Ağ Günlükleri

Türkiye'de İnsani Yaşam Yakın Gelecekte gerçekleşmeyecek, Neden?

Cemal Zöngür kullanıcısının resmi

beni buna mecbur eden sayısız tarihsel yıkımlar, kültürel kökensizlik, eğitim, demokrasi, hukuk, sınıf ve siyasal düşüncelerdeki sahteliktir. İnsanca yaşam Türkiyeli her insanın en doğal hakkı olduğuna inandığım halde, bu hakkın gerçekleşmesi ya da hayat bulması için, nasıl ki bir ağacın doğasına uygun toprak, iklim, çevre ve bakım gerekliyse, insani kültür ve yaşamın oturması içinde her türlü dejenerasyondan uzak bilimsel, gerçekçi eğitim ve düzenin olması şarttır.

Borandir Gelemedim

Mehmet Çobanoğlu kullanıcısının resmi

Yüküm ağır, gücüm bitti
Dertler beni heder etti
Bir ümide sarılmıştım
O da göçtü, o da gitti

Gönlüm yorgun, dilim suskun
Günler, güneş bana küskün
Yıllar oldu hep ezginim
Sakın deme "gelmiyorsun"

Felek neden böyle kalleş ?
Doğmaz oldu, bana güneş
Gözlerime yaşlar doldu
Kar yağıyor yanmaz ateş

Diken batı kara göze
Hüzün düştü her bir söze
Bahar bana hazan oldu
Yenik düştüm soğuk güze

Vadileri geçemedim
Şu yolları seçemedim
Dağlar yüksek, etraf karlı
Bu nedenle gelemedim

“Zor Zanaat”tır Yazarlık[*]

Temel Demirer kullanıcısının resmi

yalnızca kendin için değil,
tüm insanlar için yaparsın.”[1]
 
Yusuf Atılgan’ın, “Yaşamanın amacı alışkanlıktı, rahatlıktı. Çoğunluk çabadan, yenilikten korkuyordu.” “Ya insanlar? Onların yaşamında her şey ayrıntı. Önemli olan yemek değil, yenecek yemeğin çeşididir; giysi değil giysinin çeşidi; ayakkabının çeşidi. Günlerin adı bile...”[2] diye betimlediği tablo -dört yanımızı kuşatmışlığıyla- hâlâ yerli yerinde.

Dar Gök/Fabl/ Uğur YILMAZ

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Kuzgunlar, kayaların en sivrisine tüneyip göğe baktı.
“Tek gök var.” dedi yaşlı kuzgun. “Rüzgâr da birdir. Herkes payına düşene razı olsun.”
Aşağıdan bir doğan seslendi: “Rüzgârı gördün mü de böyle konuşuyorsun?”
Kuzgun, gagasını taşın serinliğine sürttü. “Görmeye gerek yok. Düzen dediğin, görünmeyene inanmakla kurulur.”
Doğan güldü. “Görmediğine düzen diyorsan, gördüğüne ne diyeceksin? Kanadımız birbirine çarpıyor.”
Bir başka kuzgun araya girdi: “Çarpışma hayatta kalmadır. Gök daralırsa kanatlar da daralır.”

yazar

Metin Arpacı kullanıcısının resmi

camına dokunmaz denilen dokunuşlarla, üstü çizilmiş tırnaklarla
sonra not kısmına telifsiz çatısız korunaksız üç beş kelime sıralıyorum
peşinden üstüne değerini ıskartaya vurmuş bir sürü şiir karalıyorum
çelimsiz, iş bilmez ve parasızdır yazdıklarım
ben işsiz, hayta, yeniyetme ve haddince bir ukala
derdim çeperlerden irkiliyor
sıram sırama eşlik ediyor
rüyada korkak ben
şeytan korkutur ki üç defa soluma tüküren yine ben
bakımsızken sıtma hastalığı beni vurur
ki kimsesiz bir çocuğum

Ant Olsun

Ersin Kurt kullanıcısının resmi
Değişecek bu düzen
Alaşağı olacak göğe eren baş,
Tehditle sallanan parmak kırılacak
Şüphesiz ki yerde kalmayacak ahımız
Er geç her şeyin hesabı sorulacak.
 
 
Elbet yine bitecek bir devir
Nehir deresine, dal meyvesine kavuşacak tekrar
Defteri dürülecek haramzadelerin
Rantın, talanın ve şatafatın sonu geldiğinde
Yeniden yeşilini giyecek üstlerine yanan ormanlar.
 
 
Kılıç ve teraziye ant olsun

ey mülakat!

Metin Arpacı kullanıcısının resmi

anadolu, bozkır ovalarında
taş tutmuş toz yutmuş yollarında
eğer deniz çıban vurursa yalnız üşürüm
üstümde son gocuğum yırtılırsa şayet
aşk elmasının dibinde uyurum

nice sırlar kaçmış insan aynasından
insan sırrını açmaktan korkar
ki yalanı bundandır bilirim
insan sır almaktan zevk duyar
kahpe sorularla üstüne gelinmesi bundandır bilirim

RIfat Mertoğlu/ Dengbéjin Dönüşü

Edebiyat Bahcesi kullanıcısının resmi

Her ses, bir yankıya muhtaçtır.
Bu romanın yankısı, yalnızca bana ait değildir.
Bir dağın eteğinde doğan, dumanla taşınan bu ses, nice insanın hafızasında, kalbinde, sözünde büyüdü.
O sesi bana duyuranlara, onu unutturmayanlara minnetle…
 
Berbang Çamlıbel Aydın (Seyadê Şamê’nin yeğeni, Halis Çamlıbel’in kızı)
Bilgisiyle, belgeleriyle, sessiz ama sarsılmaz desteğiyle bu hikâyenin damarlarında kan gibi dolaştı.
 
Veysel Çamlıbel

Sayfalar

Hapishane Edebiyatı

Ümüş Eylül Dergisinin 54. Sayısı Çıktı
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2025 tarihli 54. sayısı...
Ümüş Eylül Dergisinin 53. Sayısı Yayınla...
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan  Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2024 tarihli 53. sayısı...
Düşünsel özgürlüğün Sınırsız Kütüphanesi...
Görülmüştür Kolektifi, Redfotoğraf grubu ve Karşı Sanat, “içerdekilerle dışardakileri buluşturan” ortak bir sergiye daha imza atıyor. Fotoğrafçılar,...

Konuk Yazarlar

MİRİNA DERWÊŞ/ Yılmaz ELAGÖZ
Derwêş , li ser nivînê xwe  razabû. Lihêfek kevn û bipîne li ser wî bû.  Linghên xwe   kişandibûn ber bi zikê xwe ve û destên...
Turist Tavuk mu Kaz mı? Erhan Tığlı
Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis...
Kaç Can Hakkı Olmalı İnsanın? Veli Erdem
                                         ...
RSS - ağ günlükleri beslemesine abone olun.