan harflerden boynumuza kolye yapan
Aah babam…
Zalime bodoslamadan söven
Uzaklara gitsen de
kokun hala yanımda
Ciğerlerime dolan ilk nefeste
aldım o fesleğen kokusunu.
Fesleğen nasıl da sen di...
Kendi halinde sevecen
*