Ağ Günlükleri

Yazar Adil Okay son yayınlanan "Uzaklara Bakamamak" adlı eserine ilişkin sorularımızı yanıtladı

Görülmüştür kullanıcısının resmi

 
Uzaklara bakamayanların hikâyesi
Erdoğan Alayumat
 
Öncelikle neden bu kitabı bir tiyatro eseri olarak kaleme almayı tercih ettiniz? Teatral bir eser çıkarmak sizin için neden önemli?

Kendi Programına Hapsolmak

Akman Gedik kullanıcısının resmi

Size Maria Golitou'yu anlatacağım. Hikâyesi bilinmeyenlerin hikâyesi bu. Ünlü biri değil, içimizden biri. Maria bir Yunan, iki kız kardeşi daha var. Biri Maria'nın ikizi. Maria, yirmi yıllık dostum. Öğretmen, hâlen çalışıyor. Yirmi yıl önce çocuklarıma özel ders vermişti. Anne ve babası, eski kuşak göçmenlerden; şimdi emekli ikisi de.
Son birkaç yıldır Maria ile karşılaşmamıştım. Geçenlerde çarşıda karşılaştık. Tanıyamadım onu. Maria gülerek bana doğru geldi. Saçları beyaza durmuş. Yüzünden hüzün akıyordu. Hâl hatırdan sonra, “Neler yapıyorsun başka?” dedim, gözleri doldu.

Hayata Gülümse!

Ali Cemal Türkmen kullanıcısının resmi

Bugün 4 Kasım. Yepyeni bir pencereden bak bu sabah hayata. Çocuk masumiyetiyle, genç kalbinle, barış duygularınla, sevgi kalbinle ve bayram sevinciyle karşıla yeni doğan günü ve haftayı.
Gülümse! Hayata, geçmişe, yarınlara, umutlarına gülümse! Hatalarından dersler çıkartmayı öğrenmelisin. Unutma! Hayatta hata diye bir şey yoktur aslında.
Bizim hata sandığımız bütün o yanılgılara büyüklerimiz bu işe “tecrübe” diyorlar. Koyup önüne eksik yanlarını aynada kendine bakar gibi iyi bak.

Avrupa'da Modern Irkçılığın Dışavurumu ve Göçmenleri Bekleyen Tehlikeler

Cemal Zöngür kullanıcısının resmi

en büyük sorumlusu ve yaratıcısı, bölgesel ve küresel çapta emperyalist amaçlı hareket eden devletlerin, bilinçli şekilde ülkelerin iç işlerine burunlarını sokup, bazılarını satın alarak çatıştırmalarının sonucudur.  Başka yerde suçlu aranmamalı.

 

Art Arda Yükselen Uğultu

Nurcan Balıbey kullanıcısının resmi

 
Kuru ve çatlak avuçlarında tuttuğu kızılcık sopasıyla uzunca bir süre onun yüzüne baktı. Dünya kadar yaşlı, mutsuz ve endişeli görünüyordu. Arkadan bakıldığında çökmüş omuzları, bükülmüş beli ve cılız, incecik bacaklarıyla canlı bir iskeleti andırıyordu.
“Söyle, sen onun nerede olduğunu biliyorsun.” diyordu, öfke püskürüyordu annemin yüzüne,   giden ablamın ardından. Yine Meto’yla* buluşup, el ele mısır tarlasına girerken gördüklerini söylemiş komşular O gün fena dayak yedi ablam.

“Kölelik” Üstüne Notlar[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

kendini köleliğe zincirleyense daha çoktur.”[1]
 
James Joyce’un, “Başkalarının efendisi de olma, kölesi de,” haklı ifadesine bir mim koyalım; ama ücretli köleliğin yeryüzünü kasıp kavurduğu hâl(imiz)de, köleliğin nihayet erdiğinden kim söz edebilir ki?!
“Kölelik kaldırılmadı, sadece bütün renkleri kapsayacak biçimde genişletildi,” diyen Charles Bukowski haklı; tıpkı, “Kimse görmese de zincirlerimiz var; bize özgür dense de köleyiz,” vurgusundaki gibi Oscar Wilde’ın…

SUS-MA ! İÇERİDE DIŞARIDA SANSÜR VE OTO-SANSÜR

Görülmüştür kullanıcısının resmi

 
SUS-MA !
İÇERİDE DIŞARIDA SANSÜR VE OTO-SANSÜR
 
Ülkemizde siyasal iklim giderek daha da kararıyor. Büyük bedeller verilerek kazanılan demokratik hak ve özgürlükler her geçen gün daha da daralıyor. Yaratılan dehşet ikliminden politik mahpuslar ve muhalif sanatçılar gibi dezavantajlı gruplar da etkileniyor. Bu koşullarda makro ve mikro iktidarların bazen artan bazen azalan oranda -on yıllardır- uyguladığı sansür, yaratıcılığa ket vuruyor. Toplumun nefes borularından en önemlisi “sanat” üretimi güdükleşiyor.  

FELSEFENİN DİPSİZ KUYUSU V 2

Görülmüştür kullanıcısının resmi

 
 
FELSEFENİN DİPSİZ KUYUSU V 2
      “Off! Felsefe bir tek işe yarıyor, o da huzur kaçırmak!”
      “Aristo’ya göre her varlığın bir ereği var. Tohumun ereği çiçek olmaktır. Eh, kralın oğlu da kral olur.”
      “Kralın oğlu da kral olur bu durumda da ne demek?”
      “Evet. Bak Aristo'ya laf ettirmiyorsun ama onun bu telos yani erek tanımı kölenin oğlunun köle, kralın oğlunun da kral olmasını meşrulaştırıyor. Tabii doğadaki ereksellik söylediği gibidir. Yani karpuzun çekirdeğinden karpuz olur.”

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...
RSS - ağ günlükleri beslemesine abone olun.