Ağ Günlükleri

Oyun

Hasan Sağlam kullanıcısının resmi

Martin Luther King, “Bir gün, dört çocuğumun da derilerinin rengi ile değil de kişilikleri ile yargılanacağı bir ülkede yaşayacaklarına dair bir hayalim var” demişti, ancak bu yaşamsal insani hayalleri vuruldu ve ayrımcılık hala tenler, diller, inançlar, cinsiyetler üzerinden gırla yapılıyor. 
Hrant Dink; “Kendimi bir güvercinin ruh tedirginliği içinde görebilirim, ama biliyorum ki bu ülkede insanlar güvercinlere dokunmaz. Evet biraz ürkekçe ama bir o kadar da özgürce...” İnsanın kuşkulu duygusuna, güvercinin ürkek telaşına aldırmadı.

BURCU BURCU İZMİR

Oya Uslu kullanıcısının resmi

Şadırvanların üzerindeki kümbetlere de kuşlar konuyordu. Sebillerden su verilince onlar da içerlerdi insanlarla birlikte. Hele pembe ve yeşil sütunlar harikaydı. Mermerlerin Marsilya’dan getirtildiğini duymuştu. Saatini de Alman İmparatoru II. Wilhelm’in hediye ettiği söylentileri vardı. Kule tamamlanınca onu üst kısma koyacaklardı mutlaka.
Meydanda onun gibi meraklı insanlar vardı. İki adamın konuşmasına kulak misafiri oldu.
“Gördün mü; o kadar yağmur yağdı, güneş kızdırdı, yine de çökmedi kule.” dedi biri.
Diğeri omuz silkti.

Susmanın Sırası da, Zamanı da Değil..

Erdal Yıldırım kullanıcısının resmi
Papaz Niemöller, siyasal, toplumsal baskılar karşısında susarak kendini kurtarmaya çalışanlarla ilgili düşüncesini bizzat kendi yaşamını örnek göstererek şöyle ifade ediyor.
 
Naziler Komünistleri götürdüklerinde, sesimi çıkarmadım, çünkü ben ‘Komünist’ değildim. 
 Sonra Sendikacıları alıp götürdüler, ben sesimi çıkarmadım, çünkü ‘Sendikacı’ değildim.

Belli

Abdullah Oral kullanıcısının resmi

Bağlarım vurulmuş dalda gülüyle
Haykırıp durursun insan diliyle
Kazananda belli kaybedenlerde…
 
Ölen sorgulanır öldürenler ak
Tüm izler karıştı bak bu günlerde
Bu kalleş ölümün tarafları yok
Kazananda belli kaybedenlerde…
 
Umut can çekişir gelen her günde
Ne iman ne inanç kalmış şu dinde
Bıçak ceryan olmuş oynuyor tende
Kazananda belli kaybedenlerde…
 
Halkımın sırtında zorba kamçısı
Dizlerden gözlere vurur sancısı
Barış diyenlerin bitmiyor yası

BARIŞ İÇİN AKADEMİ (Mİ?)

Temel Demirer kullanıcısının resmi

 
“Barış,
insanların birbirlerine
gerçek adlarını
söyleyebildikleri bir zamandır.”[2]
 
Barış için savaş karşısında akademiyi, sorumluluklarını konuştuğumuz bu toplantıyı neden Ege ya da Dokuz Eylül veya herhangi bir Üniversitesi’nin bir salonunda, kampüsünde düzenleyemiyoruz? Neden bu insanî eylemimiz üniversitelerde yasaklı, “sakıncalı”? Bu soru(n)ların yanıtını verebilirseniz, barış için savaş karşısında Türk(iye) akademisinin zavallılığının vardığı sümsüklüğün ne demek olduğunu da kavrarsınız.

Masallarda büyür ölü çocuklar

Abdullah Oral kullanıcısının resmi

Türküler söyleyeyim sana 
En güzel düşlere dalıp gülümse 
 
Gün gelir sokaklara düşer ahım
İlkbahar yağmurlarında ayaklanır
            Sokaklarda vurulan cemreler.
 
Bırak oyunların yarım kalsın
Sakın çıkma dışarı!
Sokaklarımızda ölüm kol geziyor
Küçük avuçlarında sıkılı kalır umut
Ölüm saf tuttuğu yer de vurulursun..
 
Sen vurulursun!
Kuşların kanadı kırılır iner yeryüzüne 
sökün, sökün olur dağlardan bulutlar 
Kılavuzlar şaşırırlar yolunu
Yön bulamaz göklerde turnalar

Dilde destan olur, Halkın gerçeği.

Abdullah Oral kullanıcısının resmi

Hiç adil değil şu mülkün gerçeği,
Ürkekliğinde can, ıssız gecenin,
Dilde destan olur halkın gerçeği…
 
Oynaşırken camda titrek damlalar
Sızılıyor dilimde aşka cümleler
Yasaklara düşmüş aşk a gelmeler
Dilde destan olur halkın gerçeği..
 
Can sevdaya düşer yol tutuklanır
Aşka düşer yanar gül tutuklanır
Doğruyu söyleyen dil tutuklanır
Dilde destan olur halkın gerçegi.
 
Umutlar yüklemiş, dert heybesine.
Ölüm titrer halkın her nefesinde
Ezgisi yanık bir şiir sesimde!

Mendil Sen Kokuyordu/ Ali Gümüş

Necmettin Yalçınkaya kullanıcısının resmi

Sırada bekleyen yine çok değerli yazar ve şair arkadaşlarımın eserlerini okumaya ve onlardan bir şeyler öğrenmeye özen gösteriyorum ayrıca. 
Hani neredeyse Türkiye ile ilişkisi olan herkesin İzmir’i işittiğine ruhum gibi eminim. İşte sevgili yazar arkadaşım Necmettin, Mendil Sen Kokuyordu kitabının ilk öyküsü ile sizi İzmir’in kordon boyundaki güzelliklerle tanıştırıyor. Melisa, bu isim kordona çok yakışmış gibi geldi bana, bir de Melisa’nın ortadan kaybolmasından sonra onu büyük bir sabırla bekleyen bir sevdalı genç olan Fırat.

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...
RSS - ağ günlükleri beslemesine abone olun.