Ağ Günlükleri

YAR JÎ ŞA BÛ

Mehmet Çobanoğlu kullanıcısının resmi

Kend û kortalan hewşan e
Delalîya min rewşen e
Bax û baxçe, zozan e
Gulac bişkivîn gulşen e

Delalîya min havîn e
Dil û jîyan tim evîn e
Xêr û xelat û bihuşt e
Birêvan e xweş şevîn e

Delalîya min bêdert be
Kanî, newal, çavkanî be
Lezgîn biherike were
Dicle, Firat û Erez be

Delalîya min şar sor e
Evîn nebe dil jî kor e
Ez daxwazim yara min bê
Xeribî bo min pir zor e

Gazinên min jî zêde bû
Derdorê min tarî, şev bû
Ev çi rewşe, ev çi hale
Ez girîyam yar jî şa bû

Sokaklar babam kokuyordu

Necmettin Yalçınkaya kullanıcısının resmi

Annem, bir sabah kahvaltıda büyüdüğümü söyledi. Ne çok sevinmiştim. Gerçekten de boyum uzamış, ayakkabı numaram büyümüştü. Babasızlığım gibi…
Artık okullu oluyordum… Annem beni önce bir mağazaya, ardından da kırtasiyeye götürdü. Okul çantası, defter kalem, silgi, kalemtıraş aldık. Çok mutlu oldum. Silgimi iğneyle deldi, arasından ip geçirdi. “Boynuna tak, sakın kaybetme” diye de tembih etti.

çöp toplayan çocuk

Hıdır Karakuş kullanıcısının resmi

hayallerimi yitirmişim
çör çöp içinde arar olmuşum
temiz bir yer bulamadım bu dünyada
sana yer yok,der gibiler
ben inadına hayal kuracağım
bu çöplükte başınıza bela olacağım

yağmur vurur hayallerim ıslanır
kar yağar üzerine üşürüm
poyraz vurur,kurşun gibi
ne siperim var ne silahım
açlık hayallerimi vurur
bu çöplükte hayal kurarım yinede
hayallerim ter temiz

Bir sohbetin ardından sola dair birkaç söz -1-

Yusuf Değirmenci kullanıcısının resmi

 
En sondan başlarsak ’’galip’’ gelmenin umudunu hep taşımak gerek… Yazmak eylemi kendi başına bir sorgulama ve toplumsal duyarlılığın da izahıdır. Bir keresinde şöyle demiştim: Yazmak yetmiyor ve anlatmak da gerekiyor ve sürekli göstermek de önemlidir. Okumanın bu denli az olduğu bir toplumda, sorgulamaların ve anlaşılmanın ne demek olduğunu sanırım en çok yazar bilir. Emeğin, yorucu atmosferinde beklentiler, hatırlatmak oluyor. Hep bir şeyleri hatırlatma gereği duymak, duyarlılıktır. Buna ortak olması gerekenler, elbette yüz çevirmemelidirler.
****

Bilinmeze Doğru

Necmettin Yalçınkaya kullanıcısının resmi

 Oda karanlıktı. Elini duvarda gezdirerek elektrik düğmesini arayıp buldu. Oda bir anda ışığa boğulunca gözleri kamaşıverdi birden. Gözü duvar saatine gitti, saat dördü biraz geçiyordu. "Neredeyse gün ışıyacak, sabah olması yakındır." diye geçirdi içinden. Aynada kendini gördü. İyice yaklaştı aynaya. Kendi suretine boş ve anlamsızca baktı. Şaşkınlığı hâlâ üzerinde gitmemiş duruyordu... Saçları yer yer beyazlamıştı. Oysa daha genç sayılırdı, yirmi altısını yeni bitirmişti. Kulağına yapıştırdığı telefonu fark ettiğinde, indirdi yerine bıraktı.

munzur vadisi

Hıdır Karakuş kullanıcısının resmi

Munzur vadisi

Hey dost
bu ne hırçın hayat böyle
dinlenmeye mola verecek bir yer olsa
sırtımı sağlam bir kayaya verip
yıldızlardan beşik yapsam
korku duymadan,güven içinde
huzur içinde uykuya dalsam

kuş olsam 
uçurumdan uçuruma
kanat çırpsam gökyüzünde
gökten bakınca cennet misali
munzur suyu nede güzel süslemiş
değişmez sanılan dağları 
milyonlarca kez biçim verip
yeniden yaratmış gibi 

Balık Adam

Deniz Faruk Zeren kullanıcısının resmi

“Saatim düştü. Kırıldı”. “Yalancı zamanlarda yaşıyorsun sen zaten” dedi Latif usta saati soran adama. Adam kırıldı nedense bu cevaba. “Vazgeçtim” dedi, “yaşamaktan” Boyacı çocuk inledi, “boyarııızzz”, simitçi ağladı “taze gevreeek”. Latif usta çekici salladı. Çekiç utangaç bugün. Saati soran adam çıkıp gitti. Yürüdü başıboş. İşsizdi. Yalnızdı. Açtı. Sigarasızdı. Uykusuzdu. Terk edilmişti. Hiç sevilmemişti yahut. Elleri cebinde aşağı, sahile indi. Deniz dingindi. Başıboştu. Oturdu bir kenara. Ellerini cebinden çıkardı. Elleri soğuktu. Elleri paslanmış demir gibiydi. Denize daldı gözleri. Dinginlik beynini kemirdi. Pulları pırıl pırıl nefes nefese kalmış bir balık çıktı sudan. “Merhaba” dedi balık neşeyle.

anma

Hıdır Karakuş kullanıcısının resmi

ey zaman
ilaç değilsin
bir sene geçti ömrümden
bir senedir geçtin ömrümden
dağ gibi,bir ömür gibi
koca bir çınar gibi
gölgesinde teselli arardım
daha ne kadar ararım
bilemem

yıkılmaz sanırdım
kaya gibi,dağ gibi
sırtımı dayardım
ömrüme bakardım eteğinden
ırmak gibi yatağımı oyardı
derin bir nehir gibi
ömrüme akardı,yüreğimi yıkardı 
tutuşmuş yüreğime su serperdi
dayanır sandım,inandım

hayat

Hıdır Karakuş kullanıcısının resmi

Ey hayat
vurgunum sana
sevdalıyım
deliyim,divaneyim
salya sümük ardından koşarım
vaz geçemem

bağrımda açtığın yaralar volkan gibi
canevimden taşar
yine beni sarar
çırpınırım içinde
kanadı kırılmış gibi
uçuruma düşmüş gibi
bir çıkış yok gibi
bulmaya sevdalıyım
vaz geçemem 

gülümü aldın
gülüşenimi aldın benden
sevdalarımı çaldın
sevincimi,gülüşlerimi
ana dilimi aldın benden
kaç zaman konuşamazdım
sesim çıkmaz dilimden

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...
RSS - ağ günlükleri beslemesine abone olun.